Dil kursu için gitmiş olduğum İngiltere’den döndükten sonra bana komik gelen bir hadiseyi anlatarak yazılarıma burada pazardan pazara devam etmek istiyorum.
Bu yazın başında (27.06.2009) gitmiş olduğum İngiltere’den geçen hafta(05.09.2009) cumartesi akşamı döndüm. Daha uçaktan inmeden, yolda en uzun süre üzerinde uçtuğumuz şehrin İstanbul olup, bir süre gece alçaktan seyrini görme fırsatım olması ve uçakta bir müddet sohbet ettiğimiz Gürcistanlı arkadaşın Atatürk Havalimanı’na yaklaşırken “Tamamı İstanbul mu? Harika görünüyor” demesi demesi gerçekten beni onure etti. İstanbul’un gündüz seyrinin harika olduğunu biliyordum ama gecesinin de ondan aşağı bir tarafı yokmuş. Sonrasında havaalanına indikten sonra ikinci yolculuğuna devam edecek olan uçakta tanışıp samimi olduğum arkadaşı transfer bölümüne kadar geçirip pasaport kontrolüne geçtim. Ardından valizimi almak için yöneldiğim bölümde bulunan polis memuruna “-Londra’dan gelen uçağın valiz bölümü neresi” deme ihtiyacını kendimde hissettim. Polis memurunun el işaretinden sonra İngilterede uzun süre kullandığımız teşekkür sözcüğünü (Thank You) hiç anlamdan söyleyiverdim. Devamında Türk olduğumu daha öncesinden sezen polis memurunun hafif tebessümünü görünce “-Çaktırma abi ağız alışkanlığı” deyip valiz bölümüne yöneldim ve sonrasında da havalanındaki Metro durağına geldim. Durakta görmüş olduğum İstanbul resimlerine tren gelinceye kadar hayranlıkla baktım. Daha öncesinde kitaplarda veya internet ortamında görmüş olduğum bu resimler sanki daha bi güzel geldi bana. Gidiş yönüm olarakta Zeytinburnu durağında hattı değiştirip tramvaya binmem gerekiyordu. Metrodan inip tramvay durağına geçtikten sonra İngiltere’de alışageldiğimiz, ilk iş olarak Hareket cetveline baktım. Hareket cetvelinde son sefer olarak 00:00 ‘ ı gösteriyordu, baktığım zamanda da saat 23:56 idi, bir müddet bekledikten sonra 00:02 de artık tramvaydan umudu keserek orada bulunan bir adama “- Tramvayın son seferi kaçta dedim” o da bana “- Valla benim bildiğim on iki çeyrekte ama belli olmaz birde de gelir” dedi. (İlk zamanlar bir iki otobüs kaçırdıktan sonra dakik olmaya çalışan ben içimden “- nasıl on iki çeyrekte olur bak buraya son sefer olarak 00:00 yazmışlar diyesim gelsede” hem adamın söylemiş olduğu “Belli olmaz birde de gelir” sözü amcanın söylediği şiveyle birlikte bana çok komik geldi ve bende burası Türkiye ne olacağı belli olmaz diyerek beklemeye devam ettim. Ardından tam 00:06 da tramvayın bu son durağa süzüle süsüle geldiğini görünce hem güldüm hem de bu olayın kendime yaramışlığına şaşırarak ne olursan ol Seviyorum seni ülkem demekten kendime alamadım.
(Bu yazıyı yazmaktaki amacım gelir gelmez ülkemdeki işleri eleştirmek değil, ülkeme indiğimde ilk anım olduğundandır. )
Recep İvedik-2 nasıldı sorusuna verilebilecek çok farklı cevaplar var. Kimine göre komik, kahkaha tufanı; kimine göre ise bayağı ve lümpen… Filmi izlemiş biri olarak her ikisinin de doğru olduğunu söyleyebilirim. Filmde çok bayağı espriler var ancak filmi izlerken gülmekten, kahkaha atmaktan kendini alamıyorsun.
Filmde en çok güldüğüm sahne ise ninenin ”O maun sandık var ya…” sözünü 10 kere tekrarladıktan sonra söyledikleriydi. Ne söylediğini burada yazmam uygun olmaz. Hem söylesem izlemeyenler için ne sürprizi kalır ki?
Sonuç olarak Recep İvedik-2′nin ilk filmdeki gibi hem bayağı hem de bu bayağılıkla herkesi güldürebilen, zekâdan çok bilinçaltına hitap eden bir komedi filmi olduğunu söyleyebilirim.
Ya siz, Recep İvedik 2 hakkında ne düşünüyorsunuz?
