Lâfistan

Vodafone’dan 7,99 a Sınırsız İnternet!

31st Ekim, 2011

Merhaba uzun bir aradan sonra avantajlı ve zaman zaman da bir hayli sıkıcı olan bir kampanyayı anlatmak için sizlerleyim. Daha önceleri duyup bir işinize yaramaz diye geçiştirdiğim ama şimdilerde ise bu sistem üzerinden bloğuma yazılarımı eklemekteyim. Biz kullanalı yıllar oldu diyorsanız da benim gibi daha önce kullanmamış olanlara aktarmış olayım.

Lafı uzatmadan konuya geçeyim; Faturalı Turkcell VINN hizmetinin son zamanlarına gelmiştim ve bir arkadaşımdan ben telefonun bluetooht özelliği ile internete bağlanıyorum diye işitmiştim. Bir gün yine o telefon üzerinden internete bağlanırken bağlantı hızını test etmeye karar verdim. Test esnasında gördüm ki çok hızlı olmasa da açtığınız sayfaların boyutu mb lar seviyesinden küçükse sizlerin fazla canını sıkmadan internete bağlanabileceğiniz bir sistem. Nedir mi Bu sistem Vodafone Süper internet paketi. Ayda 7.99 TL ödeyerek telefonunuz üzerinden sınırsız internet bağlantısı kurmak için hazırlanmış bir sistem ama ben hattı Turkcell VINN modemime takarak şuan telefonlardan daha performanslı kullanabiliyorum. Paketi aktif etmek için öncelikle Vodafone Hattınızdan ABONE AYLIKCEPNET yazıp 3636 ya mesaj gönderiyorsunuz ve gelen mesajın ardından internet paketiniz açılıyor. Bundan sonra bu hattı mobil modemin içine koyup cep telefonundan daha performanslı kullanabilirsiniz. Fakat bağlıtıyı sağlamak için Turkcell’in son güncellemiş olduğu yazılımla değil ilk yüklemiş olduğunuz yazılımla internete bağlanablirsiniz. Çünkü son güncellenen yazılımla yapmış olduğum denemede program “bu hizmet sadece Turkcell hatlar ile kullanılabilir” gibi bir hata mesajı veriyor. İlk yazılımı şuan nerede bulabilirsiniz bilemiyorum ama internette yapılan birkaç aramada bulunsa gerek. Ben benim bilgisayarımda kayıtlı olduğu için oradan bağlanmaktayım.

Cep Telefonu Modem Olarak Kullanılabilir mi?

Evet bu da mümkün. Ben bir kaç deneme gerçekleştirdim. Nokia marka telefonum için şu şekilde kullanıyorum: Öncelikle Nokia PC Suit programını bilgisayarınıza kurup telefonunuz ile bilgisayarınızın bağlantısını bluetooth veya kablo yardımı ile bağlayın ardımdan Nokia Pc Suit programını açın ve internet işaretini tıkladığınızda en geç 10 saniye içinde program sizi internete bağlıyor. Ardından sörf yapabilirsiniz fakat bu esnada bağlantı telefonunuz üzerinden geçtiği için sarjı bir hayli çabuk bitiyor bunun için şarjınız az ise şarj aletinizi yanınızda bulundursanız iyi edersiniz.

 

Yaz Sakin Olur Güreci Altında

2nd Ekim, 2011

Her ne kadar denizi dalgalı olsada yaz sakin olur Güreci altında.

Sevgili dostlar yaklaşık iki hafta önce Çanakkale ili sınırlarında Biga ile Lapseki ilçelerinin arasında kalan  çoğunluğunu Bigalıların oluşturduğu Lapsekinin bir tatil köyüne gittim. Hani tatil köyü derken Güreci köyünün alt kısmında kalan ve halkın çoğunluğunun Güreci Altı diye tanımladığı, yol boyunca uzanıp giden ve pufür püfür yeli esen yer. Gerçi şuanki konumu nedir pek bilemiyorum ama Biga Birlik otobüslerine bindiğimde Gürece olarak bilet kestikleri yer.

