Lâfistan

YETER DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ

7th Temmuz, 2009

1320090707121229.jpg

Yıllardır, yıllardır hayaller kurdum,
Seni anam gibi aradım durdum,
Ey benim sevgilim, ey Ana yurdum,
Nerde benim Ural-Altay dağlarım?
Akşam olur sabah olur ağlarım.


Gövden bir yerde başın bir yerde,
Aramıza inmiş bir demir perde,
Söyle Turan sen nerdesin, ben nerde?
Nerde benim yaslı Tanrı dağlarım?
Akşam olur sabah olur ağlarım     

   Bilmeyen var mıdır Kürşat’ın destanını, uzaydan bile görünen surları 40 kişiyle geçerek binlerce Çinliye kafa tutan Türk delikanlısını… ilk destanlarımız hep bu küçük adamlara karşı zaferlerimizle hayat bulmuş.      Biz büyük ecdadın çocuklarıyız, dünyanın heryerini gezmişiz gezerken de ailemizden bir parçayı orada bırakmışız. Bosna’da, Kosova’da Orta Asya’da olduğu gibi… Biz güçten düşüp kabuğumuza çekilince orada kalan soydaşlarımıza hep zulmedilmek istendi ama hepsinde karşı duran bir Türkiye vardı..  Ne yazık ki unutulmuş bir parçamız mevcuttu; DOĞU TÜRKİSTAN. Hep zulme uğradı, katliama uğradı ama hiç kimse hiçbir şey yapmadı. Soydaşımıza soydaşımız için yapılan zulmü yok saydık, görmezden geldik. Suskunluğumuzdan cesaret alanlar zulmü arttırdı. Yeter artık demenin zamanı gelmedi mi. bu işe birilerinin eğilip dur demesi gerek. Bölgede internet dahil tüm iletişim araçları yasaklanmış durumda, sessiz sedasız bir katliam dünyanın göz kapakları önünde gerçekleşirken birileri göz kapaklarını kaldırıp bu olanları görmeli ve gerekeni yapmalı.

     Uygurlar, Hanlar en az Filistin kadar Bosna kadar önemli bizim için ve en az Azeriler kadar gardaşımız…

 96406.jpg

Sürüler dağılmış, yaylamaz olmuş
Irmaklar kurumuş, çağlamaz olmuş
Ozanlar, Şamanlar söylemez olmuş
Nerede benim Ural-Altay dağlarım?
Akşam olur sabah olur ağlarım.
Mağripten maşriki soranlar hani?
Çin’i, Viyana’yı soranlar hani?
Üç kıtada dimdik duranlar hani?
Nerede benim Ural-Altay dağlarım?
Akşam olur sabah olur ağlarım.

(Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)

Tags: , , ,

Güzellik ve Çirkinlik Üzerine

1st Temmuz, 2009

 genkzmyalkadnmdj11.gif

   Güzel…

      Çirkin…

            Nedir güzel ve çirkin?

     Bir gün güzellikle çirkinlik karşılaşmışlar deniz kenarında. Beraber denize girelim demişler; girmiş, yüzmüşler. Ama çirkinlik önce çıkıp güzelliğin elbiselerini giyip kaçmış. Ondan sonra görenler hangisi güzel hangisi çirkin hep karıştırmış. Sadece, güzelliği elbiselerde değil de özde arayanlar bu ayrımı doğru yapabilmiş.

      Güzellik…

            Çirkinlik….

                    Tekrar soralım nedir güzel, nedir çirkin?

    Güzellik gönül işidir. insan gözüyle karar vermeye çalışırsa hep hata yapacaktır.Zira sevgi, aşk göze inmeyecek kadar yücedir. Boya değil altındaki sevilir, elbise değil içindeki beğenilmelidir. Unutmamak gerekir ki boya silinir, elbise eskir… Öz aynı kalır; güzelse güzel, çirkinse çirkin…

   Güzellik…

          Çirkinlik…

                                               Görünmek değil bürünmektir…

Tags: , , ,

SEVEBİLMEK YA DA TAKDİR EDEBİLMEK

11th Nisan, 2009

O MAVİ GÖZLÜ BİR DEVDİ

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

 NAZIM HİKMET

         Uzun bir yazı yazdım sonra sildim hepsini. Ve sanat anlatsın kendi halini… Siyasi düşüncelerini beğenmesek de Nazım’ın bu şiirini beğenmemek elde mi? “Tahir ile Zühre” okunmadan Nazım bilinebilir mi? Anlatmak ve anlamak istediğim şu: bizim için hiç ara renkler olmadı.Bir kişi, bir nesne ,bir olay ya karadan daha kara ya ana sütü gibi ak… Ama artık bilmek ve anlamak gerektir ;üç boyutlu evrende hiçbir şey tek taraflı değildir.