15 Şubat 2009 Pazar akşamı Var Mısın Yok musun’a yarışmacı olarak katılan ünlü komedyen Cem Yılmaz, hem gülmekten kırdı geçirdi hem de reytingleri alt üst etti. Programı izleyemeyenlerin ve izleyip de bu kahkaha tufanını tekrar yaşamak isteyenlerin yoğun talebi üzerine Show Tv, Cem Yılmaz’ın katıldığı programın tekrarını yayınlamaya karar verdi. Cem Yılmaz’ın yarıştığı Var Mısın Yok musun’un tekrarı 19 Şubat Perşembe akşamı saat 22:00′de Show Tv’de yayınlanacak.
Son haftalarda ünlü komedyenleri konuk ederek sporla mizahı birleştiren Not Defteri programı yarın akşam yayınlanacak yılbaşı programında da ünlü komedyen Ata Demirer’i konuk ediyor. Fuat Akdağ’ın sunduğu, Rıdvan Dilmen’in de haftanın değerlendirmesini yaptığı programa önceki haftalarda Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan konuk olmuştu. Özellikle Cem Yılmaz’ın katıldığı programda kahkaha eksik olmamıştı. Özellikle taklit yeteneği çok üstün olan Ata Demirer’in de yarın not defterini izleyenleri gülme krizine sokması bekleniyor.
Ata Demirer’in konuk olacağı “Not Defteri” programı, 31 Aralık 2008 Çarşamba saat 19:00′da NTV Spor’da.
Cem Yılmaz’dan sonra Yılmaz Erdoğan da Fuat Akdağ’ın sunduğu Rıdvan Dilmen’in de haftanın futbol olaylarını yorumladığı “Not Defteri” adlı programa konuk oluyor. Futbolu ve mizahı seven kişileri yeni bir kahkaha tufanı bekliyor anlayacağınız. Rıdvan Dilmen, Fuat Akdağ ve Yılmaz Erdoğan ile “Not Defteri” bu akşam (24 Aralık) saat 20:00′de NTV Spor’da. İyi seyirler!
Seri filmlerde genellikle sonraki filmler ilk filmleri aratır. Ancak A.R.O.G.’da durum farklı. Cem Yılmaz, bu filmde GORA’yı aşmış, enfes bir film sunmuş bizlere. Öncelikle şunu belirteyim: Her sahnede kikir kikir gülmek, sürekli makara aramak derdindeyseniz bu film beklentilerinizi karşılamayabilir. Ancak herşeyden önce bir film arıyorsanız içiniz rahat olsun. A.R.O.G’da iyi bir filmde olması gereken var, komedisi de üstüne kaymak olmuş.
Recep İvedik filmindeki gibi zekâ esprisinden ziyade kıllı espriler arayanlar, maymun sahnesi dışında tatmin olmayabilirler. Benden söylemesi.
Fenerbahçe taraftarı olan Cem Yılmaz Not Defteri programında Fenerbahçe esprilerine geniş yer ayırdı. Aragones’in maçı hareketsiz ve heyecansız bir tavırla izlemesine takılan Cem Yılmaz, şunları söyledi: “12. haftanın sonuna geldiğimiz şu günlerde biraz hareket istiyoruz herhalde. Taraftar o konuda düşünceli. Hoş, Fenerbahçe taraftarı hep düşünceli olmaya alışık. Heyecanlı maç seyreden bir topluluğuz. Bir tane yeriz, bir tane atarız. Ama abimiz (Aragones) Fenerli değil galiba.
Cem Yılmaz’ın Not Defteri’nde Fenerbahçe ile ilgili yorumu da izleyenleri güldürdü. Futbolu yakından takip etmediğini söyleyen Cem Yılmaz, önündeki puan durumunun olduğu kağıda bakarak: “Meselâ, Fenerbahçe’nin 12 maçta 4 mağlubiyet aldığını yeni öğrendim. Bu bilgileri buraya niye koyuyorsunuz. Bunlar gizli kalması gereken şeyler.” dedi.
Cumartesi akşamı Beşiktaş karşısında 5. mağlubiyete çok yakın olan Fenerbahçe’nin, bu maçından sonra Cem Yılmaz’dan yeni bir espri daha dinlesek hoş olur doğrusu.
NTV Spor’da Fuat Akdağ’ın sunduğu, Rıdvan Dilmen’in de haftanın futbol olaylarını değerlendirdiği Not Defteri programına konuk olan Cem Yılmaz, esprileriyle yine kırdı geçirdi.
Erman Toroğlu’nun bu hafta Maraton programında söylediği: “Trabzon - Sivas maçı öyle güzel ve heyecanlı maç oldu ki, bir şey kaçıracağım diye tuvalete gidemedim.” sözünün haftanın sözü olarak programda yayınlanması üzerine Cem Yılmaz espriyi patlattı: ” Ama Erman Hoca gitmese yine kaçıracak ! ”
Bu espri üzerine, Fuat Akdağ ve Rıdvan Dilmen gülme krizi geçirdiler. Aynı krizi ekranları başında programı izleyen seyircilerin de geçirdiğini tahmin etmek zor olmasa gerek. :D