Lâfistan

Seviyorum Seni Ülkem

14th Eylül, 2009

    Kız kulesi

Dil kursu için gitmiş olduğum İngiltere’den döndükten sonra bana komik gelen bir hadiseyi anlatarak yazılarıma burada pazardan pazara devam etmek istiyorum.

Bu yazın başında (27.06.2009) gitmiş olduğum İngiltere’den geçen hafta(05.09.2009) cumartesi akşamı döndüm. Daha uçaktan inmeden, yolda en uzun süre üzerinde uçtuğumuz şehrin İstanbul olup, bir süre gece alçaktan seyrini görme fırsatım olması ve uçakta bir müddet sohbet ettiğimiz Gürcistanlı arkadaşın Atatürk Havalimanı’na yaklaşırken “Tamamı İstanbul mu? Harika görünüyor” demesi demesi gerçekten beni onure etti. İstanbul’un gündüz seyrinin harika olduğunu biliyordum ama gecesinin de ondan aşağı bir tarafı yokmuş. Sonrasında havaalanına indikten sonra ikinci yolculuğuna devam edecek olan uçakta tanışıp samimi olduğum arkadaşı transfer bölümüne kadar geçirip pasaport kontrolüne geçtim. Ardından valizimi almak için yöneldiğim bölümde bulunan polis memuruna “-Londra’dan gelen uçağın valiz bölümü neresi” deme ihtiyacını kendimde hissettim. Polis memurunun el işaretinden sonra İngilterede uzun süre kullandığımız teşekkür sözcüğünü (Thank You) hiç anlamdan söyleyiverdim. Devamında Türk olduğumu daha öncesinden sezen polis memurunun hafif tebessümünü görünce “-Çaktırma abi ağız alışkanlığı” deyip valiz bölümüne yöneldim ve sonrasında da havalanındaki Metro durağına geldim. Durakta görmüş olduğum İstanbul resimlerine tren gelinceye kadar hayranlıkla baktım. Daha öncesinde kitaplarda veya internet ortamında görmüş olduğum bu resimler sanki daha bi güzel geldi bana. Gidiş yönüm olarakta Zeytinburnu durağında hattı değiştirip tramvaya binmem gerekiyordu. Metrodan inip tramvay durağına geçtikten sonra İngiltere’de alışageldiğimiz, ilk iş olarak Hareket cetveline baktım. Hareket cetvelinde son sefer olarak 00:00 ‘ ı gösteriyordu, baktığım zamanda da saat 23:56 idi, bir müddet bekledikten sonra 00:02 de artık tramvaydan umudu keserek orada bulunan bir adama “- Tramvayın son seferi kaçta dedim” o da bana “- Valla benim bildiğim on iki çeyrekte ama belli olmaz birde de gelir” dedi. (İlk zamanlar bir  iki otobüs kaçırdıktan sonra dakik olmaya çalışan ben içimden “- nasıl on iki çeyrekte olur bak buraya son sefer olarak 00:00 yazmışlar diyesim gelsede” hem adamın söylemiş olduğu “Belli olmaz birde de gelir” sözü amcanın söylediği şiveyle birlikte bana çok komik geldi ve bende burası Türkiye ne olacağı belli olmaz diyerek beklemeye devam ettim. Ardından tam 00:06 da tramvayın bu son durağa süzüle süsüle geldiğini görünce hem güldüm hem de bu olayın kendime yaramışlığına şaşırarak ne olursan ol Seviyorum seni ülkem demekten kendime alamadım.

(Bu yazıyı yazmaktaki amacım gelir gelmez ülkemdeki işleri eleştirmek değil, ülkeme indiğimde ilk anım olduğundandır. )

İngiltere’de İlk İki Günüm (Dil Kursu)

10th Temmuz, 2009

    londra

Uzun zamandır bloğa yazı yazmayalı aklımda olanları bile toplamakta zorlanır olmuşum. Neyse millet, İngiltere’ye dil kursuna gelişimi ve burada geçen 2 günümdeki maceraları bu yazımda sizinle paylaşacağım, umarım birçok kişi için gitmeden önce az da olsa yardımcı bilgi çıkar. Çünkü kendim gelmeden önce bir çok yeri okuyup korku ve heyecanımı bu şekilde atmıştım.

