Archive for Ocak, 2015

10
Oca

Sevgili Peygamberim

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

.
(Bu yazı, geçen sene, Mevlid-i Nebî’nin sene-i devriyesinden sonra yazılmış ve ilk olarak Ocak 2014’te “Biga Doğuş Zirve” gazetesinde yayımlanmıştır.)
 .
      Geçtiğimiz Pazar’ı Pazartesiye bağlayan akşam Mevlid-i Nebî’yi (sallallahu aleyhi ve sellem) idrak ettik. İçimiz Peygamberler Serveri’nin sevgisiyle kıpır kıpır, gönlümüzdeki muhabbeti bir daha tazeledik. Şeyh Galib Dede gibi : “Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim / Hakk’dan bize sultanı müeyyedsin Efendim” (sallallahu aleyhi ve sellem) dedik. Peygamber sevgisinin dile geldiği güzel sözler samimiyeti ve coşkunluğu ile bamtelimizi titretirken salat u selamlarla gönül dünyamız bir derviş gibi semaa kalktı.
        Divan şiirinin son büyük temsilcisi kabul edilen Şeyh Galib Dede tarafından yazılan, yukarıda her bölüm sonunda tekrarlanan iki mısraını aldığım şiir, Peygamber Efendimize (salllallahu aleyhi ve sellem) yazılmış şiirlerin en güzelleri arasında yerini almış olup iki asırdan fazla zamandır okuyanların gönül kuşunu Efendimiz’in  sevgisiyle pervaz ettirmekte. Şiir, altı mısralık bendlerden (bölümlerden) oluşuyor ve her bendin son iki mısraı yukarıya aldığım mısralarla tamamlanıyor. Böylece her bendin sonunda peygamberimizin üç güzel ismi ve Hakk’ın teyid ettiği Server-i Enbiyâ oluşu tekrar edilmiş oluyor. Dilerseniz, şiirin seçtiğimiz bir bendinden bazı mısraları beraber okuyalım.
***
“Hutben okunur minber-i iklim-i bekâda”
Ebediyet ikliminin minberinde hutbesi okunan Sevgili Peygaberim! İnci saçan dudaklarından dökülen kelimeleri toplamak isterdim gönüllerimize süs olsun diye. Seni görmek isterdim. Beyaz elbisenle minberde söylediğin tatlı sözlerini duymak, seni dinlemek isterdim. İnşallah bekâ ikliminde mü’min kardeşlerimle beraber senin meclisinde bu isteğimize ulaşmak nasib olur.
***
“Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-ı cezâda”
Ceza gününde  mü’min kullara Allah’ın izniyle şefaat edecek, o büyük buluşmada hükmü tutulan Sevgili! Seni Rabbim sevmiş ki müşfik kollarının şefaatini bizlere rahmet eylemiş. Rabbim, seni sevmiş ve bize merhamet etmiş ki, (Şüphesiz Allah, merhametlilerin en merhametlisidir) seni âlemlere rahmet olarak göndermiş. Ve seni sevmiş ki bizi sevmeyi senin yolunda olmaya bağlamış: “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’ (Âl-i İmran Suresi, 31. ayet meali) (1)
***
“Gülbang-i kudûmun çekilir arş-i Hudâ’da
Esmâ-i şerifin anılır arz u semâda”
Allah’ın arşında seni anan melekler midir ey Sevgili! İsmini yerde anan insanlardır, hayvanlar, dağlar, taşlar biledir de semâda ananlar kim bilir nice nicedir. Salât ü selâmların en güzeli sana olsun ey nübüvvet gülbahçesinin en güzel Gül’ü.
“Hutben okunur minber-i iklim-i bekâda”
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-ı cezâda
Gülbang-i kudûmun çekilir arş-i Hudâ’da
Esmâ-i şerifin anılır arz u semâda
“Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim    (sallallahu aleyhi ve sellem)
Hakk’dan bize sultanı müeyyedsin Efendim” (Şeyh Gâlib -Allah rahmet eylesin-)
Ömrümüz Peygamber sevgisi ile dolsun!
Not:
(1) www.kuranmeali.com, Diyanet yeni meali
Yararlanılan Kaynaklar:
İskender Pala, Divan Şiiri Antolojisi, Ötüken Yayınları, İstanbul, 1999.
Prof.Dr.İsmail Parlatır, Osmanlı Türkçesi Sözlüğü, Yargı Yayınevi, Ankara, 2011.
7
Oca

