03.06.08

Diyarbakır Ulucami

Posted in Genel Güncel at 11:25 pm yapan faruk

dsc_0060-1.jpg

Diyarbakır Ulucamii zaman içerisinde havra, kilise ve en son olarak da camii olarak kullanılmış enteresan bir yapı. Güneydoğuya has taşlarla örülmüş sapasağlam duruşu ve heybetiyle göz dolduruyor. Fotoğrafta da görüldüğü gibi kubbe havrayı andırmaktadır. Üç semavi dine beşiklik yapmış bu yapı çok değerli bir eserdir.

03.05.08

Helâl Olsun Fenerbahçe

Posted in Spor at 9:49 pm yapan metintopcu

   

  Fenerbahçe dün geceki Sevilla zaferiyle Türk futboluna büyük bir zafer yaşattı. Son iki yılın UEFA Kupası şampiyonunu deplasmanda 2-0 geriye düştüğü maçta elemek gerçekten takdir edilmesi gereken bir başarı.

    Sadece ben değil, Rıdvan Dilmen gibi Fenerbahçe kökenli bir yazar bile Fenerbahçe’nin Sevilla’ya eleneceğini düşünüyordu. Ancak sarı-lacivertli temsilcimiz hepimizi yanılttı. Keşke her yanılma bu kadar güzel olsa.  Bize bu sevinci yaşatan tüm Fenerbahçe camiasını başkanı, yöneticisi, teknik ekibi ve tabii ki futbolcularıyla kutluyorum, hepsine teşekkür ediyorum.

   Maçın en ilginç noktası ise maçın başında yediği iki hatalı golle hepimizi kahreden Volkan’ın üç penaltı atışını kurtararak geceye damgasını vurması oldu. Tüm futbolcuların bu zaferde büyük payı var ancak Deivid ve Volkan’a da özellikle teşekkür ediyoruz.

   Maç analizinden çok zafer duygularını içeren bu yazımı noktalarken Fenerbahçe’nin çeyrek finaldeki şansının değerlendirmesini kura çekimi sonrasına bırakacağımızı belirtmek istiyorum.

    Tekrar teşekkürler Fenerbahçe! Helâl olsun sana!

                                                        Metin Topçu

03.01.08

Bilen Kazanır 4. Ödüllü Bilgi Yarışması Başladı

Posted in Genel Güncel at 8:59 pm yapan ibrahim

Oyun1game.com ve Mathilmi.com Tarafından ortaklaşa düzenlenen Bilen kazanır 4. ödüllü bilgi yarışması bugun başladı tüm yarışmacılarımıza başarılar dileriz. Yarışmamıza katılmak için oyun1game.com’u kullanınız.

02.27.08

Cimbom Hayatî Dönemeçte

Posted in Spor at 11:18 am yapan metintopcu

   

 Yabancı oyunculardan bir süre mahrum oynayan Galatasaray, 11 yerli oyuncusuyla çok iyi bir seri yakalamıştı. Tâ ki Leverkusen maçına kadar. Galatasaray’ın ilk maçtaki güzel futbolundan sonra böyle farklı bir mağlubiyeti kimse beklemiyordu.  Ardından ligin dibine demir atmış Kasımpaşa’ya Ali Sami Yen’de mağlup olmak ikinci bir şoktu Sarı-Kırmızılılar için. Yoksa Kalli’nin sene başından beri yaptığı garip uygulamaların bedeli yavaş yavaş ödeniyor mu?

     Feldkamp maalesef Galatasaray’a bir Avrupa takımı vizyonu kazandıramadı. Leverkusen maçının ilk  25 dakikasındaki gollerin bir iş kazası olduğunu düşünenlere Sion maçını hatırlatmak yeter sanırım. Sion’a karşı da film aynen başlamıştı. Şükür ki o zaman rakip güçsüzdü ve Galatasaray daha sonra bulduğu gollerle farkı indirmiş , İstanbul’da da işi bitirmişti. Gruptan nasıl çıktığı ise herkesin mâlumu. Üstelik gayet basit bir gruptan. Zira o gruptan çıkan diğer iki takım Bordeaux ve Helsingborg da tıpkı Galatasaray gibi sonraki turda elendiler. “Avrupa Fatihi” Galatasaray’ın Gerets ve Kalli dönemlerinde Avrupa’da yaşadığı hüsran karşısında hayıflanmamak elde mi?