Tags: , ,

Zulmü Alkışlayamam Zalimi Asla Sevemem

30th Ocak, 2009
82121.jpgYıllar var ki haykırarak söyleyemiyoruz bu dizeleri. Sustuk sustuk sustuk. Osmanlı kaydı gitti avuçlarımızdan, Karabağ da ağladık, Afganistan,Çeçenistan, Irak ,Doğu Türkistan Afrika’nın dört bir yanı… Zulum bitmiyor zalim utanmıyor… Bırakın ses çıkarmayı, yeter artık diye dünyayı inletmeyi bazı zamanlar alkışlamak zorunda bile kaldık.       Gazze de yürekler yandı. Amerika sesini çıkartmadı. BM ciddi bir girişimde bulunmadı. Araplar tarihi tekerrür ettirmekten ileri gitmedi. Ah! bir zamanlar yahudiyi yok olmaktan kurtaran OSMANLI yoktu. Alman zulmündeki Fransa’yı rahata kavuşturmak isteyen KANUNİ yoktu. Yoktu alem-i islamı toplar üstünüze yürürüm diyen Abdulhamid. Sustuk, izledik, yardım götürmek isteyenleri paraları yemekle suçladık sonra tekrar sustuk tekrar yutkunduk ve nihayet unuttuk.        Başbakanımızın verdiği tepkiyle avunadurduk şimdi. Bir zamanlar neler başaran bu necip millet şimdi nelerle avunuyor. Şu şiirin devamında büyük şair “-boğamazsın ki/ hiç olmazsa yanımdan kovarım” diyor. Onu yapmıştı başbakanımız da. Olayı siyasi olarak düşünmemek lazım. Bir millet olmayı bari bu konuda başaralım. Peres’in arayarak özür dilemesi başbakanımızın haklılığını gösterir. Başbakanımıza siyasi parti lideri olarak değil TÜRKİYE CUMHURİYETİ başbakanı sıfatını öne çıkartarak teşekkür ediyorum.video görüntüleri için: http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=176885

Tags: , , ,

Bir Zulm Daha Geçip Gidiyor Gözlerimizin Önünden

11th Ocak, 2009

gazze-2dcocuk1.jpg filistin.jpg

     Dün atımızın üzengisini tutmayı şeref sayanlar bugün ayaklarını sildirmeye kalkıyor. Dün kılıcımızdan yansıyan ışıktan korkan, bugün hıçkırta hıçkırta ağlatıyor bizi.

Ah gemilerle mezalimden kurtardığımız sefiller…

Ahh yediği kaba pisleyen reziller…

Ne “ah” ın faydası var ne “vah”ın. Kahrolsun demekle de kahrolmuyor kahrolası zalimler. Bir kez daha anladık ki bu coğrafya da mazlumun bizden başka dostu yok. Ben bu sözü biraz abartı bulurdum ama eksiği var fazlası yokmuş.  Biz tarihsel misyonumuz itibariyle ;

daha güçlü,

daha inançlı,

daha barışçı,

daha zengin,

tam bağımsız, tamamen milli silahlara sahıp BİR ÜLKE olmalıyız.

Bir zulm daha geçip gidiyor gözlerimizin önünden. Afgan’a yapılana ah ettik . Irak’a yapılana vah ettik. Karabağ’da ciğerimiz yandı . Filistin’de yüreğimiz kanıyor… Sıra kimde bilinmez… Kimseden umut yok. Kimse ümit vermiyor. Ecdad doğru söylemiş:” it itin ayağına basmıyor”. “Dostlar düşmanlarla anlaşıp gitmiş”.

Karanlığa küfretmek yerine bir mum , bir lamba hatta yeniden bir güneş yakmak gerek.

“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur”.ata88rhfa7.jpg

Biz vadettiklerimizi yapınca doğacak vadettiği günler hakkın, belki yarın belki yarından da yakın…

Tags: , , , ,

SAİM METİN KİMDİR?

16th Aralık, 2008

8952090_0.jpg  

     Tahminen üç hafta önce Saim Metin Bey’in MEHMETİN ŞİİR’İ (bazı kaynaklarda “Seni Seven Mehmet’in” olarak geçmekte) enfes şiirini sizlerle paylaşarak yorumlarınıza açmıştım. Sevinerek belirtmeliyim ki şiir hakkında yorum yapanlar benim düşündüğüm gibi olumlu yaklaşmışlar şiire.

