Posts Tagged ‘sezen aksu’

23
Şub

Sezen Aksu’nun Yolculuğu

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat, Müzik

Sezen Aksu’nun geçtiğimiz ay çıkardığı “Biraz Pop Biraz Sezen” albümü,  dinlemeye doyamadığım o kadar güzel şarkılarıyla şimdiden benim müzik dinleme tarihimdeki yerini almış durumda. Bir albüm içinde herhangi bir albüme girse en güzel parça olabilecek bu kadar şarkı yer alabiliyorsa eğer takdirle, zevkle, güzellikle dinlemek kalıyor bize… İyi ki var Minik Serçe; sesine, sözüne bereket…

Albümde sözleri -ve tabii ki Sezen Aksu’nun yorumuyla da- en çok dikkatimi çeken şarkılardan biri de “Ey Benim Çocukluğum” oldu. Sezen Aksu, hayat yolculuğunu aynı zamanda bir aşk yolculuğu, olgunlaşma (kemâle erme) yolculuğu olarak vasfederken “çilehane” tabirini de kullanıyor ki, bu güzel benzetme geleneğin, klâsik kültürümüzün , tasavvufun izini bugünleştiren eşsiz bir çağrışım sunuyor ve “yana yana yolculuk” için tam yerine oturan bir söyleyiş oluyor. Hele kendi sesinden “Ey benim çilehânem” deyişi içimi ürpertiyor çoğu kez.

….ve nakarat kısmındaki nefis sözler:
Ne yapsam, nereye gitsem olmuyor
Hayattayken araftayım
Bir hatıraya sevdalı
Hem kazanan hem kaybeden taraftayım

Hayattayken arafta olmak…. Ne orda ne burda… Kendi ifadesiyle : “Ne burada ne uzaklarda”… Belki “hiç kimseden gidemem gitmem/ Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir” ifadesi ile de örtüştürmek gerekir bu sözleri. “Bir hatıraya sevdalı”, unutamayan âşıkların, aşkını hatıralarında yaşayanların, hâlâ güzelliği ve huzuru o hatırada bulanların hâlini ne de özlü ifade etmekte…  “Hem kazanan hem kaybeden tarafta” olmak… Böyle bir hâldeki insanın durumunu özetleyen veciz bir ifade daha. Öyle güzel sözler ki… Sezen Aksu’nun içimizi titreten ve aşkı hissettiren nadide sesi ve yorumu ile Ozan Bayraşa’nın enfes düzenlemesiyle de şarkı bendeki -ve tahminimce pek çok müzikseverdeki- müstesna yerini almış oluyor.

İyi ki varsın Sezen Aksu… Allah, sesine, sözüne, ömrüne bereket versin.

Fahri Kaplan


Şarkıyı ve albümün tamamını Sezen Aksu’nun resmi youtube hesabından dinleyebilirsiniz.

“Ey Benim Çocukluğum” şarkısı: https://www.youtube.com/watch?v=kkMTykQG4Qc

“Biraz Pop Biraz Sezen” albümü : https://www.youtube.com/watch?v=dpvoWvcDUIc

Tags: , ,

16
Eki

“Düş Bahçeleri”nden Şiire

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

Sözler yarım kaldı, şiirler eksik.

       Sezen Aksu, 2006 yılında yayınladığı ve kendi yazdığı şarkı sözlerinden oluşan kitaba “Eksik Şiir” adını vermişti. Bugün yazılan ve gittikçe şiir olmaktan uzaklaşan, dolayısıyla eksilen, pek çok “şiir”in yanında, kanaatimce Sezen Aksu’nun şarkı sözleri -önemli bir kısmı itibarıyla- güzel bir şiirdir de. “Gidemem” şarkısında yer alan şu sözlerin ifade ettiğini bugünlerde yazılan kaç şiir bu ölçüde duyurabiliyor:

“Hem çok zor, hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir.
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir” (Sezen Aksu, Eksik Şiir, sayfa 211)