     Feldkamp’ın Galatasaray’ının ligde şu ana dek iyi bir performans sergilediğini söyleyebiliriz. Ancak son iki şoktan sonra bundan sonrası için emin konuşabilmek kolay değil. İşte tam bu arada Galatsaray’ın 4 gün arayla ezelî rakipleri Fenerbahçe ve Beşiktaşla iki kritik maçı var. Bu iki maç ve sonrasındaki Kayserispor maçı için Galatasaray’ın tamam mı devam mı mücadelesi desek abartmış olmayız sanırım. Bu maçların kazanılması durumunda Galatasaray çok büyük bir avantaj elde edecek. Üçü birden kaybedilirse de 10 gün sonra Kalli’nin gittiğini bile görebiliriz. Ancak bana içimden bir ses Galatasaray’ın bu süreçte olumlu ve olumsuz sonuçları birarada yaşayacağını ve tamam mı devam mı mücadelesinin lig souna dek süreceğini söylüyor. Bakalım zaman ne gösterecek.

                                                              Metin Topçu

                                             

  

02.22.08

Yahya Kemal ve İstanbul

Posted in Edebiyat at 2:16 pm yapan fahrikaplan

     

 

    Türk edebiyatının en büyük şâirlerinden Yahya Kemal, Üsküdar’dan bahsederken:

Üsküdar, bir ulu rü’yayı görenler şehri!

Seni gıpta ile hatırlar vatanın her şehri.

 

Hepsi der: “Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?

Bizim İstanbul’u fethettiğimiz mutlu günü!”

  der. Üsküdar Sahili’ni ne zaman hatırlasam bu mısralar ruhumda canlanır da hem büyük fethi hem de bu güzel şiiri yeniden yaşarım.

    Fatih, İstanbul’u akan suları tersine çevirerek fethetti. O’nun yaptığı bu fetih sayesinde İstanbul, altı asırdır Müslüman Türk’ün zevkiyle yoğrulmuş durumda. Ancak bir de İstanbul’un ruhunu ve zevkini fethedip bunu şiirleriyle gönüllere duyurmuş “İstanbul’un güzelliklerinin fâtihi” şâirimiz var ki sadece Üsküdar’a bakışı bile onun İstanbul’u ne kadar kavradığını bize anlatır.

    Yahya Kemal’e gelene kadar birçok şâir İstanbul’a şiirler yazmıştır. Ancak hiçbiri İstanbul’un güzelliğini, mânâsını, onun fetihten bu yana gelen tarihî misyonunu ruhlarımıza Yahya Kemal’in duyurduğu keyfiyette duyuramamıştır. Hatta Lâle Devri’nin büyük şâiri Nedim’in İstanbul için yazdığı o şahâne beyitler bile Lâle Devri’nin zevk dünyasıyla sınırlı kalmış, -birkaçı müstesnâ- dönemini aşamamıştır.

   Tevfik Fikret’in kaleminde  İstanbul, Sis’in üzerine çökmesi gereken bir şehir hâlini almıştır. Bu bahtsız şâirimize göre sis İstanbul’u örtmeliydi ki onun kötülükleri görünmesin.  Tabii ki bu “sis”in uzun sürmesi düşünülemezdi. Yahya Kemal sisi şu mısralarla dağıtacaktı:

“Hayır bu hal uzun süremez, sen yakındasın;
Hala dağılmayan bu sisin arkasındasın.

Sıyrıl, beyaz karanlık içinden, parıl parıl
Berraklığında bilme nedir hafta, ay ve yıl.

Hüznün, ferahlığın bizim olsun kışın, yazın,
Hiç bir zaman kader bizi senden ayırmasın.”

  ( İnsan bu mısraları okuyunca İstanbul’u örten Sis’in dağılmasıyla coşsun mu, yoksa Türkçe’nin böyle bembeyaz sözlerinin büyük şâir tarafından aruza nasıl ustalıkla döküldüğünü görmekle hayrete mi düşsün doğrusu karar veremiyor. ) 

   Artık İstanbul’da sisler dağılmıştı. Binbir tepeyle yükselen boğazdan baktıkça engin vatan görünür olmuştu. İstanbul’a bir tepeden bakmanın hazzı, Süleymâniye’de bir bayram sabahında vecdle alınan tekbirlerin verdiği mânevî coşku, beş asırlık tarihin sindiği bu azîz şehirde kendini ecdâdla beraber yaşıyor hissetmenin sarhoşluğu İstanbul’u hiç görmeyenleri bile bu şehre hayran bırakıyordu. 

