Archive for the ‘Televizyon’ Category

 

  80′lerin sonu ve 90′ların başında çocukluğunu yaşayan herkeste unutulmaz bir yeri vardır o sokağın. Tek kanalın olduğu günlerde, çocuklara hem hayatın inceliklerini öğretmiş hem de eğlendirmiştir onları. Kırpık, Minikkuş, Edi, Büdü, Kurabiye Canavarı, Güleç, Açıkgöz, Kurbağacık, Tüylü, Unutkan, Dişlek, Keriman, Utangaç ve sayamadıklarım… Bizi o günlerde her sabah yarım saatliğine televizyona bağlamıştır. “Gün güneşli, insanlar neşeli.” diye başlayan müzik her çocuğun içine bir neşe doldurmuş, hayatta her güzelliğin bir mutluluk kaynağı olabileceğini tattırmıştır onların masum ruhlarına.

   Önceki gün Google’a girdiğimde Edi ve Büdü fotoğraflarının altında “Susam Sokağı 40. yaşını kutluyor.” yazısını görmek beni birden o sokakta geçen çocukluğuma tekrar götürdü. TRT tarafından Türk çocuğunun ruhuna, duygu ve algı dünyasına çok başarılı bir şekilde uyarlanan “Susam Sokağı”, aslında bir İngiliz yapımıdır. Orijinal adı “Seaseme Street”dir. Susam Sokağı’na ait orijinal isimlerde beni en çok şaşırtan ise bizim “Minik Kuş”umuzun asıl adının İngilizce’de büyük kuş anlamına gelen “Big Bird” olması idi. Ancak ben Minik Kuş adını seçen Türk yapımcıları tebrik ediyorum. Büyük Kuş ismi Minik Kuş’un verdiği o tatlı hissi veremezdi kanımca. O kadar büyük bir kuşun Minik Kuş olarak adlandırılması ona ayrı bir tatlılık katıyordu.

   katıyordu….

   -du…

   Geçmiş zaman eki kullanıyorum çünkü Susam Sokağı artık yayınlanmıyor. Ne yazık ki günümüz çocukları hem eğlendiren hem öğreten ve bizim neslimizdeki çocuklarda hâlâ unutulmaz yer bırakan o sokakta dolaşmıyorlar. O yolları aynı hevesle yürümüyorlar. TRT, 4. kanalını çocuk kanalına çevirince bu konuda ümitlensek de hâlâ Susam Sokağı’nı yayınlamaması ümitlerimizi törpülüyor. Yeni bölüm yayınlamasa bile eski bölümleri TRT’ye uzun yıllar yayınlayabileceği bir arşiv imkânı sunuyorken hâlâ bunun düşünülmemesini anlamıyorum doğrusu. Üstelik pek çok kişinin bu konuda TRT’ye e-posta gönderdiğini internet forumlarında yazılanlardan öğreniyorum. Yine de bir hamle yapılmaması garip.

   Susam Sokağı, 40. yılını kutlarken Türkiye’den bir süredir uzak kalsa da bugün 20-30 (belki de 35) yaş arasında olan herkese çocukluk masumiyetini tetikleyen gizli bir his sunuyor, onları çocukluk günlerine yeniden götürüyorsa Türkiye için de bir şeyler ifade etmektedir. 10 Kasım 2009′da Susam Sokağı tam 40 yaşında olacak. Nice 40 yıllara ulaşması ve ülkemizde tekrar  yayınlanması ümidiyle…

   Bir de unutmadan… Minik Kuş’un rengi kırmızı değil miydi?