          Sezen Aksu’nun iki albümüne isim kaynağı olan “Düş Bahçeleri”nin girişindeki sözler, ne kadar zengin ve güzel bir bahçeye giriş yaptığımızı bize hissettirir:

“Yürüyorum düş bahçelerinde
Gördüm, düşümden büyük bahçe yok
Yüreğimin kuşları konmuş telgrafın tellerine
Neşesi gurbet selamlarından çok” (aynı eser [a.e.], sayfa 29)

        Realitenin -ufku çoğu kez sınırlayan- dünyasından, düş bahçelerinin geniş iklimine geçiş… Böyle bir geçişle gönül kuşunun pır pır edişi, telgrafın tellerine konarcasına neşelenişi. Öyle bir neşe ki gurbet selâmlarının bile ötesinde. Gurbette alınan selâm ve gurbette verilen selâm, her günün alışkanlığının ne denli ötesindedir. İşte onun da ötesinde bir neşenin yaşandığı düş bahçesi…

İkinci bölümde, “düş bahçeleri”nin seher vaktidir:

“Duruyorum vaktin seherinde
Değiştirdim takvimleri, gece yok” (a.e., s.29)

        Seher vakti, kendine has bereketi, dinginliği ve tatlılığı ile, vaktin kıymetini bilenlere, sabâ yelinin içten içe işleyen esintisini sunar. O yüzden olsa gerek vaktin seherinde durulmuş. Gecesi olmayan günlerle takvimler aydınlanmış. Gecenin ayrı bir derinliği, ayrı bir sükûneti olmakla beraber burada onu bir istiare malzemesi olarak karanlığın temsili, seheri de aydınlığın temsili olarak düşünmekte sakınca yok sanırım. Böyle bir aydınlık düş bahçesinde yüreğin kuşları telgrafın tellerine de konar, oradan pervâz ederek yeni dünyâlara da yelken açar, bunda şaşılacak ne var!

        Şiir tadında sözlerin olduğu bir düş bahçesinde seyahat, şimdilik bu kadar olsun. Sezen Aksu’nun düşüne, kalemine, sezgisine sağlık temennisiyle… Allah, onun da hepimizin de diline ve kalemine güzel sözler beyan ettirsin.


Sözlerin yer aldığı eser: Sezen Aksu, Eksik Şiir, Metis Yayınları, Aralık 2006, İstanbul.

Fahri Kaplan

[email protected]

 “Biga Doğuş BİGA”, Eylül 2014

Tags: , ,

31
Ağu

Sezen Aksu’dan Sami Yusuf’a Hediye: “Giz”

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Müzik

    Yazdığı şarkı sözleri,  yaptığı besteler ve güçlü sesiyle Türk müziğinin son 30 yılına damgasını vuran Sezen Aksu, eserlerinde dinî-manevi konuları işleyen dünyaca ünlü sanatçı Sami Yusuf’un bestelediği İngilizce Without (Giz) şarkısının Türkçe sözlerini yazdı. Şarkı sözlerindeki derinlik ve duyarlılıkla ruhumuzu okşayan Sezen Aksu, “Giz”in sözlerinde de o şiir tadındaki üslûbunu konuşturmuş, bir dinlenme, arınma tohumu atmış içimizde bir yerlere: İşte Sezen Aksu’nun Sami Yusuf’a hediye ettiği sözler:

    GİZ

Eser bir yel dağılır sis

Ne iz bırakır ne bir Giz

Yine o derin dipsiz

O şefkatle affeden

.

Evvelim şimdim ahirim

Benim sevgili sahibim

Bir okula misafirim

Mezuniyet bekleyen

           Sezen Aksu

          

Tags: , , , , ,

7
Tem

Yürüyorum Düş Bahçelerinde

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Genel Güncel, Müzik

Düş bahçelerinde yürüyorum, güzellikleri düşleye düşleye.

