Archive for the ‘Spor’ Category

 

   Beşiktaşlıyım. Beşiktaşlı olmakla da hep gurur duydum. Her taraftar, tuttuğu takımın çeşitli vasıflarıyla  gurur duyar. Kimisi başarıyla övünür, kimisi parayla. Kimisi de bunların çok üstünde değerler arar ki, Yıldırım Demirören’in sık sık bahsettiği ama uygulayamadığı ”Beşiktaşlılık duruşu” kavramı bu önemli değerleri içermektedir. Bu duruşu Süleyman Seba’da görmüştük. Bu duruşu Ertuğrul Sağlam’da gördük. İstifa konuşması futbolun gökkubbesine bırakılan bir hoş sadâydı. Bu konuşma, ”adam gibi bir adam”ın içindeki geniş, derin ve güzel dünyayı dışa çıkarmış ; bu vasıfların kıymetini bilenlerin kalbini fethetmişti.

   Bu duruşun sahiplerinden biri aramızdan ayrıldı geçen gün. Vedat Okyar hem kişiliği hem futolculuğu hem de Beşiktaşlılığıyla unutulmazlar arasında yerini aldı. Onu sadece Beşiktaşlılar değil, bütün futbolseverler sevgi ve saygıyla anacaklar.

   Şu hadise karşısında tüyleri diken diken olmayacak Beşiktaşlı, bırakın Beşiktaşlıyı futbolsever var mıdır:

   Bir maçta tartışmalı bir pozisyonun ardından hakem Vedat Okyar’a “Tekme attın mı?” diye sorar. O da “Evet” cevabını vererek sahayı terketmek zorunda kalır. Vedat Okyar bu olayı “Hakeme Beşiktaş formasıyla yalan mı söyleyecektim utanmadan?” diyerek açıklar.

   Beşiktaş formasının asaletini, kıymetini bilenlerdendi Vedat Okyar. O formayı taşımak nedir iliklerine kadar hissediyordu. ”Beşiktaşlılık”ın başarının ve paranın önüne doğruluğu, sadakati, tutkuyu, aşkı, vefayı geçirebilmeyi gerektirdiğini; diğerleri sonra geldiğini biliyordu.

   Süleyman Seba, Ertuğrul Sağlam, Vedat Okyar, Sanlı Kaptan ve diğerleri… Sizler binbir kire bulanmış  futbol dünyasında Beşiktaş’ın beyazı kadar beyaz, siyahı kadar asil bir duruşu: ”Beşiktaşlılık duruşu”nu her yönüyle gösteren müstesna şahsiyetler! Kalbinin pompaladığı kan siyah beyaz olan büyük taraftar sizleri unutmuyor, unutamaz, unutmayacak.

   

   Şanlı Beşiktaşım! Sana lâyık olanlar yönetmeli seni. Seni sen yapan değerleri bilenler yönetmeli. Bu taraftarın çifte kupadan çok öte şeyler beklediğini bilenler yönetmeli.  

     “Önce müslümanım sonra elhamdülillah Beşiktaşlıyım” diyen Vedat abi; güzel insan, büyük Beşiktaşlı! Allah kabrini nurla doldursun, seni orada da Beşiktaşı’tan ayırmasın. Ölümle yaşamı ayıran çizginin siyahla beyazı ayıramadığı yerde rûhun şâd, mekânın cennet olsun!

   Son yıllarda futbol severler Avrupa’nın belli başlı liglerini izleyebiliyor, dünya markası takımların üst düzey oyunlarıyla futboldan daha çok zevk alabiliyorlar.

   Yeni sezonda da kanallar Avrupa’nın belli başlı liglerini yayınlamak için şimdiden harekete geçti, anlaşmalar yaptı. Beş büyük ligin önümüzdeki sezon hangi kanallarda yayınlanacağı belli oldu. Turkcell Süper Lig ise ocak ayına kadar Lig TV’de olacak. (Ocak ayındaki ihaleyle el değiştirebilir) 

  İşte ligler ve yayınlanacağı kanallar:

   La Liga (İspanya) : NTV – NTV Spor

   Premier Lig (İngiltere): Spor Max (Digitürk)

   Bundesliga (Almanya): TRT

   Serie A (İtalya) : ? (Müjde! NTV Spor Serie A’yı aldı.)