Yaz dönemini daha iyi bir şekilde değerlendirmek için bir senedir aklımda yurtdışında İngilizce dil eğitimi alma fikri vardı. Çünkü daha önceleri gitmiş olduğum kurslarda pek bir mesafe kaydedememiştim. (Mesafe kaydedememin sebebi de tabi birazda benden kaynaklanıyor. Pek çalışmıyordum, ve pratik yapacak bir konuşma ortamım yoktu.) Sene sonuna 2 ay kala başladım internette sorup soruşturmaya. Tabi ilk günler seçmek için pek bir bilgim de olmadığından hergün bir başka ülkeye gitmeye karar veriyorum. Sırasıyla söyleyecek olursam Güney Afrika (Cape Town), Kanada, Yeni zellanda derken en sonunda forumları iyice talan edip dedimki ben İngilizceyi öğrenicem o zaman en duru en güzel İngilizce İngiltere’de ben de o halde İngiltereye gitmeliyim dedim. Sonrasında artık gözümü diğer ülkelere kapatıp okul seçimine başladım bunda da yaklaşık 2 hafta karar vermek için bir o okul bir bu okul derken kendi huy, hareketlerime ve bütçeme bakarak Soutbourne School of English’e gitmeye karar verdim. Sonrasında okuldan gelen evrakları al, pasaport başvurusu vs. derken 12 gün sonra pasaportumun çıktığını öğrendim ve hemen bir sonraki haftadaki kura başlamak için cuma gününden bilet aldım. (Normalde cumartesi günü gidecektim ama o gün yoğunluktan dolayı ucak biletinin (gidiş geliş) 1.200 lira olduğunu görünce cumadan 562 liraya Londra Heathrow’a  saat:8:00 a Türk hava yollarından bilet aldım.) Neyse bir gün öncesinden İstanbula dayımlara gidip bir akşam onlarda kaldım. Ertesi sabah (sağ olasın) dayım beni (Atatürk Hava Limanı) havalimanına götürdü ve bana yardımcı oldu. Bilet kontrolüne gittiğimizde havaalanındaki görevli nereye gidiyorsun, niye gidiyorsun, valizini kimle hazırladım, birine ait eşya varmı gibisinden başlayınca, sorular her ne kadar güvenlik amaçlı da olsa biraz tırstım.  Ayrıca sadece benim pasaportumu alıp sorgulamak için gidince görevliye biraz canım sıkıldı, neyse ki sonra sorunsuz bir şekilde kontrolden geçip vedalaştıktan sonra serbest bölgeye geçip ilerlemeye başladım. Ardından saat 8′e çeyrek kala uçağın içine alınmaya başladık, koltuğuma geçtiğimde yan tarafımdakilerden birinin “Dil kursu mu kardeş?” sözünü duyunca  hemen heyecanım yatışmaya başladı, kendi kendime he işte yav ne heyecanlanıyorsun herkes gidiyor dedim. Sonra biraz muhabbetten sonra kaynaştık. Yolculuk sırasında, ilk havayolu yolculuğum da olduğundan, bulunduğum cam kenarından aşağıları seyrettim ve bir süre de oyun oynayarak vakit geçirdim. Sonrasında Heathrow Havalimanına geldiğimizde hava İstanbul’daki gibi değil, bulutluylu. Yanımdakilerden Melih “Burası hergün yağmurlu” deyince biraz içim sıkıldı ama