   Yahyâ Kemal, bize öyle bir İstanbul aşkını miras bıraktı ki, bu güzel şehirde yapılan onca tahribat bile o aşkı kalbimizden söküp atamıyor. 

                                                                                                Fahri Kaplan

02.20.08

Radyo-Televizyon

Posted in Genel Güncel at 1:54 am yapan feyza

RADYO TELEVİZYON VE SİNEMA BÖLÜMÜ

Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Türkiye’de kitle iletişim yayıncılığı alanında nitelikli ve yaratıcı bireyleri yetiştirmeyi öncelikli hedef olarak kendisine belirlemiştir.Bu nedenle Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü akademik ve mesleki uygulamaların iç içe geçtiği bir eğitim programını uygulamaktadır.
Bölüm  uygulamaya yönelik derslerde  radyo ve televizyon program yapımcılığı ve yayıncılığı açısından zengin  teknik altyapısını da kullanmaktadır.
Öğrenciler mezun olduktan sonra çalışmayı düşündükleri alanda uzmanlaşmaya yönlendirilmekte, seçmeli dersleri radyo programcılığı, TV programcılığı, radyo-TV haberciliği ve TV gazeteciliği, ,TV reklamcılığı, grafik tasarım, fotoğraf ya da film ile iletişim çalışmaları ağırlıklı olmak üzere seçebilmektedir. Tüm bu uzmanlaşmaya yönelik dersler ardışık bloklardan oluşmaktadır

           FEYZA KAPLAN

GAZETECİLİK

Posted in Genel Güncel at 1:45 am yapan feyza

Gazetecilik,basın sektörünün gereksindiği mesleki bilgi ve becerileri, haberciliğin toplumsal boyutunu da kapsayacak biçimde araştırmak ve öğretmek amacıyla öğretime başlamıştır.Bölümün iletişim ve genel kültür dışındaki vurgu alanları; fotoğrafçılık, bilgisayarla tasarım, radyoculuk, gazetecilik ve televizyon haberciliğidir.
Bu bölüm, belirtilen alanlarda, bir gazetede yer alan haber öğelerinin toplanması, yazımı, tasarımı ve basımına ilişkin kuramsal ve uygulamalı bilgileri ve haber içeriğinin uygun bir biçimde kodlanarak yorumlanmasını öğretmektedir. Ayrıca toplumsal bir kurum olarak basının ekonomik, siyasal ve kültürel boyutlarına ilişkin bilgileri vermektedir.
Bölümden mezun olan öğrenciler, haber ajanslarında, ulusal ve yerel gazetelerde, kamu ve özel radyo ve televizyon kuruluşlarında; kısacası basın yayın ile ilgili her alanda çalışabilirler. Öğrenciler muhabirlik, haber fotoğrafçılığı, editörlük, radyo yayıncılığı, TV haber programcılığı ve görsel yönetmenlik gibi görevleri başarıyla üstlenebilecek bilgi ve beceriye sahip olarak mezun olmaktadırlar.
Bölümden mezun olan öğrencilerin büyük çoğunluğu medya sektöründe  çalışmaktadır.
Gazetecilik Bölümü  öğrenciye genel  bir sosyal bilim formasyonu kazandırma amacını gütmektedir.Bunun yanında  öğrencinin iletişim bilimine ilişkin  gerekli kuramsal  bilgileri alması ve  alanda sağlam bir altyapı kazanması amaçlanmaktadır.
Bu nedenle ilk dönemden  itibaren  genel sosyal bilim formasyonuna yönelik derslerin arasına iletişim alanına ilişkin dersler de serpiştirilerek bir yandan da öğrencinin iletişim alanına yönelmesi  sağlanmaktadır.
Böylece  öğrencinin  hem genelde sosyal bilimler alanındaki bilgi birikiminin artırılması hem de iletişim alanında eleştirel ve analitik düşünüş yeteneğinin geliştirilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır.
Diğer yandan Bölümde gerek kuramsal düzeyde gerekse  uygulamaya dönük olarak verilen derslerle öğrencinin mesleğe daha donanımlı bir biçimde hazırlanmasına, meslekte  yaratıcı ve sorun çözücü bir  kişilik olarak kendisini ortaya koymasına katkıda bulunulmaya  çalışılmakta.
Programda yer alan  Gazeteciliğe Giriş, Haber Toplama ve Yazma Teknikleri, Gazete Yazı Türleri, Masa Üstü Yayıncılık, Web Tasarımı, İnternet Gazeteciliği, Konuşma ve Röportaj Teknikleri gibi derslerle de  öğrencinin gazetecilik mesleğine uygulama alanında da en donanımlı biçimde hazırlanmasına  katkı sağlama hedefi güdülmektedir.