    Fuat Akdağ’ın sunduğu, Rıdvan Dilmen’in haftanın spor olaylarını değerlendirdiği Not Defteri programı geçen yıl Cem Yılmaz’dan Ata Demirer’e, Yılmaz Erdoğan’dan Acun Ilıcalı’ya, Erman Toroğlu’ndan Ahmet Çakar’a pek çok ünlüyü ağırlamış, futbola renkli bir bakış getirmişti. Not Defteri yeni sezonda da kaldığı yerden devam ediyor. Milli Takımlar teknik direktörü Fatih Terim, 2010 Dünya Kupası yolundaki kritik maçlar öncesi Rıdvan Dilmen ve Fuat Akdağ’ın konuğu olacak. Program, Milli Takımımızın Estonya maçına hazırlandığı Kayseri şehrinden canlı olarak ekrana gelecek.

    Fatih Terim’in konuk olduğu “Not Defteri”, bu akşam 20:00′de NTV Spor’da.

   Son yıllarda futbol severler Avrupa’nın belli başlı liglerini izleyebiliyor, dünya markası takımların üst düzey oyunlarıyla futboldan daha çok zevk alabiliyorlar.

   Yeni sezonda da kanallar Avrupa’nın belli başlı liglerini yayınlamak için şimdiden harekete geçti, anlaşmalar yaptı. Beş büyük ligin önümüzdeki sezon hangi kanallarda yayınlanacağı belli oldu. Turkcell Süper Lig ise ocak ayına kadar Lig TV’de olacak. (Ocak ayındaki ihaleyle el değiştirebilir) 

  İşte ligler ve yayınlanacağı kanallar:

   La Liga (İspanya) : NTV - NTV Spor

   Premier Lig (İngiltere): Spor Max (Digitürk)

   Bundesliga (Almanya): TRT

   Serie A (İtalya) : ? (Müjde! NTV Spor Serie A’yı aldı.)

   Fransa : Kanal A

  

25
Haz

Avrupa Yakası’na Ağıt

   Yazar: Fahri Kaplan Tags: ,

Avrupa Yakası’nın Bitişi İçin Söylediğimdir…

… 

Şimdi gülmeler bitti, ağlamanın tam sırası,

Tarih oldu Burhan Altıntop’un her mâcerâsı.

Aslı, Volkan, Şâhika, Cem o diyârda kaldılar;

Şen gözlere görünmez oldu Avrupa Yakası.

.

               Fahri Kaplan

 

   Avrupa Yakası severlerin yüreği cız ediyor bu başlığı okuyunca biliyorum. Burhan, Volkan, Şahika, Aslı, Dilber Hala, Cem, Fatoş, Tanrıverdi, Yaprak, Osman ve diğerleri o kadar bizden biri olmuşlardı ki… Ama her güzel şey gibi Avrupa Yakası da nihayete eriyor. Birkaç yıl daha devam edebilir miydi? Evet, edebilirdi. Ama bitiyor. :( Bir Burhan Altıntop kolay yetişmiii halbuki, 37 sene gerekiyor yetişmesi için.;)

    Lâfistan’da lâfı daha fazla uzatmadan final bölümünün özetine geçelim efendim:

Makbule’nin kına gecesinde bütün kızlar toplanmışlardır. Ancak ertesi gün banyoda pozitif sonuçlu bir hamilelik testi bulunur ve işler karışır! Acaba bebek bekleyen kimdir?

Burhan Altıntop düğün ve pırlanta yüzük bütçesiyle cebelleşmektedir. Bu esnada muhallebiciye gelen oyuncuya Issız Adam filmini seyretmediği için rezil olur ve yakında Aslı’nın röportaj yapacağı Cem Yılmaz’la tanışıp kanka olmayı ve ofis ekibinin gözündeki karizmasını parlatmayı kafaya
koyar!

Volkan artık bir yol ayrımındadır. Hem Şahika’yla ilişkisi, hem geleceği konusunda ümitsizliğe kapılmak üzeredir. Son bir deneme olarak muhallebiciyi ünlülerin uğrak yeri yapmaya karar verir. Bu amaçla yaptığı planlardan birine Emel Sayın, istemeden de olsa dahil olur.