ne de olsa dil kursuna geldik tatile gelmedik ya dedim. Sonrasında havaalanında uçak yolcuları indirmek için yaklaşık 20-25 dk bekleyince biraz canımız sıkıldı. Tabi ilk gidişim olduğundan içimden bu adamlar bize gıcık erken izin vermiyorlar diyesim geldi. Neyse ki sonrasında İngiltere toprağına ayak bastık. Bende tekrar heyecan başladı pasaport görevlisine ya doğru düzgün cevap veremezsem falan filan. Elimdeki sözlükten (istanbuldaki sorulan sorulara benzer sorular sorarlar demişlerdi) bilmediğim kelimelere bakarak yol alıyorum. Sonrasında sıraya geçip sıra sıra boşalan veznelere geçiyoruz. 2. sıradaki orta üzeri yaşlı bayanın yanına gidenlerin biraz fazla soruya muhatap kaldıklarını gördüm ben de tabi içimden inşallah şunda sıra gelmez diye artık içimden sayıklıyorum, ve herşey istediğim gibi olup şeker mi şeker 30-40 yaşlarında güler yüzlü bir adamın yanına gitim, bana  -kaç ay dedi, iki buçuk nasıl diyeceğimi bilemediğim için bende biraz heyecanlanarak on weeks dedim ikincisinde düzelterek ten weeks dedim neyseki halimi anlayıp gülümsedi. “Öğrenci mi?” dedi, “Yes” falan derken arada birşeyler de söylendi ama pek anlamasam da sonunda posaportu uzatı ve valiz kısmına geçtim. Aslında sonrasında ya niye heyecanlanıyorsunki diye kızdım kendime, ama Atatürk Havalimanı’nda bunca soru sorarlarsa İngiltere’de de ne sormaz diyerek kendimi korkutmuşum. Neyseki sonrarasında ucaktaki arkadaşlarla vedalaştım ve kendime havalanından bir Türk’ün de yardımıyla telefon hattı aldım, ve bir günlük konaklamak için gelmeden önce adresini aldığım Londra’daki adrese telefon ettim. Aradığım kişi Türk olduğu için kolayca hangi trene hangi otobüse bineceğimin tarifini alıp, yola koyuldum. (Şunu da belirmeliyim ki eğer Türkiye’den Londra’ya  geliyorsanız elinize bir tane harita alın az çok da okuma yazmanız varsa burada kaybolmanız mümkün değil.) Trenden indikten sonra bulunduğum yerdeki duraktan bilet makinasına madeni para atıp bir binişlik kart alacaktım ama yanımda demir para olmadığı için, “Acaba otobüste kabul etmezler mi?” diye düşünüp bir sorayım dedim. Neyseki otobüs geldi şöför siyahi biriydi içeri girdiğimde 5 paundu uzattım tam ben binerken arkamda da tekerlekli sandalyeli bir başka siyahi bir adam otobüse binmeye çalışıyordu bana sanki geç der gibi bir işaretle birşeyler söyledi çünkü o an binmeye çalışan o adamla çok kısa bir diyolog kurdu. Şöförlerin de kilitli otobüs mahallinden çıkmaları burada yasak olduğu için arkamı döndüğümde bana birşeyler söylemeye çalışan adamı halinden anlayıp tekerlekli sandalyesinden iterek otobüse geçirdim ve sonrasında belirtilen yere gelip indim.