Eylül ayının ortalarında geldiğim  için de  bir hafta içerisinde yalnız bir gün denize girebildim. Deniz bir hayli dalgalı ve tehlikeli görünüyor. Gündüzleri çınar altında gölgelenip o temiz havanın tadını çıkaran mahalle sakinleriyle muhabbet ettiğimde bana – sen geçe kalmışsın burada deniz Temmuz ve Ağustos aylarında iyi olur dediler. Tatilcilerin çoğunu orta yaşın üzerindekiler oluşturuyor.. Bir haftalık gözlemlerim sonucunda yaklaşık 4 çeşit insan profilini gözlemledim;

İlk olarak gün boyu bahçeden çıkmayan ve yaz boyuncada bir şeyler yatiştiren o amca ve teyzeler dikkatimi çekti. Yaz boyu bahçelerinde yetiştirdikleri o organik ve lezzetli ürünleri yetiştirmenin keyfini çıkarıyorlar ve kışa hazırlık yapıyorlar. Yaz sonunda da yapmış olduğu o afiyetli konservlerin ve ev yapımı salçaların tadını çıkarıyorlardır zannımca.

İkincisi ise fırsat buldukça tekneleri ile denize açılan o amcalar. Yukarıdaki haritadan da gördüğünüz gibi gürece Çanakkale boğazının Marmaraya açılan kısmında geniş bir alana sahip ve balıkçılar da fırsatı değerlendiriyorlar. Ayrıca av sezonunda ağlarla buradan mevsimine göre çok lezzetli balıkların tutulduğunu duydum.

Üçüncüsü ise tamamen işten elini ayağını çekmiş ve rahatsız olupta buranın temiz havasını almak için gelen amca ve teyzeler. Onarı sabahları yol boyunca yürüyüş yaparken, Cavit Marketin bahçesindeki çınar ağaçlarının altında otururken, camiye giderken, kahvede çay içip oyun oynarken veya bolkanlarında görebilirsiniz.

Dördüncüsü de Gençler; sahilde veya denizde yada sahil boyunda bulunan voleybol sahasında akşamları ise eğlenmek için Lapsekiye gittiklerine şehid olursunuz.

Velhasıl dostlar biraz geçte olsa tatilde buradan bahsetmek istediğim için Gürece ile ilgili tanıtım yazısınını kesip bazı önemli bilgileri de aktarmadan bırakamayacağım.

Buraya arzu edipte gelmek isteyen olursa size birkaç hatırlama yapayım. Köye su sanırım elektrikli bir pompa ile basılıyor ve elektrikler giderse su sıkıntısıyla da karşılaşabilirsiniz ben gittiğimde yarım gün olmuştu. Ulaşım; Bursa yolu üzerinde kaldığı için otobüslerle çok  ulaşım sağlamkata ama yukarıda da gördüğünüz gibi Çanakkale Biga duble yol çalışmaları yapıldığı için ben gittiğimde köy içerisinde çalışma vardı sanırım yakın zamanda da çok geniş yollar hazır olur. Ayrıca Çanakkale ve Biga arasında çalışan Biga Birlik otobüsleri gündüzleri 30 dk Akşamdan sonra 24 e kadar da 1 saatte bir yoldan geçmekteler. Eğer benim gibi internete ihtiyaç duyuyorsanız mobil modeminizi yanınıza almadan gelmeyin çünkü hiç internet kafe göremedim. Senelik burada ikamet etmek istiyorsanız evler aylık 150 TL ve üzeri fiyatlardan bir senelik kiralanmakta ayrıca satılık olanlar da varmış.

Daha Fazla Fotoğraf İçin

Kalın Sağlıcakla…

Tags: ,

Geç kalmak huy değil alışkanlık!