Sokağa dadanan tuhaf dilenci herkesin dikkatini çekmiştir. Dursun kafayı bu evsiz adama takar ve hem lüks hayatının hem de dilenme tekniklerinin takipçisi olur. Bu esnada Osman, Aslı’yla ilgili bazı gerçekleri öğrenir ve küplere biner. Onun raconuna göre büyük hata yapmış olan Aslı, artık
dizinden vurulmayı hak etmiştir!

Makbule uzun zamandır kullandığı deterjanın piyasadan kaldırıldığını öğrenip, imalathaneye gider ve deterjanın yaratıcısıyla tanışır. Makbule’nin hayatında acaba bambaşka bir ruh eşiyle yepyeni bir sayfa mı açılmak üzeredir?!

Meryem ve Osman bir an önce nişanlanmaya karar verirler. Evlilik haberini alan Meryem, artık ihtiyaç hissetmediği Dilber Hala’ya eskisi kadar yakın değildir. İhanete uğradığını hisseden Dilber’in yardımına beklemediği biri koşacaktır.

(Özet, atv.com. tr’den alınmıştır)

 

 Üzücü ama gerçek. Gülse Birsel, Sabah’ta yayınlanan bugünkü yazısında Avrupa Yakası’nın Haziran ayı sonunda ekranlara veda edeceğini açıkladı. İşte Gülse Birsel’in veda mektubu niteliğindeki yazısı:

 VEDA ETMEK FUZULİ ÜZÜNTÜ AMA

Tam 6 yıl önceydi. Gazeteci ve Gag programının metin yazarı ve sunucusuydum. Sinema eğitimi aldığımı çok kişi bilmiyordu. Plato Film ekibi ve Sinan Çetin, daha önceden yazılmış ve bir kısmı çekilmiş bir uzun metraj filmin senaryosunu revize etmem ve komedi dozunu arttırmam için Cihangir’deki ofise davet ettiler beni. Bir iki ay sonra senaryoyu elimden geldiği kadar istedikleri hale getirmiş durumda aynı ofisteydim. Herkesin o film hakkında söyleyecek bir sözü vardı, fikirler değişiyordu, bazı karakterlerin tamamen çıkarılması konuşulmaya başlandı.Bir an sıkılıp dedim ki, “Ya siz bu filmi boşverin, ben en iyisi size sıfırdan bir sitcom yazayım”! Avrupa Yakası fikrinin doğduğu gündü. Beş altı ay sonra, uzun ve çok titiz bir casting dönemi sonunda, 11 Şubat 2004′te, bir Çarşamba akşamı, saat sekizde ATV’de, Avrupa Yakası’nın birinci bölümü yayındaydı! Hümeyra’nın canlandırdığı İffet Sütçüoğlu telefonla konuşarak kahvaltı sofrasını hazırlıyor, bu esnada Aslı’yı istemeye gelecek bir aile olduğu öğreniliyor, Volkan ve Aslı salona giriyor, kavgaya başlıyor ve apartmanı teftişten dönen babaları Tahsin Bey’in fırçasıyla susup hizaya geliyorlardı. Sanırım ilk beş dakikada seyirciyi yakalayıp, onların komşuları, akrabaları, dostları olmayı başarmıştık.Aradan yaklaşık altı yıl geçti. Avrupa Yakası bu hafta 187. bölümünü yayınlayacak. Sanıyorum Türk televizyon tarihinin en uzun ömürlü sitcom’u olarak kayıtlara geçeceğiz. Ama daha da önemlisi, bu dönemde, hatırlayabildiğim “sahneye giriş” sırasıyla İfo, Volkan, Aslı, Tahsin Bey, Selin, Şesu, Yaprak, Sadettin bey, Fatoş, Cem, Bülent Bey, Sedef Hanım, Kubilay, Tacettin, Sertaç, Burhan, Gülenay Abi, Sacit, Makbule, Gaffur, Tanrıverdi, Zeynep, Nilay, Sabit, Hediye, İzzet, Şahika, Cesur, Osman, Dursun, Dilber Hala karakterleri, hem benim, hem sizin hayatlarınıza iz bırakacak şekilde girdiler.