Sezen Aksu ne güzel bir albümle çıktı karşımıza. Aslında öz evlâdı olan ama başkalarının seslendirdiği şarkılar ne kadar da yakışmış Minik Serçe’nin diline. Lâle Devri ve Kaçak yorumu beklediğimizin altında kalsa da Tutunamadım, Gidemem, Lâl, Kurşûnî Renkler, Büklüm Büklüm şarkılarındaki ses, nasıl da titretti yüreğimizin en ince yerindeki teli. Şu sözlerin bizi götürdüğü iklim ne tatlı:

Komşunun kızı, çoban yıldızı…

Yaz bahçeleri yeşil, mor, kırmızı…

Ah şişede lâl, hem de ay hilâl,

Bir daha da görmedim ben öyle yazı.

“Rüya gibi yaz”lara yenilerinin eklenmesi ümidiyle düş bahçelerinde yürüyorum.

Tags: , , ,

19
Oca

Lâle Devri Çocuklarıyız Biz, Zamanımız Geçmiş

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

 

   Eski radyodan değil, bilgisayardan geliyor ses: “Çok geç kalmışız canım, vakit bu vakit değil, / Eski radyolar gibi çatıya saklanmış aşk.”

   Aşk! Afet-i can… Hem zehir, hem derman… Mecnun olmadan aşıklık iddiası ise pek yavan. “Aşk öldü mü yoksa?” derken devam ediyor derunumda bir yere dokunan sözler: “Öyle sanmışız canım, artık ölümsüz değil. / Leylâ ile Mecnun gibi çoktan masal olmuş aşk.”

   Hani şu dile dolanan Lâle Devri… Hani hep zevk u safa imiş, güya yatmışız ya hep. Hatta koskoca Osmanlı bile bu 12 yıldan dolayı batmış bazı akl-ı evvellerimize göre. Ah, aaah! Her şeyi hırsa bağlayan modern akıl! Senden o devrin zarafetini anlamanı beklemiyorum zaten. Nedim’in şarkılarındaki ince ruhtan da bî-habersin biliyorum. Senin bu dünya dağdağasının  girdabında boğulmuş hâlin bana uymuyor. Benim zamanım bu değil, biliyorum. Devam ediyor şarkı: “Lâle Devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçmiş. Aşk şarabından kim bilir en son hangi şanslı içmiş?”

    Hangisi? Dünya dağdağasında her gün kaybolup, dışına bakıp özünü unutmak mı? Yoksa gönlündeki aşkı en büyük hazine bilip, o engin ummanda aşk meyine kanmak, kandıkça yanmak mı? Keşke gönülde yanan kıvılcımlardan dünyaya da bir parça sıçrasaydı da kül olsaydı şu üç günlük dünya için her türlü aşağılığa tenezzül edenler. Kül olsaydı bebek katilleri, kül olsaydı zalimler. Kül olsaydı aşka inanmayan hissizler güruhu. Ne çektiyse onlardan çekmedi mi şu yaşlı dünya. Onlar bu vahşetten utanmazken, ben onların düzeninin oyuncağı olmadığım için mi utanayım? Utanmam, iftihar ederim elbet. Devam ediyor şarkı. Devam ediyor ve bitiyor, beni de bitirerek:

   “Ben derim utanma iftihar et, sevmeyenler utansın.

     Aşksızlığa mahkum edildiysek bu dünya yansın.”

     Kalemine, elemine, aşkına, ruhuna sağlık Sezen (Aksu)! Sezmeyen, hissetmeyen bu şahane sözleri yazamazdı zaten.