   Fransa : Kanal A

  

Beşiktaş’ın şimdiden efsane olmuş taraftar grubu ÇARŞI, ürettiği tezahüratlar, nükte ve incelik dolu pankartlarıyla Türk futbolunda klişeleşmiş taraftar tipini rafa kaldırdı, kaldırmaya da devam ediyor. İşte Michael Jackson’un ölümü üzerine ÇARŞI’nın hazırladığı pankart:

Michael Jackson'a Çarşıdan ilginç pankart!

 

      Lig’de ve Türkiye Kupası’nda mutlu sona ulaşarak 2008-2009 futbol sezonuna damgasını vuran Beşiktaş, dün İnönü’de düzenlenen muhteşem törenle şampiyonluk kupasını havaya kaldırdı.

     Beşiktaş’ın 6 yıl sonra gelen şampiyonluğu Türkiye’nin her yerinde coşkuyla kutlanıyor.

     Ne mutlu Beşiktaşlıyım diyene!

     .

     Beşiktaşlıyız Beşiktaşlı!

     Anlayamaz kimse bu aşkı

     Bekçisiyiz kopa kıyamet

     Siyah Beyaz bize emanet.

 

    Dün akşam oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde Barcelona Manchester United’ı ezici bir oyunla 2-0 yenerek kupaya ulaştı. Barcelona’nın golleri Etoo ve Messi’den geldi. 9 golle Şampiyonlar Ligi gol kralı olan Messi maç öncesindeki Messi mi Ronaldo mu sorusuna en güzel cevabu verdi. Maçı yorumlayan Rıdvan Dilmen’in dediği gibi: “Şu an dünya üzerindeki futbolcular ikiye ayrılıyor. Messi ve diğerleri…”

    Barcelona böylece Avrupa’nın en büyük kupasını 3. kez kazanmış oldu. Tebrikler Barca!

27
May

Tebrikler Luce!

   Yazar: Metin Topçu

 Lucescu pişmanlığı ilk değilmiş...

   Galatasarayla Süper Kupa’yı aldı, şampiyon oldu, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynadı gönderildi. Beşeiktaş’la şampiyon oldu, UEFA Kupası’nda çeyrek final oynadı gönderildi. Türkiye’den ayrılınca Shakhtar Donetsk’in yolunu tutan Lucescu 5 yılda 3 şampiyonluk yaşadı.

    Ve geçen hafta tekrar Türkiye’ye geldi Lucescu. Ancak bu sefer bir Ukrayna takımının, Sahakhtar Donetsk’in başında. Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanan UEFA Kupası finalinden zaferle ayrıldı.  Tebrikler Luce! Seni gönderenlere güzel bir ders verdin. Tüm bu başarılarına rağmen o mütevazi ve olgun tavrın gerçekten takdiri hakediyor. Umarım bir gün tekrar Türkiye’ye dönersin.

 

 En son 1983 yılında Türkiye Kupası’nı kazanan Fenebahçe’nin önceki akşam finalde Beşiktaş’a 4-2 yenilerek kupa hasretini giderememesi üzerine yazılı ve görsel bir çok ”geyik” üretiliyor.

    İşte bunlardan bazıları:

Fenerbahçe’nin Türkiye Kupası’nı kazanması en çok hangi kitapta geçer?
Rüya tabirleri kitabında.

***
Arşimet bugün yaşasaydı neyi bulamazdı?
Fenerbahçe’nin Türkiye Kupası’nı kaldırma kuvvetini.
***

Fenerbahçe için Türkiye Kupası neden önemli değil?
Çünkü ‘elle tutulur bir başarı’ değil.

***

Fenerbahçeli genç taraftarların en çok kullandıkları cümle nedir?
“Bana Türkiye Kupası’nı anlatsana dede…”

***
Türkiye Kupası’nı kazandıklarını görmüş iki Fenerbahçeli yan yana gelince ne yapılır?
Aralarına girip dilek tutulur ve fotoğraf çektirilir.