18th Eylül, 2011

Vaktiyle üzerimden atamadığım geç kalma alışkanlığım vardı. Son günlerde bunu üzerimden attığımı düşünerek konuyu sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Nasıl mı efendim; Daha önceleri okula hep geç kalıyor, eve geç geliyor, gideceğim toplantıya geç gidiyordum… Aslına bakarsak bunu bilerek yapmıyordum ama her nedense gittiğimde en azından bir iki dakika geçmiş oluyordu. Bir iki dakika nedir ki canım demeyin başımdan geçtiği için anlatayım. İki yıl önce güney İngiltereye gittiğimde Tony isminde 50 yaşlarında biri ile tanışmıştım bir müddet İngilterenin gezilecek yerleri hakkında muhabbet ettikten sonra yarın saat 4 te durakta buluşalım sana şehirde bulunan Christ Church kilisesini de göstereyim demişti. Ben de hem İngilizce pratik yapmak hemde faklı bir yer görmek maksadıyla kabul etmiştim. Bir gün içinde buluşmayı unutmamama rağmen yola çıkarken önemli bir işi yapmadığımı fark ederek geri gelip tekrar koşarak o durağa gidinceye kadar saat neredeyse 4:02 olmuştu. Merhaba deyip selamlaştıktan sonra bana birazda gülümseyerek saatin kaç olduğunu sormuştu. Yolda son anda saate baktığımda 4:01 olduğu için hemen 4 ü bir geçiyor deyivermişti. Hiç çekinmeden birazda tebessümle, bir dakika geçikmişsin dedi. Daha önce bu kadar küçük bir zaman için bu şekilde bir cevap alınca azda olsa şaşırmıştım. Aslından daha önceden bazı gurbetçilerden Almanların çok dakik insanlar olduğunu duymuştum fakat kendim böyle bir duruma düşüpte sorulması ilk başta biraz garip gelmişti fakat sonrasında bu durumu oradaki Türklere açtığımda burada geç kalmak karşı tarafa yapılan bir saygısızlıktır ve onu ciddiye almadığının göstergesidir dediklerinde olayın öneminini biraz daha anlamıştım. Sonrasında orada bu konuya bir hayli dikkat etmiş ve gideceğim yerlere normal süresinden 5 dakika önce çıkıyor ve hatta saatimi de 2 dakika ileri almıştım ve bundan sonra gittiğim yerlere de geç kalmıyordum.

Hangi millet bu konuda en iyidir bilmem ama batı toplumlarında bu husus çok önemli ve işlerin zamanın da bitirilmesi konusunda bu olaya mümkün olduğumca dikkat etmeliyiz.

Sizlerde bu şekilde bir alışkanlığınızın olduğunu düşünüyorsanız bunu kendi yöntemlerinizle halletmeye çalışın Çünkü hiçbir patron işine erken gelmeyi bile becerememiş bir çalışanına sorumluluk vermek istemez.

Geç kalmama İle ilgili Ata Sözleri:

Bu günün işini yarına bırakma.

Erken kalkan yol alır er evlenen döl alır.

 

Neden mi yazıcam?

30th Ağustos, 2011

Yazıcam!

Kendimi ifade etmek için yazıcam… Konuşmak için yazıcam… Eğlenmek için yazıcam… Düşüncelerimi sunmak için yazıcam…

Hepsi bir neden değil mi sizce?

Fakat düne kadar -bilgisayar karşısında yazamıyorum ben kağıda daha iyi yazıyorum diyordum, ama şu an görüyorum ki öyle  zorlandığım bir şey de yokmuş, sadece yazı yazarken beni meşgul eden bazı şeylere takıldığım için bana öyle geliyormuş. Artık tarayıcımdaki tüm sekmeleri kapatıp öylece oturuyorum bilgisayarın başına ve başlıyorum kafamdan geçenleri yazmaya.

Hem birde şunu fark ettim geçen haftaki yazıma başlarken “Önceleri -çok okumalıyım, -daha çok okumalıyım ki daha çok ve daha iyi yazılar yazabilirim diyordum.” Ama gördümki daha iyi yazılar yazmak için insan çok okumalı fakat daha çok yazmak için böyle bir şeye gerek yok. Hem insan yazmayarak aklından geçenleri unutuyor hemde paylaşmamış oluyor.

Bu vesile ile daha iyi yazılar yazmaya gayret ederek ilerleyen yazılarda fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım içinizden gelen o çok değerli yorumlarınızı eksik etmezsiniz.

Yeni Yüz ve Yeni Yayın Dönemi

24th Ağustos, 2011

Merhaba sevgili ziyaretçilerimiz, Uzun bir aradan sonra Lafistan yazarları olarak yeni temamızla yayın hayatımıza kaldığımız yerden devam etmeye karar verdik.  Umarız bu dönemde de eskiden olduğu gibi sizlere yararlı içerikler sunabilir ve yorumlarla da fikir alışverişinde bulunabiliriz.