          Sonra toplum olarak sanatkarlara ne kadar az değer verdiğimiz geldi aklıma. Kendime de kızdım şiirini beğendiğin bir kişiye bu kadar kayıtsız nasıl kalırsın diye. Ve başladım SAİM METİN Bey’in hayatını aramaya internetin uçsuz bucaksız sayfalarında. Evet tarih yalnızca ve yalnızca tekerrürden ibaretmiş. Bir büyüğümüzü daha tarihin parlak sayfalarına gömmüşüz. Hayvanların çıkardığı kötü seslere bile yer verilmişken şiirleri -okuyanların büyük kısmı- beğenilen bir şairin hayatına dair bir kaç silik nottan başka birşey yoktu… Yazık… Ayıp… Günah…

         Hı bir resmi vardır umuduyla gezdim o da yoktu. Yalnız bir sitede ikinci el bir kitabının satışı vardı. Üstelik iki lira….

           Bilmem ağlasam mı ağlamasam mı …

Tags: , , ,

YORUMLAYALIM ARKADAŞLAR

27th Kasım, 2008

d.JPG      Merkez köylerin birisinde kutladık öğretmenler gününü.Orotoryosundan korosuna kadar herşeyi yaptık.İimkanlar ölçüsünde iyi sayılabilecek bir programdı.Ama programın bitiminde emekli öğretmen 6.sınıf öğrencilerinden birisinin okuduğu şiiri alarak kürsüye çıktı.Şiirin kötülüğünden,öğretmenlere hakaret ettiğinden dem vurdu.Çocuğun öz güvenini zedeledi.Bence şiir öğretmeni kötülemekten öte yüceltiyor.Öğrencinin gözündeki değerini ifade ediyor.Lütfen yorumlarınızla fikir beyan edermisiniz. Sizce bu şiir öğretmene hakaret mi ediyor yoksa onun öğrencinin gözündeki değerini mi ifade ediyor.

Okumaya değer bir şiirle baş başa bırakıyorum sizi…images1.jpg

                 Mehmet’in Şiiri 

Sana çiçek getirdim dikkatini çekmek için,her sabah karşıladım;bir gülücük görmek için, selam durdum en önde;

bir günaydın bekledim:

Okan’a gülümsedin; sanki beni görmedin…

Seni sevdim öğretmenim yine de seni sevdim,

bisikletim olsaydı inan sana verirdim…

Sabah kırağıda geldim,

buzda karda hep geldim;

çok üşüdüm öğretmenim üşümüssün demedin…

Didem hastalanmış Didem dedin Şebnem dedin,

Züleyhayı Tolga’yı her fırsatta seversin…

Hasta oldum bilerek,

bunu hiç fark etmedin…

Sevgini kazanmayı bir tek ben beceremedim…

Kapılarda bekledim, tahtayı hep ben sildim;

bazen ayağa kalktım, kimi zaman eğildim,

gözümden yaş aktı bazen,

kendi kendime sildim,

sana yakın olmayı birtek ben beceremedim…

Yedi binlere kadar yazın dedin,

parmaklarım tutuldu yazmaktan vazgeçmedim…

Defterine baktın Aytuğ ile Figen’in,

dokuz yaprak doldurdum ödevimi görmedin…

Şiir verdin Nalan’a, Zühal’in resmini övdün,

Süreyya’ya güven verdin, beni hiç mi sevmedin?

Gücensem de öğretmenim,hiç kızmadım,

renk vermedim:

Arka sıradaki Mehmet; seni seven Mehmet’in…

şiir : saim metin

Tags: ,

27th Kasım, 2008

d.JPG

AKREDİTELEŞTİREBİLDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ

 Akredite basın ,karşımıza ilk önce komutanların bizden değil dediği gazetecileri basın toplantılarına almamalarıyla, İlagel yollarla içeri giren bu bizden olmayan gazetecilerin apar topar dışarı atılmasıyla çıktı. Ve şimdi de Başbakanlığın bazı bizden olmadığını kabul ettiği yazarları “kara listeye” almasıyla alevlendi. İkisi de bu milletin değer verdiği , güvendiği kurumlar. Yani onların bizden değil dediklerine bizden demek hiç birimizin haddi değil.