***

   Fenerbahçelilerin çoğu neden Türkiye Kupasının rengini gri olarak hatırlıyor?
Cevap:Çünkü kupayı en son kazandıklarında televizyonlar siyah beyazdı…

***

‘Kupa’ yaz ’1907′e gönder, Kayahan’dan ‘Bana yine hüsran, bana yine hasret var’ melodisi cebine gelsin.

    Beşiktaş, Fenerbahçe’yi 4-2′lik skorla hüsrana uğrtarak son 4 yılda 3. kez Türkiye Kupası’nı kazandı. Bir Beşiktaşlı olarak çok keyifli bir akşam yaşadığımı söylemeliyim. Daha ilkokula bile gitmeyen Beşiktaşlılar 3 tane Türkiye Kupası görmüşken 25 yaşına gelmiş Fenerli dostların kupayı görememiş olması da futbolun güzelliğinin bir başka yönü.

    Tebrikler Beşiktaş! Nice 26 senelere Fenerbahçe… :D

 

  Futbolseverleri bu haftadan itibaren 3 hafta boyunca çarşamba günleri müthiş finaller bekliyor. Sözü fazla uzatmadan bu 3 maça göz atalım isterseniz:

 13 Mayıs 2009: İki ezelî rakip, Türk futbolunun iki güzide kulübü Beşiktaş ve Fenerbahçe saat 20:00′de İzmir Atatürk Stadı’nda Türkiye Kupası için karşı karşıya geliyor. İki takım 2006 senesinde de Türkiye Kupası finali oynamış, kazanan Beşiktaş olmuştu. Fenerbahçe kupayı 26 yıldır müzesine götüremiyor. Bu durumun rakip taraftarlarca alay konusu olması (bkz. en alttaki fotoğraf) Fenerbahçe’yi ne kadar hırslandıracak göreceğiz.

20 Mayıs 2009: Kadıköy’de Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanacak UEFA Kupası finalinde Türkiye’de iki takımı şampiyon yapan Mircea Lucescu’nun takımı Shakhtar Donetsk ile Werder Bremen saat 21:45′te karşı karşıya geliyor. Başarılar Luce! (Kupa yabancıya gitmesin değil mi? ;) )

27 Mayıs 2009: Futbol kalitesinin en yüksek olduğu turnuva olan Şampiyonlar Liginin en önemli maçı, yani finali… Barcelona ile Manchester United’ın karşı karşıya geleceği bu müthiş karşılaşma Roma Olimpiyat Stadı’nda saat 21:45′te başlayacak.

      KİM KAZANIR?

    Böyle finallerde ne olacağını kestirmek pek mümkün olmasa da bu 3 finalde kazanacağını düşündüğüm takımlar Beşiktaş, Shakhtar Donetsk ve Barcelona.

      Peki sizce kimler kazanır? Yorumlarınızı bekliyorum.

 

 

 

     Önceki akşam Barcelona’nın son dakika golüyle tur atladığı Chelsea-Barcelona karşılaşmasına maçın hakemi Norveçli Ovrebo damga vurdu. Chelseali futbolcuların penaltı beklediği 5 pozisyonun hiçbirinde düdüğünü çalmayan Ovrebo’ya maç sırasında ve maç sonrasında Chelsealilerden büyük tepki vardı. Bu tepkilerin en ilginci ise Barcelona’nın son dakika golünden sonra 90+5. dakikada hakemin gözünün önündeki elle müdahaleye penaltı düdüğü çalmaması sonrasında Michael Ballack’ın hakemi kovalaması oldu. Hakemin üzerine yürüyen Ballack tam hakemi sarsacaktı ki son anda kendisini tuttu ve hakemi yakın temasa alarak kovalamaya başladı. Ovrebo ise geriye dönüp Ballack’ı uyarma cesaretini kendinde bulamadı ve güya pozisyonu takip etmek için hızla kaçmaya başladı. O kaçarken Ballack arkadan kovalıyordu.

Lafistan.com Gizlilik Politikası