15
Ağu

GÜNÜN HÂLLERİ

   Yazar: Fahri Kaplan   Kategori: Edebiyat

Sabah:

Gün doğar. Şehir uyanır. Horozlar ötmeye başlar. “Şehirde horoz mu var?” derseniz… Efendim, burada şehir de var, köy de var.

Tatlı bir sabah rüzgârı, yüzümüzü, kulaklarımızı –evet kulaklarımıza varıncaya kadar- okşayınca ne tatlı bir nimete uyandığımızı anlarız.

Çay… Sabah kahvaltısının –daha doğrusu çay altısının- müstesnâ içeceği. Tatlı rüzgârın yanında içimize ılık ılık akan, içimizi ısıtan leziz meşrubat… Afiyet olsun!

Öğle:

Yaz günüyse güneş tepede! Geç bir gölgelik yere. Kış günü ise bir nebze ısıtır. Belki de şairin dediği gibi yakar, ısıtmaz:

Sen kış güneşi misin

Yakarsın ısıtmazsın

(Sezai Karakoç) (1)

İkindi / Akşamüstü:

Yaz ikindileri… Hava serinlemeye başlayınca öyle tatlı olur ki… Dışarı çıkmak, rüzgârı dinlemek, hele deniz kenarındayken gurûbuna kadar güneşi seyretmek… Güneşin sulara yavaş yavaş gömüldüğünü görmek…

Kış ikindileri mi! Onlar da güzeldir, kısa sürer.

Akşam:

Gurûbun ardından hava tam kararmadan koyu lâcivert bir gökyüzünü temâşâ… Akşam vakti kim bilir neler söyler daha!.. İyisi mi sözü Hâşim’e bırakalım:

Akşam, yine akşam, yine akşam

Bir sırma kemerdir suya baksam (2)

Gece:

Gece… Telâffuzu iki hece… Ama içi öyle derin, öyle mânâ yüklü…

Şairin ilhâm kaynağı gece, gönlün mahrem membaı gece… Gece, karanlığıyla örtünce gök kubbeyi gönül ayı parlamaya, ilham yıldızı göz kırpmaya başlar. Gece hem bir dinlenme vakti hem de dış dünyanın koşuşturmacasından sıyrılıp içe yönelme ufkunun habercisi.

“Kimse paylaşmazsa derdimi

Ne olur sen dinle ey gece

Bazen ağlar gülerim kimi

Başbaşa seninle ey gece

.

Dol içime bu ince yolda

Sarhoş et rûhumu mey ol da

Kâh gurbete düşmüş ney ol da

Beni anıp inle ey gece” (3)

Gece gündüz güzellikler sizinle olsun!

Bir âyet meâli ile hâtime:

“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde,

insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden

indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında,

rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen

bir topluluk için deliller vardır.” (Bakara Sûresi, 164. ayet) (4)

_________________________

Atıflar:

(1) Sezai Karakoç. Gün Doğmadan, Diriliş Yayınları 4. Baskı, İstanbul, Kasım 2004, sayfa 64, “Sessiz

Müzik” şiirinden.

(2) Ahmet Hâşim. Bütün Şiirleri, Dergah Yayınları, Altıncı Basılış, Eylül 2003, sayfa 84, “Bir Günün

Sonunda Arzu” şiirinden.

(3) Fahri Kaplan. “Geceye Sesleniş” şiiri.

(4) kuran.mollacami.com/ayetler.php?asn=283 ve http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#2:164

(Diyanet meâli)

 

Not: Bu yazı, Ekim 2012’de “Biga Doğuş Zirve” gazetesinde yayınlanmıştır.

Fahri Kaplan

Bu Yazı 15th Ağustos 2014 Cuma Saat 07:04 Edebiyat Kategorisine Yazıldı. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Lütfen Yorum Yaz

İsim
E-Posta Adresiniz
Websiteniz
Yorumunuz