Yazarken, bazen sanki kulağıma kendi repliklerini, kendi şakalarını fısıldadılar, kendi hikayelerini yarattılar. Olağanüstü oyuncular tarafından canlandırıldılar. Çoğu, yakın arkadaşlarımdan, ailemden daha sık haşır neşir olduğum kişilikler haline geldi! Çoğu zaman sabahın beşinde kendimi bilgisayar başında, Dilber Hala gibi soru sorup, Burhan gibi cevap verirken buldum! Uzun zaman olimpiyatlara hazırlanan bir sporcu gibi yaşadım. Şu anda bu yazıyı okuyan ve Avrupa Yakası’nı bu kadar yıldır “hiç kaçırmadan”, “fanatiklik derecesinde”, “fırsat buldukça” veya “izlediği tek Türk dizisi” olarak takip eden milyonlarca seyirciye bu dostluk ve kahkaha ortaklığı için teşekkür ederim. “Televizyonun kalıcılığı yoktur, bir dizi bittikten altı ay sonra kimse hatırlamaz” denir. Ama sanırım Avrupa Yakası uzun zaman unutulmayacaklar kategorisinde çoktan yerini aldı. Harika bir altı yıldı benim için. Çok hızlı, çok heyecanlı, çok eğlenceli, çok yoğun, zaman zaman çok gergin, olağanüstü ve olağandışı. Bu kadar zaman popülarite ve kalitenin kesişim kümesinde yer almak ve orada kalmaya çalışmak, hem çok gurur vericiydi, hem çok yorucu. Bir süre durup nefes almak istiyorum. Sanırım birçok oyuncu arkadaşım için de aynı şey geçerli. Artık başka hikayeler anlatmak lazım.

Sezon başında verdiğimiz karara uyuyor farklı yönlerden gelen tüm muhalefete ve iyi giden reytinglere rağmen Haziran sonu Avrupa Yakası’nı bitiriyoruz. Şimdilerde sette bir burukluk var. Herkes hem son yedi bölüm için işini en iyi şekilde yapmaya uğraşıp sonraki projeleri düşünürken, bir yandan da son çekim günü ne hissedeceğini kestirmeye çalışıyor. Bir dizi ekibinden çok, altı yıldır yakın dost olmuş bir tiyatro topluluğu dağılıyor gibi aslında. Artık 10 metrekarelik koridordan bozma oyuncu odamızda ezber yapmayacağımızı, sabahın altısında hala acaip bir enerjiyle oynayıp kahkaha krizine girmeyeceğimizi, Çarşamba akşamı diziyi seyredip sonra birlikte parti yapmayacağımızı, ve artık haftada üç gün birbirimize ve birbirimizle gülemeyeceğimizi kabullenme aşamasındayız! Kendi hesabıma, dizinin yazarı olarak, daha mantıklı çalışma saatleri, Burhan, Şahika ve Dursun’dan ziyade, etten kemikten, gerçek insanlarla görüşebilmek, sinemaya gidebilenleri, kafede oturup gazete okuyabilenleri kıskanmamak ve en önemlisi, aynı iştah ve heyecanla başka diziler, kitaplar, tiyatro oyunları, sinema filmleri yazabilmek, başka karakterler oynayabilmek için, bu altı yıllık maratona son (ya da ara diyelim) vermek istiyorum.