02.19.08

Dünya Platforumunda Türkiye Stadyumları

Posted in Spor at 8:53 am yapan faruk

 

Malum, son yıllarda Şükrü Saraçoğlu Stadyumu ve Atatürk Olimpiyat Stadyumu ile epey güzel stadyumlarımız olduğunu zannediyoruz.

   Fakat durum hiç de öyle değil. Dünyanın en güzel stadyumlarıyla Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nu kıyasladığımızda Stadyumumuzun epey kötü olduğunu görebiliriz. ulaşımı bir taraf bırakalım. üstünün açık olması stadyumu kötü kılan nedenlerden bir tanesi

  Gelelim Şükrü Saraçoğlu’na. Epey güzel bir stadyum ama dünya klasmanında dudak uçuklatan bir durumu da yok. Amasterdam Arena, Schalke Arena, Allianz Arena ve İngilrtere’deki stadyumlar yanında çok da mükemmel değil. Ama kötünün en iyisi. Diğer stadyumlarımızı anlatmaya  zaten gerek yok. 

   Ligimizde seyirci azlığının en büyük nedeni stadyumların kötü olmasıdır. Başka bir neden aramaya gerek yok sanırım.

02.15.08

Bursa ve Mânâsı

Posted in Edebiyat at 3:13 pm yapan fahrikaplan

    

    Meşhur seyyâhımız Evliyâ Çelebi ne güzel tanımlamış Bursa’yı: Ruhâniyatlı şehir. Ne kadar beton yapılarla doldurulsa da güzel ve yeşil kalabilmeyi başaran bu şehre ecdâdın havası öyle sinmiştir ki insan onu gezdikçe Osmanlı’nın rûhunu ve medeniyetini inşâ edenlerin nefeslerini duyar gibi olur.

    Ben öyle inanıyorum ki Bursa’yı kavrayan kişi tarih şuurunu elde etmiş, Osmanlı’yı ayakta tutan o rûhânî gücü anlamıştır. İlk altı pâdişâhın Bursa’da olması bir yana; Emir Sultan, Üftâde, Süleyman Çelebi gibi mânevî kutupları bağrında taşıması bu şehri azîz yapmaya yeter. Evet, İstanbul gibi Bursa da azîzdir. Bursa da azîz ve köklü. Ve o da İstanbul gibi tüm tahribâta rağmen hâlâ güzel, hâlâ rûhânî, hâlâ ecdâdın sesi, soluğu.

    Bursa mutlaka gezilmeli. Hem de defalarca… Her gezişte de ecdâdın nefesi aranmalı, ayak seslerine kulak verilmeli. İşte o zaman bizi cihan devleti yapan rûhu ve medeniyeti kavramış oluruz. Bugün başkalarının incik boncukları karşısında ağzı açık kalan insanımızın kendi hazînelerinin farkına varmaya çok ihtiyâcı var. Bursa o hazinenin en önemli parçalarından biri. Onu keşfetme vaktimiz hâlâ gelmedi mi?

Fahri Kaplan 

Özür Dileriz

Posted in Genel Güncel at 4:53 am yapan ibrahim

Site editörlerinden Feyza KAPLAN’ın Hepsi Gurubu hakkında hazırlamış olduğu yayını, sitenyi asıl amacında uzaklaştırdığı için sildik. Ama yinede Siteye katkısından dolayı Sn. Feyza KAPLAN’a teşekkür ve özürü borç biliyoruz. Umarız en kısa zamanda tekrar aramıza katılır.

Lafistan Site yönetimi adına İbrahim ARSLAN.

Project-Id-Version: WordPress 2.3.2 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-12-31 15:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; « Previous entries Project-Id-Version: WordPress 2.3.2 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-12-31 15:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; · Project-Id-Version: WordPress 2.3.2 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-12-31 15:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; Next entries »Project-Id-Version: WordPress 2.3.2 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-12-31 15:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0;