        Olaya bir de şu açıdan bakmak gerekiyor; kim bu bizden olmayan gazeteler ve bu bizden olmayan hainleri! kim okuyor. Tirajlarıyla bu gazeteler şunlar: askerin kabul etmediği gazeteler;Zaman(765,885),Vakit(53,266),Bugün(40,003)ve Star(101,332) ve Başbakanlığın dışladığı gazeteler;Hürriyet(536,951).Vatan(200,128).Star,Akşam(155,653),Milliyet(253,344)http://www.gazeteturka.com/news_detail.php?id=28878&uniq_id=1227052579.Üşenmedim hesapladım, Türkiye’de gazetelerin toplam tirajı 4,990,562 iki kurumun reddettiği gazetelerin toplam tirajı:2,106,562 yani neredeyse yarısı insaf insaf insaf!!! Sizi komutan yapan da bu millet başbakan yapan da…

     Siz bir milletin yarısının haber alma özgürlüğünü engelliyorsunuz,bunlar bizden değil diyorsunuz. Kusura bakmayın ama buna hiç kimsenin hakkı yok. Başbakanımız her fırsatta demokrasiye vurgu yapıyor,komutanlarımız demokrasi dışına çıkılmayacağının teminatını defalarca verdiler. Eee nedir o zaman bu durum?

     Bir grup dışlanınca alkış tutan medya şimdi dışlanınca kıyameti kopartıyor. Siz de kusura bakmayın efendiler! sizin hakkınızı aramaya herkesin hakkı var sadece sizin yok. Çünkü beğenmediğiniz medya engellenirken siz alkış tutuyordunuz. “Keser döner sap döner/Gün gelir hesap döner” demiş büyükler. Yaşanandan ders alıp menfaatlerimizin değil demokrasinin peşinden koşmak lazım. yorulmadan ,çatlarcasına,çatlayana kadar…

EL ELE DEMOKRASİYE…

27th Kasım, 2008

d.JPG             AĞAÇLARI  SEVİN  ODUNLARI  DA

       İlk hutbesine başlayacak olan genç ;sürekli şaşırdığından, şaşırdığında konuyu toparlayamadığından yakınır. Hocası bir çözüm bulmuş; mikrofona ip bağlanıp aşağı sarkıtılacak talebe hata yapınca hocası ipi hafifçe çekip uyarmış olacak, o da hata yaptığını anlayıp düzeltecekti. İlk Cuma plan başarıyla işlemiş ama ikinci de durumu fark eden başka biri hocanın yerine oturur ve çocuk konuşurken olur olmaz yerde ipi çeker. Rezil olmuş bir durumda hutbeden inen talebe hocasına sorar: Hocam! Neden böyle oldu? Cevap verir hocası ipler … un eline geçti.

     “ Kurtardın Memleketi” başlığıyla yazdığım yazıyı beğenmesine rağmen kaldırmak zorunda olduğunu anlattığında bu olay gelmişti aklıma… Eee ne yapalım dedim ipler kimin elindeyse düdüğü o çalar.

     İstediğim konuda yazamayınca o talebenin suçluluk psikolojisini yaşadım biraz ,sanırım dostumda o hocanın mahcubiyetini yaşamıştır.Ama o koca koca amcalar o …un mutluluğunu yaşamış mıdır bilemem. İnsanları koyun gibi bir yöne itmek , istediğin yöne gitmeyenleri sürüden ayrıldın kurt yesin mantığıyla ademe mahkum etmek hiç çağdaş düşünceye uymamaktadır. Bir fıkrayla devam edeyim;

        Beyaz mı kara mı belli olmayan hocayı Karadeniz’de bir köye at(a)mışlar. Her hutbede ağaçlar güzeldir,böcekleri sevelim tarzı hutbeler verirken Temel bir namaz çıkışı yakalamış hocayı. “Hoca” demiş “sen hiç ahretten bahsetmiyorsun , ölümü anlatmıyorsun”. “Dur anlatayım “,demiş: “sen öleceksin biz seni gömcez sonra otlar yeşerecek , bir inek gelip o otları yiyecek, arkasını dönüp mezarı kirletecek. Bende gelip o dışkıya bakçam ve Temel neydin ne oldun diyecem” demiş.

        Duruma sinirlenen Temel intikam almak için bir hafta sonra “hoca gel ben de sana senin ölümünü anlatayım “ der ve başlar “sen öleceksin biz seni gömcez sonra otlar yeşerecek , bir inek gelip o otları yiyecek, arkasını dönüp mezarı kirletecek. Bende gelip o dışkıya bakçam ve ulaa hoca hiç değişmemişsin , diyecem” demiş.

      İşte böyle bazen insanları yapmacık hallere zorlayınca bu tip komik şeyler çıkıyo. Ama bende Temelin cesareti olmadığı için sonuna kadar dinleyeceğim “ağacı sevin” hutbesini  ve sadece onu dillendireceğim;

    Ağacı sevin hatta odunları da…

« Önceki Sayfa

Yazarlar

Kategoriler

Son Yazılar

Son Yorumlar

Etiketler

 

Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Meta

Zeka Oyunları | Mario Oyunları | En Güzel Oyunlar | Araba Yarışı