Arkadaşlarımızla yaptığımız fikir alışverişi sonucunda eskiye nazaran çok fazla açık renkte olan bu temamızla, ismimiz LAFİSTAN’ın bir mekana atfedilmesinin daha uygun olacağı kanaatini taşıdık. Bunun için de kış gecelerinin laf yapmak için ey uygun zamanlar va karlar arasında duran kırmızı renkteki  evin de sıcaklığı temsil edeceğini düşündük.

Dış kısımda bulunan posta kutusunu ara sıra kullanıp aşındırmanızı temenni ederiz.

 

Lafistan yazarları adına İbrahim ARSLAN.

Demir Doğrama ve Çelik Kapı Şirketlerine Duyurulur.

30th Nisan, 2011

Merhaba arkadaşlar, iki yıl önce İstanbul Zeytinburnu semtinde demir doğrama işi yapan bir yakınımız için kurmuş olduğum websitesi yakınımızın işyerini bazı sebeplerden dolayı Çanakkaleye taşımasından sonra boş kalmıştır. Bende bu durumda onun meslektaşlarının telefonlarını oraya koyarak siteyi yayınlamaktayım. Ama bu kişiler internetten para kazanmanın ne demek olduğunu bilmedikleri  (kendilerince internet reklamına verdikleri paranın gereksiz olduğunu düşündükleri için) için siteyi yine istanbulda bu işleri yapan ve ciddi gelirler elde etmek isteyen kişilere kullandırabilir ve kiralayabilirim. Çünkü site yakınımızda iken Google Adwords üzerinden yaptığım çalışmalarla 15 ziyaretçide bir çalik kapı veya demir doğrama işi getiriyordum. Ona göre düşünerek iş yapmak istiyorsanız size bu konuda da çözüm ortağı olabilir ve reklam çalışmalarınızı yapabilirim. Google Reklamcılığı araçlarını 2007 yılından beri kullanmaktayım ve sizinlede yapacağımız çalışmalarda iş getirebileceğime inanıyorum.

Site: http://www.klasdemirdograma.com/
Tel: 0506 742 27 49

Internet Devleri Çin Pazarında Tututunamıyor mu?

24th Ocak, 2010

Bu haftaki Sabah gazetesiyle birlikte verilen The New York Times gazetesinin google ile ilgili manşeti çok ilgimi çekti ve yazıyı sonuna kadar okudum. Ardından siz ziyaretçilerimize kısaca yorumumu yazarak düşüncelerinizi almak istedim. Öncelikle sizlere haberin başlığını vermek isterim: “Internet devleri Çin pazarında tutunamıyor.” Bizim internet haber siteleri ve gazeteler olayı google’dan yapılan basın açıklamasıyla bire bir önümüze sundular “Google, Çin hükümetinin uyguladığı sansür kararlarına savaş açtı” Haberi bizim internet sitelerimizden çok daha farklı ve iyi analiz ederek verdiği içinde yazarlara çok teşekkür ederim. Şimdi gelelim kendi düşüncelerime ve ben dahil bizdeki internet içerik sağlayıcılarına verip veriştirmeye. Ülkemizde, şu dışarıdan ithal edip sabah akşam kullandığımız web siteleri o kadar güvenilir ve mükemmel anlatılmış ki bize ne söyleseler inanır ve ne yapsalar takdir eder olmuşuz, kendi içimizdeki değerleri takdir etmek şöyle dursun destekleme yoluna bile gitmiyoruz. Sonra da niye bizim içimizden de bir google, facebook, twitter… çıkmiyor diye söylenip duruyoruz. Google her logo değiştirdiğinde facebook her uygulama yaptığında twitter de kim kimle ne dedikodu yaptı diye koca puntolarla gazetemizi okuyup internete daliyorsak ne olmasını bekliyorsunuz? Tabi ki bunlar da haber değeri taşımakta ama bir yerli arama motoru küçük bir puntoda yer bulamıyorsa yada herhangi bir yerli şirket tanıtılmıyorsa neler olsun. Gel gelelim Çin mevzusuna, bu olayın bizde olması şuan için pek yakın değil çünkü internette genelde taklit projeler üretiyoruz ama yakın gelecekte özgün bir internet projesinin bizden de dünya ya yayılacağını düşünüyorum. Zaten Çinde böyle yapmadı mi? Önceleri herşeyi bire bir kopyalayıp yeni markalar yazıp pazarlıyordu ama biraz para kazanmayı öğrendikten sonra tüketicilerin istekterine kulak verip daha kaliteli mallar üretmeye başladı ve şuan öyle bir duruma geldi ki çok ucuza pahalı bir markanın benzer ürününü yapabilir konuma hatta bu google hadisesinde olduğu gibi yerli şirketleri halkının isteklerine google dan daha önce cevap verip küresel oyuncuları başka bahanelerle pazardan çıkmaya mecbur eder oldu. Yoksa mümkün mü ki pazardan pay alan google isteklerinizi filtreleyemiyorum/filtrelemicem diyerek pazardan çıkmaya mecbur bıraktırsın kendini, sormazlarmı daha önceden nasıl filtreliyordun/filtreleyebiliyordun. Amacım yerli içerik üreticilerini düşünmeye zorlamak. Hadi kalın sağlıcakla…