Bir yandan da belki de hayatımın en tuhaf, en heyecan verici, en benzersiz dönemlerinden birini bitirdiğimi de biliyorum. Uzun uzun veda etmeyi sevmem. Fuzuli üzüntüdür. “Görüşürüz, konuşuruz” filan demek daha çok hoşuma gider benim. Daha yedi hafta birlikteyiz. Ama ondan sonrası için… Orada, burada, şu veya bu şekilde… Görüşürüz, konuşuruz…

 

     Atv’nin internet sitesinde okuduğum özetten hareketle bu akşam bizi yine bol kahkahalı bir Avrupa Yakası’nın beklediğini söyleyebilirim. Özette en ilgimi çeken konular ise güzelliği dillere destan Dilber Hala’nın “nü” resminin yapılarak elâleme malamat edilme tehlikesi ve Volkan ile Şahika’nın yeniden alevlenen aşkı. Ancak Şahika’nın Sacit’in eski sevgilisi olması sebebiyle şimdilik bu aşkı etrafa duyurmamaya çalışıyorlar. Yani Azim’in Dilber’e dediği şu sözleri uyguluyorlar: “Gizli gizli buluşuruk, ne olacak yaaaa!” :D

       Bu arada Burhan’ın maceraları da bizleri kırıp geçirmeye devam edecek. Bizleri bu akşam 20:00′de yine bir kahkaha tufanı bekliyor. İyi seyirler!

   Avrupa Yakası’nın 177.bölümünün yayını önümüzdeki haftaya kaldı. Onun yerine Avrupa Yakası’nın dün akşam vefat eden Tahsin Amcası Gazanfer Özcan’a saygı bölümü yayınlanacak. 177. bölümün yayınlanmaması ile ilgili bir açıklama yapılmasa da yayının Gazanfer Özcan’a duyulan saygı dolayısıyla iptal edildiği düşünülüyor.

 

 

   15 Şubat 2009 Pazar akşamı Var Mısın Yok musun’a yarışmacı olarak katılan ünlü komedyen Cem Yılmaz, hem gülmekten kırdı geçirdi hem de reytingleri alt üst etti. Programı izleyemeyenlerin ve izleyip de bu kahkaha tufanını tekrar yaşamak isteyenlerin yoğun talebi üzerine Show Tv, Cem Yılmaz’ın katıldığı programın tekrarını yayınlamaya karar verdi. Cem Yılmaz’ın yarıştığı Var Mısın Yok musun’un tekrarı 19 Şubat Perşembe akşamı saat 22:00′de Show Tv’de yayınlanacak.

   Avrupa Yakası izleyicilerine müjde! Kahkaha tufanı Avrupa Yakası 3 haftalık bir aradan sonra yeni bölümüyle ekrana geliyor. İşte Avrupa Yakası’nın 177. bölümünün özeti:

AVRUPA YAKASI 177. BÖLÜM ÖZETİ:

Burhan ekonomi yapmak amacıyla, taşıt aracı olarak bisikleti kullanınca akşam haberlerinde yer alır. Bu ucuz bir araba firmasının dikkatini çeker ve Burhan’a reklam teklifi gelir. Ancak sözleşmedeki  “özel hayata dikkat” maddesi Burhan’ı düşündürmektedir. Osman, Aslı’dan Dilber Hala ile iletişim kurmasını ister. Aslı ise işin içinden çıkamayınca, Fatoş’un tavsiyesine uyar ve Dilber Hala’yı röportaj yaptığı bir insan portresi olarak algılamaya çalışır. Hayatı ve geçmişiyle ilgili seri sorularla karşılaşan Dilber Hala, birkaç zincirleme olayın da etkisiyle Aslı’nın onu öldürmeyi planladığından şüphelenmeye başlar. Şahika’nın terk ettiği Volkan berbat durumdadır. Nilay’dan yeni ayrıldığı halde neşesi hiç kaçmayan Dursun’dan aşk acısıyla başa çıkma dersleri almaya başlar. Dursun’un teorileri gayet bilimseldir. Ama acaba pratikte başarılı olacak mıdır. Bülent Bey’in ofis kızları arasındaki popülaritesine gıcık olan Tanrıverdi, Osman’la bir olup, Bülent’i madara etmeye karar verir. Monşer, en zayıf tarafı olan yaşlılık noktasından vurulacaktır. Ofis ekibi Bülent’i de alarak hızlı bir hayata girer. Bakalım Bülent bu tempoya ayak uydurabilecek midir?

Lafistan.com Gizlilik Politikası