Söyleyeceğim şudur ki, ben kırık dökük İngilizcemle biraz da maceralı bir şekilde kolayca gelmişsem, artık gerisini siz düşünün, yukarıdaki yazıyı daha heyecanlı kılmak için sözcükleri günlük konuşma dilimle yazdım, umarım okurken sizin heyecanınızı daha çabuk yatıştıracaktır. Ama şunuda söylemeliyimki her ne kadar İngilizceyi Türkiye’de halletseniz de değişik bir ülke, kültür görmek size iyi şeyler katacaktır derim. Eğer gelecekseniz valizinizi hazırlayın, gerisini düşünmeyin. Nasıl olsa bulursunuz gideceğiniz yeri.

Hadi kalın sağlıcakla. (Zaman bulabilirsem size yazarım buralardan.)

İbrahim ARSLAN

ÇANAKKALE / Biga

ibrahim arslan

Tags: , , ,

Klas Demir Doğrama

10th Mayıs, 2009

Artık demir doğrama, pvc, çelik kapı, kepenk ve küpeşte ihtiyaçlarınızı internet üzerinden sipariş verebilecek veya bilgi alabileceksiniz!

Gün geçiyor dünya değişiyor ve buna paralel olarak online dünyadaki işlerde tüm hızıyla mesafe kat etmekte. Daha düne kadar mail atmak, resim bakmak, yazı okumak için kullandığımız internet artık tüm ihtiyaçlarımıza cevap vermek için olanca hızıyla ilerliyor.

30 Nisanda google’ın İstanbul gran cevahir otel kongre merkezinde ikincisini düzenlemiş olduğu internet reklamcılığı programından sonra bize dağıtılan klasördeki su tesisatçısının başarı öyküsünü okurken birden aklımda yeni bir fikir belirdi. İstanbul’daki bir yakınımızın sahibi olduğu Klas demir doğrama atölyesi için bir site yapmaya kadar verdim. Hazır İstanbulda iken de hemen ona fikrimi anlattım. Başlangıçta bu konularda pek bilgisi olmayan bu yakınımız olaya sıcak baktı fakat site için gerekli bilgi yazı ve metaryeller olmadığı için konuyla pek alakalı olamadı ama ben hemen o gun içinde aklıma gelen düşünceyi gerçekleştirmek istedim ve akşam onlara fisafir oldum. Çay, çerez faslında  atölyenin kuruluş bilgilerini ve ne işler yaptığına dair yazıları not defterime kaydederek sabahleyin ufak bir tasarım yaparak klas demir doğramanın; anasayfa, hakkımızda ve iletişimden oluşan 3 sayfalık sitesini hazırladım. İki gün içinde de yazı ve fotoğraflarıda tamamlayarak alan adını alıp kullanmış olduğum sunucudan bir hesap tanımlayarak siteyi yayına koydum. Bugünlerde de 3 ytl lik günlük bütçeyle çelik kapı, demir doğrama, demir küpeşte kelimelerinde Adworse reklam vererek sonuçları izlemeye koyuldum, umarın en kısa zamanda sipariş almaya başlar.

Darısı internete girmeyi düşünen diğer küçük işletmelere. Ayrıca buradan belirtmek isterim ki yaz döneminde (8 hazirandan sonra şimdi sınavlar var) google’nin gap sınavını geçip internette küçük işletmelere reklamcılık konusunda hizmet vermek istiyorum. Birşeyler üretmek için gecesini gündüzünü çalışmakla geçirek küçük işletme sahiplerine yardımcı olmak bana mutluluk verecektir.

İbrahim ARSLAN (iletişim:ibrahimarslan191@hot…..com)

Tags: , , , , ,

Bilgi Yarışması

4th Ocak, 2009

      Türkiye’nin ilk ödüllü bilgi yarışması oyun1game tarafından iki aylık periotlarla düzenlenen ödüllü bilgi yarışmalarının 9.’su 3 Ocak 2009 Cumartesi günü başladı. Herzaman olduğu gibi bu yarışmada da bir birinden güzel orjinal sorularla site, denetçileri tarafından takdirle karşılandı. Bizşerde Lafistan Ekibi olarak siteyi tebrik eder, yarışmaların devamını dileriz.

9. Ödüllü Bilgi Yarışması Soruları:

1- 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle giren Türk liralarının en büyük banknotu kaç liralıktır.

2- Mimar Sinan’ın (1489-1588) ustalık eseri olan Selimiye Külliyesi hangi ilimizdedir.

3- Aşağıdaki soru işareti yerine kaç gelmelidir.

9 – 4 – 7 – 6 – ? – 10

4- Bölge ortalama zamanı olarak; 0 derece meridyenine göre saatini ayarlayan Londra’da saat 12:30′u gösterirken 30 derece meridyenini kullanan Ankara’da saat kaçı gösterir.

5- “Oyun1game hem eğlendirir hem de yarıştırır.” cümlesinin öznesini yazınız.

Ayrıca sitenin eğlence kısmı olan En Güzel Oyunlar Mario Oyunları ve Zeka Oyunları kısmınada bakmadan geçmeyin.