O da Ne! Yine mi Ajdar?

25th Aralık, 2009

    İsmail yk fesbuk

Sizce popüler web enstrumanları sanat mıdır? Ya da popüler yaşamın pazarlanma şekli mi bu?

Önceki gün acil bir işim için internet kafeye gitmem icap etti ve Kayseri merkezdeki şey ($¥) kafeye uğradım. İşimin önemli bir kısmını bitirdikten sonra kulağım kafenin içinde çalan müziğe takıldı. Ara sıra gelen feysbuk feysbuk seslerini duydukça: “Bu ne ya Ajdar yine mi şarkı yapmış!” deyip aldırmayıp işime devam ettim. Fakat bir müddet sonra sesin hiç de yabancı olmadığını düşünerek daha bi kulak kabarttım müziğe doğru. O da ne bu Ajdar değil İsmail Yk diye geçirdim içimden. Bir müddet sonra dinledikçe emin olmuştum İsmail Yk’nın olduğuna. Müzik sürekli kafede tekrar ettiği içinde yeni tekrarında tamamen işimi gücümü bırakıp müziği dinlemeye başladım. Ama ne dinleme… Hem dinliyorum hem de gülüyorum.  “Ya şuna bak ne şarkı, internet sitesi bile artık şarkı oluyor.” dedim. Gerçi sonrasında daha önceki “bomba bomba com” şarkısıda hafızamda belirdi, ama bu bana çok enteresan geldi. İlk dinleyişim olduğundan mıdır? Yıllardır internet dünyasının içinde olmama rağmen bir sitenin şarkı içerisinde özelliklerinin belirtileceği ve faydalarının(!) anlatılacağı hiç aklıma gelmemişti. Bir de çok yüksek albüm satışı yapan İsmail Yk’nın niye böyle şarkıları yaptığını düşünmeye başladım. Sonrasındaysa İsmail Yk’nın yaptığı şarkılarının pek geleceğe kalmadığını düşünerek İsmail Yk’nın güncel popülerleri kullanarak şarkı yapan mevsimlik şarkıcı olduğunu düşündüm ama bir yandan da düşünürseniz İsmail Yk’nın genel olarak yapıtlarında pek fazla sanat gütmüyor ve bunları sadece maddi kazanç için çıkarıyor ee ne diyelim umarım amacına ulaşır.

Sanat için de şarkı üretenlerin internetten etkilenmemesi dileğiyle…

Sağlıcakla Kalın.

Not: Şarkının videosu ve sözlerine bakmak isterseniz Link

Tags: , ,

Facebook Msn’em Online Meselem

18th Kasım, 2009

Msn Facebook

Çok değil, daha şundan 3-5 yıl önce piyasaya çıktıklarında ; artık internetin abileri bunlar herşey bunlar üzerinde şekillenecek gibi bir his doğmuştu içime ama her şeyi elinde ustaca eskiten zaman bunlarıda soldurmaya başladı.

Sevgili dostlar bu hafta size bilgisayarlar ve internetin başımı döndüren olaylarını ve bu konudaki izlenimlerimi aktaracağım.

