5
May

ŞEYHÜLİSLÂM ŞÂİRLER

   Yazar: Fahri Kaplan   Kategori: Edebiyat

              Millet olarak sevincimizi de hüznümüzü de şiirle ifade ediyor, etmeyi seviyor ve böyle bir gelenekle besleniyoruz. Bir bebek dünyaya geldiğinde de bir yakınımız vefat ettiğinde de okuttuğumuz Süleyman Çelebi Hazretleri’nin “Mevlid”i de esasen Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) üstün vasıflarının anlatıldığı bir şiir. Böyle bir geleneğe sahip milletimizde her kademeden şair yetişmesi şaşılacak bir hâl değil. Modernite etkisinde özümüzle irtibat açısından kırılmalar yaşasak bile bugün de pek çok kişi -en azından gençliğinde ve kendi dünyasında kalsa da- kalemi eline almış, hâlini mısralara dökmüş, dökmeyi denemiştir. Modern zamanlar öncesi bizde, Osmanlı toplumunda şiir günümüze göre çok daha yürürlükte idi. Öyle ki eskiler nesirden ziyade şiir ile his ve düşüncelerini dile getirmiş, nitelikli bir şekilde türlü hâli paylaşmışlardı. O gün film izleyenlerimiz, roman okuyanlarımız yerine Leylâ ile Mecnun’u, Ferhad ile Şirin’i, Kerem ile Aslı’yı anlatan âşıkları dinleyenlerimiz var idi. Ayrıca tahsilli kimseler için de divan şiirinin mesnevileri, gazelleri, beyit beyit güzellik ve aşkı terennüm eden ifadeleri onları yeni mânâlarla buluşturuyor, yeni ufuklarla tanıştırıyordu. Böyle bir toplumun âlimleri de elbette şiire bigâne kalamazdı. Bigânelik şöyle dursun Osmanlı ulemâsından çok iyi şairler yetişmiştir. (Meselâ edebiyatımızın en büyük şairlerinden Bâkî Efendi (ö. 1600), ulemâdandır.) Osmanlı’da en büyük ilmî ve dinî makam olan şeyhülislamlık vazifesini yapmış âlimler içinde de pek çok şâir bulunmaktadır. Bir süredir okumakta olduğum “Şeyhülislâm Şairler” adlı kitapta da bu yirmi sekiz “şeyhülislâm şâir”den bahsedilmekte, şiirlerinden örnekler verilmektedir. Ali Fuat Bilkan ve Yusuf Çetindağ’ın hazırladığı, Hece Yayınları’ndan çıkan bu kitabı Osmanlı kültür, medeniyet ve şiirine ilgi ve merak duyanlara tavsiye ediyorum. Ayrıca kitaptan seçtiğim bir kaç beyti de sizlerle paylaşmak istiyorum:

            Göz yum cihândan aç gözüni kendi kendü hâline

            Sen göz yumup açınca bu ‘âlem gelür gider (Şeyhülislâm Kemal Paşazâde A.Şemsüddin Efendi)

            Dünyaya (dünya işlerine, fani şeylere) gözünü kapa da kendi hâline gözünü aç. Sen gözünü kapayıp açınca [bir de bakarsın] bu âlem gelip gider.

            Katre-i nâçîzden kemter tutanlar kendüyi

            Katreyi deryâ edip deryâyı ummân eyledi (Şeyhülislâm Yahyâ Efendi)

            Kendini bir küçük damladan aşağı tutanlar damlayı deniz, denizi de okyanus eyledi. (Şâir, tevazu sahibi insanların adeta bir umman hâline geldiklerini ifade ediyor.)

            Güzel tasvîr edersin hatt ü hâl-i dilberi ammâ

            Füsûn u fitneye gelindikde ey Bihzâd n’eylersin (Şeyhülislâm Bahayî Efendi)

            Ey Bihzâd! Sevgilinin yanağındaki ayva tüylerini ve benini güzel tasvir edersin ama onun büyüleyiciliğine ve fitnesine gelince ne yapacaksın [Bihzâd, ünlü bir ressam(nakkaş)ın adıdır.]

Kaynak:

Şeyhülislâm Şairler, Hazırlayanlar: Ali Fuat Bilkan-Yusuf Çetindağ, Hece Yayınları, Nisan 2006, Ankara.

                                                                                                                             Fahri Kaplan
___________
Yazının ilk olarak yayımlandığı yer: Biga Doğuş Zirve Gazetesi (Eylül 2013)

Bu Yazı 5th Mayıs 2015 Salı Saat 18:06 Edebiyat Kategorisine Yazıldı. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Lütfen Yorum Yaz

İsim
E-Posta Adresiniz
Websiteniz
Yorumunuz