Tags:

Oyun1game.com Yarışma Arşivi

18th Aralık, 2008

Nisan 2007′de kurulduktan sonra çocuklara internette kötülüklerden arındırılmış yepyeni oyunları sunmayı hedefleyen oyun1game.com site ekibi kısa zamanda yenilikler yaparak yarışma bölümünüde ziyaretçilerine kazandırmıştır. İki yılda bu aya kadar 8 ödüllü bilgi yarışması yapan yarışma ekibi yeni dönemde de süpriz hediyelerle ziyaretçilerinin karşısına çıkacaktır. Oyn sitesi yöneticileri bu ay yarışmanın tüm soruve cevaplarını internette ziyaretçilerin gösterimine açmıştır.

Oyun1game.com’un 2 aylık periyotlarla yapmış olduğu ödüllü bilgi yarışmalarının tümü artık sitenin yarışma arşivi sayfasında yayınlanmakta. Site yöneticileri olarak bu bilgi hazinesini eğitim kurumlarına ve öğrencilere sunmkatan gurur duyuyor ve yarınımız gençlerin bilgi birikimlerine bir nebzede olsa katkı sağladığımız için sevinçliyiz.

Oyun1gamecom Yarışma Ekibi

Tags:

Gencim, Şikayetçiyim

19th Kasım, 2008

Gençlere soruluyor ama kafalar karışık… “Kimleri örnek alıyorsunuz?” diye sorulunca tabi ki anne ve babamı diyorlar. Alkol kullanıyorlar, sigara içiyorlar, barlardan hiç çıkmıyorlar. Kendilerine güveniyorlar ama en çok bu ülkede dine ve dinden bahsedene güveniyorlar, sonrada askere. Siyaseti takip etmiyorlar… Merakta etmiyorlar… Peki siyasetteki yeriniz neresi deyince de genelde muhafazakar milliyetçi diyorlar…

     Gençlere yurtdışında yaşamak ister misiniz  sorusu sorulduğunda? Ülkeyi seven aynı gençler büyük bir çoğunlukla evet diyorlar. Yani daha çok ülkenin dışını seviyorlar. AB’ye giriş için ne dersiniz? deyince de hayır diyorlar. Kendileri giriyor nasılsa ülkenin ne işi var orada. Ben gireyim de o şimdilik dursun havasındalar. 70′lerden sonra gençler için hayat daha farklı oldu tabi ki. O zamanlar aktif olarak siyasetle uğraşan gençlik, şimdilerde siyasetten, soru sormaktan, eleştirmekten uzak; hyatı sadece sınavlara girip çıkmak otobüsle ev okul arasında gidip gelmek, magazin, marka, kızlar, yakışıklı erkekler, hobi diye yedirilen saçmalıklar silsilesi sanıyorlar.

Bizim şimdiki milliyetçi gnçlerimiz gazete okumuyor; televizyonda da sadece eğlence programı izliyorlar. Polat ağabeyleri gibi şekil yapmak, Sabancı gibi paraya para dememek, sonra sabahlara kadar eğlenmek en büyük istekleri. Çoğu Türkiye’nin geleceğinden şüpheli, kendi geleceklerinden ise eminler. Ülke batsa bile bir şekilde sıyrılır giderim derdindeler. Ülkem batarsa bend batarım, ülkemi batmaktan nasıl kurtarırım diye düşünen kuşakları bir şekilde birbirine kırdırıp darağaçlarında, cezaevlerinde tek tek yok ettiler. Kitap günah, örgütlenme yasak, siyaset tuzak diyerek, bayağı magazini, içi kof bir milliyetçiliği vererek, düşünmek suç düşündürmek günah diyerek, her koyun kendi bacağından asıldığını söyleyerek, okumadan da bir şekilde yırtmak mümkündür boşver’i işleyerek, pozitif düşünceye aklı ermeyen, gözü dışarıda, umutsuz vakalar yarattılar.