2000′li yıllara yaklaşırken yaşadığım şirin ilçem Biga’ya internet kafeler açılmaya başlamıştı. O dönem boş zamanlarımda atar, tenis ve bilardo salonlarına gitmekte olan ben, internet kafelerdeki bilgisayarları gördükçe kulanmak ve bunlarla oyun oynamak istiyordum. Ama o zamanlar bunları kullanmayı bilmediğim için de hiç bilgisayarın başına oturmamıştım. Bir gün arkadaşım ben biliyorum gel gidelim demesiyle ilk bilgisayarla tanıştım. :) O gün ne yaptığımızı pek hatırlamasamda Chat odasına girip karşıdaki bir kişiye tuşlarla bir şeyler yazıp cevabının geldiğini görmek beni heyecanlandırmıştı. Ardından geçen zamanda oyunlar falan derken yeğenim Fahri KAPLAN’a bilgisayar alınmıştı ve onun yardımıyla da mynet.com uzantılı internette sadece bana ait olan bir e-posta adresim olmuştu.

Ne kadar da heyecan vericiyidi!!!

ibrahimarslan2000… diye başlayıp milenyumun gelişini müjdeleyen bir mail adresi. İlk zaman pek bir şeyler yapamadığımız için zaman zaman e- posta adresime giriyor ve adreslerini bildiğim kişilere cep telefonundan mesaj çeker gibi “Naber, Nasılsın, … falan filan oldu” gibisinden mesajlar gönderiyordum. Ardından bir e-kart olayı geldiki sormayın tadını, özel günlerde artık mesajlarımızı e-kart ilaveli gönderiyorduk.

Bayram e- kart

Tabi internette yapacaklarımız şimdikinden sınırlı olduğu için o dönemin popüler zevklerinden bir Manager oyununa daldık ki sormayın ” World manager 2000″ ne kadar da güzel bir oyun her zaman girip oynuyoruz. Hatta istanbuldaki diğer yeğenim Hikmet de benden önce Fahri’den kaparak mübtelası olmuş üçümüz birlikte olunca takımlar seçiyor ve turnuvalar yapıyorduk. Neyseki onun etkisi bende çok fazla sürmese de futbola ilgisi benden yüksek olan yeğenim Fahri’yi zaman zaman bu oyunu oynarken görmekteyim ve hala bırakamadığını söylemekte. Bende bundan sonra harika bir oyun keşfettim “Age of Empires II”. Az mı harçlıklarımı verdim internet kafelere bu oyunda zaman harcarken! Ama sonunda hardestte (en zor) karşımdaki rakibi yenmeye başladıkça bu oyundan da elimi eteğimi çektim. Zaman zaman tekrar bu oyunu oynasamda artık eski performansımın kalmadığını görüyorum daha düşük seviyelerde bile yenilmeye başladım bilgisayara karşı.

Neyse bugünlerin çılgın modası msn ve facebook’a geçeyim. Benim hayatıma yaklaşık 5 yıl önce girmişti msn. İlk çıktığında oda diğerleri gibi çok heyecan verici bir şeye benziyordu ama artık eskisi gibi yazıları göndermeye değil o oynayan, zıplayan ifadelere şaşırmıştım ilk zamanlar. Sonraları ses ve görüntü özelliğini tadınca artık bundan da ötesi olmaz msn’nin üzerine hiç bir şey gül koklatamaz derken bu teknoloji öyle bi hızlandı ki daha birine doymadan artık öbürüne atlamaya başladık ve facebook çıkıverdi piyasaya. Kendimi bildim bileli hep soğuk bakmışımdır bu online internet dünyasına kişisellerimi bırakmayı. Gel zaman git zaman çok dirensemde sonrasında arkadaşların

- gel gel şu videoya bak

- şu bizim arkadaş değil mi?

- bak şu kız bizim eski okuldan değil mi?

… değilmi, değilmi sözlerinden sonra bir gün üye olucam ama resmi ve özel bilgilerimi falan koymucam sadece zaman zaman videolara bakarım düşüncesiyle dalıverdim facebook kervanına. Gel zaman git zaman ona buna bakarak bizde seriverdik ipliği pazara sadece video izleyeceğim diye girdiğim facebook’ta çağ atlayarak reklam vermeye kadar gittim. Şundan 6 ay öncesinde yoğun bir şekilde kullanmışsam da artık doyuma ulaştım ve haftada 1-2 defa ya giriyorum ya da hiç girmiyorum ve ayrıca girsemde son iki aydır ofline girmediğimi pek hatırlamam. Çünkü buradan ve msn’den luzun olmadıkca görüşme yapmak istemiyorum ve hem saçma gelmeye başladı bu işler, yazımı okuyan arkadaşlarım varsa da söyleyeyim “lüzumsuz yere lütfen online mesaj yazmayın” ama konuşmak isterseniz veya güzel bir şeyi mail adresime göndererek paylaşırsanız memenun olurum. Bende olan bu facebook msn doyumunu geçen hefta arkadaşım Mustafa’ya açtımda ondanda artık pek tat vermediğini ve son günlerde çok seyrek girdiğini söyledi. SİZDE DURUM NE?