                       

                       Fahri Kaplan

Tags: , ,

2
Ağu

Sezen Aksu ve Deniz Yıldızı

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Genel Güncel, Müzik

     

Bugün Türk Pop Müziği diye bir şeyden bahsediyorsak şüphesiz bunda Sezen Aksu’nun büyük payı var. Batı taklidi uyarlama müziklerin marifet sayıldığı müzik piyasasında Sezen Aksu pop müziği Türk insanın duyuş ve düşünüşüne uyarlayabilmiş ender sanatçılardan biridir. Onun şarkıları sadece günün modasına hitap edip birkaç ayda eskiyen türden değil, şarap gibi yıllar geçtikçe değerlenen türden eserlerdir. Sen Ağlama, İkinci Bahar, Firuze, Tutuklu yıllar geçse de dilimizden düşüremediğimiz, tahminimce de düşüremeyeceğimiz şarkılarından birkaçı.

      Haziran ayının sonuna doğru “Deniz Yıldızı” adlı albümle tekrar merhaba dedi bizlere Minik Serçe. Albümde sırasıyla Deniz Yıldızı, Yol Arkadaşım, On: Ay, Hâlâ Haber Bekliyorum Senden, Kırık Vals, Güvercin, Roman, İzmir’in Kızları, Kutlama, Sor Beni, Memet, Tanrı’nın Gözyaşları, Menajer, Beşik adlı şarkılar var.    Albümde kendi düşünceme göre en öne çıkan şarkılar: İzmir’in Kızları, Güvercin, Roman, Hâlâ Haber Bekliyorum Senden. Bu yazıda bu dört eseri size kısaca değerlendirmek istiyorum.    İzmir’in Kızları: Kızlarının güzelliğiyle meşhur İzmir’in bir kızı da Sezen Aksu. Zaten eserde sık sık kendi gençliğine de atıfta bulunuyor. Ve İzmir’in kızlarının ne yaman olduğunu kendi annesinin babasının çırasını yakmasından anlatıyor bize. Şu sözlere kulak verelim:     Baba sen anasına bakıp da     Kızını almayacaktın.    Küfürlerine anneannemin    Öyle gülmeyecektin.    Daha görür görmez    Cigarasını tellendirdiğini   Şehriban Hanım’ın   Su yeşili gözlerine dalmayacaktın    İzmir’in kızları çırasını yakarlar adamın.    Eserin müziğinin de İzmir’in kızları gibi güzel ve çekici olduğunu belirtelim. Ancak eserde anlatılan günümüz İzmir’inin kızlarından çok ipekli çoraplarıyla kordona çıktığında yürekler yakan eski İzmir kızlarıdır.      Güvercin: Geçen yıl suikasta kurban giden gazeteci Hrant Dink için yazıp bestelediği eserinde Sezen Aksu hüznünü: “Gitti cancağızım gitti! Bitti son İstanbul.” Sözleriyle anlatıyor. Eserin müziği ve Sezen’in sesi de sözler kadar dağlıyor yürekleri. Aslında sadece Hrant’ı değil,  herkes kaybetiklerinin hüznünü bulabilir bu eserde. Öyle içten ve derinden bir Sezen Aksu şarkısı.

    Roman:  Bir romana aşık olan bir sevdalının hikâyesi. Sırf Roman olduğu için sevenleri ayıranları öyle güzel taşlıyor ki Minik Serçe. Şarkı albümün de en hareketli şarkısı aynı zamanda. Sözler de müzikle beraber tam bir roman havası oluşturmuş durumda. Tekrar tekrar dinlenecek bir şarkı.     Hâlâ Haber Bekliyorum Senden: Bir Sezen Aksu klasiği olan şarkı mistik bir his de veriyor insana. Şu sözler ne güzel ipucu veriyor şarkı hakkında:       “Bu şarkılar şifa duaları         Bu şarkılar yıkar duvarları         Bu şarkılar dostluk sal’aları”           Albümde beğenmediğim tek eser “Menajer”. Böyle basit eserler başkalarında güzel dursa da Sezen Aksu’dan çok daha iyilerini görmeye alışmışız bir kere.             Deniz Yıldızı, sahte şarkı ve şarkıcıların kol gezdiği piyasada nitelikli müzik arayanların dinleyebileceği bir albüm. Tıpkı diğer Sezen Aksu albümleri gibi.                                                                     Metin Topçu 

Tags: , ,