    Manzara böyleyken ne yapar büyükler bilinmez. Dünyanın her yerinde bilinen gerçek, düşüncenin, siyasetin, okulunun olmadığı ve bu işlevi kişilerin, kişilerin oluşturduğu kuruluş ve örgütlerin yerine getirdiğidir. Değişimin ve dönüşümün gücü olan gençleri, düşünce hayatına katmaz, belli alanlarda uzmanlaşmalarını sağlayamazsanız, yarınların gelişen toplumları nasıl yetişir? Gençlerde hal böyleyken bende onların yırtmış idollerinden Ege ÇUBUKÇU’nun gençler arsında pek yayılmış şarkılarından biriyle iyi haftalar diliyorum gençlere…

KAYSERİ SON NOKTA GAZETESİ

Akın PEKER.

Tags: ,

Para Ödüllü Yarışma

5th Kasım, 2008

Oyun1game.com tarafından iki aylık periyotlarda düzenlenen bilen kazanır 8. ödüllü bilgi yarışması 8 Kasım 2008 Cumartesi saat:14:30 da başlıyor. Bu yarışmada da diğerlerinde olduğu gibi dereceye girenlere çeşitli para ödülleri ve bilim çocuk / bilim teknik dergisi hediye verilecektir. Yarışmaya katılmak için hiçbir yaş sınırlaması yoktur. Hediyeler hakkında ayrıntılı bilgi oyun1game.com sitesini bilen kazanır sayfasındadir. Tüm katılımcılarımıza başarılar dileriz.

Sitedeki Görülesi Sayfalar: Araba Yarışı, Mario Oyunları, oyunlar1

Tags: ,

Google Adsense Hedeflenebilir Reklamlar

31st Ekim, 2008

Google adsense’nin bu yıl başlatmış olduğu hedeflenebilir reklam özelliği alanında az özgün içerikli siteleri umarım fazlasıyla memnun etmiştir. Aynı zamanda da her telden çalan siteleri üzmüştür. Çünkü geçen hafta google adsense yönetimi İstanbulda yapmış olduğu internet reklamcılığı konferansında dediki; “Örneğin bir forum ve bir teknolojik alet aksesuar ve modellerini tanıtan iki sitede benzer bir fotoğraf makinası reklamı tıklamasında amacında içerik yayınlayan teknoji sitesine daha fazla para veriyoruz.” buda gösteriyorki google doğru içerik yayınlayan siteleri ödüllendirerek interneti çok sitlerden kurtarıyor. Ama durum alanında fazla site bulunan oyun, haber vb. siteler için farklı. Burada iş tamamen hedeflenmiş reklamlar, ve reklamverenlerin isteğine göre değişiyor. Bu durumu bir oyun sitesi editörü olduğum için oyun1game.com üzerinden örneklendirek açıklamak istiyorum. Geçen ay google adsense hedeflenebilir reklam paneline  (Reklam İnceleme Merkezi) baktığımda bir hayli hedeflenmiş reklam vardı. Ama nedense ay boyunca (diğerlerinin tıklama oranı çok düşük sanırım) sitede turkticaret.net, metin2.org, hepsiburada.com reklamları yayınlandı. Turkticaret.net’in reklamları hedeflenmiş reklamlardı diğerleri ise genel ağdandı.

Meti2.org oyun sitesi reklamının oyun1game.com da yayınlanması çok normal tıklama oranıda diğer reklamlara göre yüksek olduğundan 3 reklam alanından herhangi gözüküyordu.

Hepsiburada.com’a gelince; sanıyorum hepsiburada.com yönetimi şu günlerde hissedilmekte olan kriz döneminde reklamı tamamen kesmenkte olan küçük alışveriş sitelerini zayıflatmak için çok fazla reklam yaparak krizi en karlı şekilde atlatıp gelecek günlerin mutluluğunu şimdiden yaşamak istiyor. Ayrıca geçen ay batıp piyasadan kaybolan weblebi.com’un sadık müşterilerini kendine çekmek istiyor.