Hz.ÖMER’DEN BİR KISSA

   Yazar: Okan Taştepe    Kategori Genel Güncel

            Hz.Ömer,halife olduğunda,parasıyla bir adam tutar.Adama,hergün bir akçe vereceğini söyler.Adam görevinin ne olduğunu sorunca “Hergün bana gelip,ölüm var Ömer diyeceksin” der.Adam uzun zaman boyunca gelir, “Ölüm var Ömer” der,altın akçesini alır ve gider.En nihayetinde bir gün yine vazifesini yapar,ölüm var Ömer der,altın akçesini alır ve Hz.Ömer der ki:”Artık gelme.” Artık gelme çünkü,artık ölümü unutmam der adama.Sakalındaki ilk akı aynada görmüştür o gün.

3
Oca

AĞAÇLAR VE ODUNLAR – 2

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK    Kategori Genel Güncel

 

12                              “Ağaçları sevelim odunları da” diye bir yazıyla başlamıştım bu sitede yazmaya. 28 Şubat’ın etkilerinin devam ettiğinden şikayet etmiş baskının her alana yayılmış olmasından dem vurmuştum. 2008 yılıydı sanırım ve o zamanlar bu etkinin giderek azalacağına ve baskıcı devlet yönetimi anlayışından tamamen uzaklaşacağımıza yönelik umutlarım çok kuvvetliydi.

Tarih tekerrürden ibaretti. Defalarca ben sen olmayı biz olmaya tercih etmiş bir milletin evlatları olarak yeniden ötekileştirmeyi , dışlamayı ve kendi gibi düşünmeyenleri düşman saymayı devlet politikası haline getirdik. Ne farklılıkların güç olduğunu farkedebildik ne de farklı düşünmenin düşmanlık olmadığını anlayabildik. Şiirlerle şarkılarla gökkuşağına methiyeler dizdik ama yağmurla güneşin çatışmasından ortaya çıktığını da anlamak istemedik onu güzel kılan özelliğin farklı renklerden oluşması olduğunu da.

Komünizmin söylem olarak güzel olduğunu , herkesin eşit olmasın da nasıl bir kötülük olabileceğini sormuştum bir hocama daha aklım yeni yeni kesmeye başlarken. Bir  fabl anlatmıştı hocam. Ormanda kral aslan toplamış tüm hayvanları ve artık ormanımda kominizm var herkes eşit demiş. Sevinç çığlıkları arasında geçen üç beş günden sonra bakmışlar aslanlar yine et yiyor ,tavşanlar ot. Tavşan varmış huzura “ kralım siz et yiyorsunuz biz ot . bu nasıl bir eşitlik ?” diye sormuş. Aslan : biz birinci grup eşitiz bak hepimiz et yiyoruz siz ikinci grup eşitsiniz siz de hep ot yiyorsunuz ,demiş. Eşitsiz eşitliğin sadece komünizmde olmadığını demokraside de et yiyenlerin ot yiyenleri sevmeyebileceğini , küçümseyebileceğini öğrendim geçen bu zamanda.

Daha fazla yiyebilmek için saldırdılar yeşillik alanlara, ağaçlara. Ağaçları korumak suç oldu. Ağaç diyenler ülkenin gelişmesini istememekle suçlandı, vatan haini ilan edildi. 6000 zeytin ağacı kesildi . Kesilmeden önce kesenlere yakın olan bir site zeytin ağacının uğursuzluğundan bahsetti , Yahudilerin zeytin ağacıyla ilgili kendilerini koruyacaklarına olan inançlarını öne çıkartıp lanetlediler zeytini , zeytin ağacını. Oysa biliyorlardı Allah’ın kendi kitabında zeytine yemin ettiğini. “Vettîni ve’z-zeytûni “ dediğini. Hiç dillendirmediler çünkü işlerine gelmiyordu.

Zeytinleri koruyan köylüler dövüldü. Hain ilan edildi. Danıştay karar verdi . ağaçlar kesilmemeli dedi. Ağaçlar kesilmişti, köylüler dövülmüştü.

Ağaçları sevelim odunları da demiştim ilk yazımda. Ağaçları sevmeye korkuyorum . Odunları ? Odunları sevmiyorum artık.

Tags: , , , ,