Ayrıca geçen haftasonu internette geçirdiğim rutin zamanların birini arkadaşlarıma ayırarak pikniğe gittim ki sormayın keyfimi! Sizde msn’de veya facebook’ta konuştuğunuz arkadaşınıza dışarıda veya uygun bir ortamda buluşmanızı teklif edin ve oraya gidin ve göreceksiniz ki online muhabbetten ne kadar güzel sıcak ve samimi bu yaptığınız. Eğer dediğim gibi değilse bir daha yazılarımı OKUMAYIN!

Kayseri fuar piknik


Tags:

Kayseri’nin Öğrenci Beldesi Talas

13th Ekim, 2009

        Talas İlçesi

Bu yıl Üniversite öğrenimimin 4 yılını geçirdiğim Kayseri’nin merkez ilçeleri Melikgazi’den Talas’a taşındım. İlk geldiğimde merkezden biraz uzak olduğu için pek hoşnut olmadığım bu ilçeyi gün geçtikçe sevmeye başladım. Bulunduğum yerden her ne kadar üniversitenin içine belediye otobüsü olmasada ikamet ettiğim yerin Fakülteye 20 – 25 dakikalık yürüme mesafesinde olması şu an beni fazla yormamakta. Eğer otobüse binmek istersem de 5 dakika anayola yürümeme gerekiyor ve ardından otobüs ile 7 – 8 dakika da Üniversitenin giriş kapısına ulaşıyor ve oradan da yürüyerek 6 – 8 dakikada  fakülteme ulaşıyorum. Bunların hepsini toplarsak da tamamen yürüyerek ulaştığım zamanla otobüsün ulaştığı zaman pek farklı değil. Şimdilerde spor yapıyorum düşüncesiyle bu yolu sabah akşam yürüyorum ama umarım Kayseri Büyükşehir Belediye’si Talas Yenidoğan mahallesi Atılgan Sokaktan geçen belediye otobüslerinin bir kısmının güzergahını haftaiçinde belirli saatlerde Üniversite içerisine çevirir, biz de kış aylarında bu sıkıntıdan kurtuluruz.

Bugün itibari ile 2. haftamı dolduracağım bu yerleşim yerinde. Parklar her nekadar büyük illere kıyasla küçük olsa da düzenlerinden çok memnun kaldığımı ve özellikle merkezdeki Osmanlı Kültür Evine keyifle oturmak için sık sık geldiğimi söyleyebilirim.

Osmanlı Kültür Evi

Geçen cumartesi akşamı yapılan şiir dinletisini keyifle dinlediğimi söyler, bunun için de desteklerinden dolayı Talas Belediyesine buradan teşekkürlerimi iletmek isterim.  Ayrıca bu muhitte son yıllarda yapılan binalarla kiralar o kadar ucuzlamış ki batıda (örnek olarak benim ilim Çanakkale’de) 500 – 700 TL ye kiraladığınız bir evi burada 300 – 500 Tl ye kiralayabiliyorsunuz. Hal böyle oluncada Talas’ın şu an tam bir öğrenci beldesi olduğunu söyleyebilirim. Hangi apartmana baksan en az bir tane öğrenci evi var. Eğer Kayseri Büyükşehir Belediyesi de ulaşımı biraz daha kolaylaştırır  ve gençlerin isteklerine cevap verecek mekanları buralara kurarsa üniversiteye gelmeden önce duyduğumuz öğrenci kenti Eskişehir ibaresi öğrenci kenti Kayseri hatta Talas’la özdeşleşir.

  Bu senenin hakkımda iyi olacağını umuyor, herkese sağlık sıhhat ve afiyetler diliyorum. ( Bugün biraz hastayım da)

Tags: , , , ,

Sonraki Sayfa »

Yazarlar

Kategoriler

Son Yazılar

Son Yorumlar

Etiketler

 

Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Meta

Zeka Oyunları | Mario Oyunları | En Güzel Oyunlar | Araba Yarışı