Turkticaret.net’e gelince; Sitemizde yapmış olduğumuz yarışmalarda gördüğümüz kadarıyla dereceye girenler 15-25 yaş  aralığında ve nekadar da çocuk oyun sitesi olsada bundan yaklaşık bir ay önce gördüğüm manzara beni çok heyecanlandırmıştı. – Bir akşam üstü (18:00 gibi) bulunduğum ilin Ziraat bankasının yanından geçerken memurlardan birinin sitemizdeki Bisikletliyi Fırlat oyununu oynadığını gördüm ve dedimki yarışmalardan almış olduğumuz veriler aşağı yukarı doğru yani orta yaş gurubundan da ziyaretçimiz var ve turkticaret.net memnun oluyorki hala hedeflenmiş reklamları yayınlamakta, ve bana öyle geliyorki bugünlerde gençler mantar gibi blog site açmakta ve bunları barındırmak için Türkiye’de birçok kişiye hizmet veren turkticaret.net’i seçerek iyi bir tercih yapıyorlardır. Bizim açımızdan ilk zamanlar bu hedelenmiş reklamların yayınlanması çok güzeldi fakat bir müddet zaman geçince siteye tekrardan gelen ziyaretçi eğer daha önce siteye gidip işini halletmişse bir daha gitmiyor.

Son olarak yüksek kazanç hedefliyorsanız sitenizde çok reklamcının reklam alanlarınızda yarışması için siteyi daha cazip hale getirmelisiniz.

Tüm okurlara saygı ve sevgilerimi sunar, adsense kulanıcılarına bol kazançlı günler dilerim.

Tags: , , , , , , , , ,

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

27th Ekim, 2008

    

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılıp Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra 2 Şubat 1925 ‘te Hariciye Vekaleti’ince (Dışişleri Bakanlığı) düzenlenen bir kanun teklifinde 29 Ekim’in Cumhuriyet bayramı olması önerisinin 19 Nisan’da TBMM tarafından kabul edilmesinden sonra kutlanılan resmi bayram günümüzdür.

Kutuluş savaşının zaferle kazanılmasından sonra 1 Kasım 1922′de Türkiye Büyük Millet Meclisi saltanatı lağvetti. Bundan sonraki yeni dönemde Atatürk egemenliğin gücünü ulustan alan bir yönetim sistemi olan Cumhuriyetin ilanı için çalışmalar yaptı ve 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe toplayıp “Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz” diyerek onların fikirlerini değerlendirip ertesi gün mecliste mecliste milletvekilleri ile görüştükten sonra “Cumhuriyet” önergesi mecliste meclise sunuldu ve önerge kabul edild. Böylece 24 Temmuz 1923′te lozan barış antlaşmasıyla temelleri atılan Türkiye devletinin yönetim şekli “Cumhuriyet” adı da “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” oldu.

Cumhuriyet yönetiminde “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” ulus kendini yönetme yetkisini, kendini temsil eden milletvekilleri aracılığı ile kullanır. Yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. seçilenler ulus adına yasaları tasarlar ve yöneticileri denetler.

Cumhuriyetimizin 85. yılı kutlu olsun.

Tags: , , , ,

Haber7.com

6th Ekim, 2008

Eğer takip ediyorsanız son günlerde sizinde dikkatinizi çekiyordur. haber7.com daha önce yayınlamış olduğu haberleri tekrar tekrar yayınlayıp ziyaretçilerini tatminsizleştirmekte. Ve o her taraftan paldır kültür çıkan hareketli barnerler bir hayli can sıkıcı. Biz haber okuyan ziyaretçiler ne kadar sıkılıyoruz desekte site editörleri 700 – 800 bin ziyaretçimiz var 10 – 20 bin ziyaretçi gitse ne olur herün yenileri ekleniyor diyerek tutumlarını hiç değiştirmiyorlar. Bende artık son zamanlarda pek girmiyorum siteye ve sık kullanılanlar kısmından çıkardım siteyi. Ama 20 yaş ve üstünün internette bir defa memnun olduğu siteyi kolayca bırakması güç !! Şimdilerde oradan oraya geziniyorum, güvenli bir liman bulursam oraya demirleyeceğim.

Tags: ,

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

Yazarlar

Kategoriler

Son Yazılar

Son Yorumlar

Etiketler

 

Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Meta

Zeka Oyunları | Mario Oyunları | En Güzel Oyunlar | Araba Yarışı