5
Ağu

“SÖZ”E BAŞLARKEN

   Yazar: Fahri Kaplan   Kategori: Edebiyat

Allah “kün” (ol) der ve olur. Söz deyip geçmeyin. Bir güzel sözle nice kilitler açılır. Söz öyle bir mücevherdir ki kalem ve kelâm erbâbı onun kadrini bilme peşinde satır satır mısra mısra saraylar kurar.

Zaman gelir bir söz açar, açılmaz zannedilen kilitleri. Zaman gelir de “Kilitlenseydi de dilim söylemeseydim o sözleri.” der insan. Bu hâli Bizim Yûnus ne güzel ifade eder:
.
Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
.
İşte şiir, bu! İzahı satırlar sürecek bir meseleyi iki mısrada halletmek. Bundan dolayıdır ki söz madeni şair elinde bir başka işlenir ve sunulur define meraklılarına. Aslında her şâir kendisi de bu defineye meraklıdır. Ancak her define meraklısı şair olamamaktadır. Söz bir nimettir ve bu nimete mâlik olma hakkı yalnızca söz sultanlarına verilmiştir:
.
Bu devir içinde benim söz mülkünün padişahı
Bana sunuldu kaside bana verildi gazel
(Bâkî)
.
Şiir, bir istidad meselesidir belki ama ona istidadı olanları besleyecek bir zemini de aramaktadır. Zira bu zeminden uzaklık o cevhere karşı bigane kalışımıza, gönlümüzün kilitlerini açacak bir hazineden de mahrum olmamıza yol açmaktadır.

Okumak, tefekkür önemlidir. Bunun yanında modern hayatın zihnimizi ve gönlümüzü kirleten virüslerine karşı da uyanık olmak hâlis bir şiirin kapılarını açmamıza yardımcı olacaktır.

Aslında, insanoğlu için sözün önemsiz olduğu devir olmamıştır. Öyle ki bu vasıtanın insanlar arasındaki münasebeti belirlemedeki yeri âşikâr olduğu gibi, Allah’ın Yüce Kur’an’da insana kelâmı ile seslenmiş olması bizler için ibret teşkil etmeye yeter de artar. Ancak günümüzde sözün ehemmiyetinin ne kadar farkındayız? Popüler kültürün empoze ettiği hazırcı hayat tarzı his, haslet ve şuurlarımızı yaralarken o hâlis söz cevherine ne kadar uzak kaldığımız âşikâr. Belki yeniden kendimize gelme, bir iç muhasebe, bir manevî arınma gerekiyor bazı cevherlerimizi geri kazanabilmek için. Bu noktada ümidimizi korumamız ve hamlelerimizi de temkinli bir ümit anlayışıyla yapmamız gerekiyor. Bu ümidi “Çile” şairi üstâd Necip Fazıl da şöyle dile getiriyordu:
.
Bir gün anlaşılır şiir/ Çoğu gitti azı kaldı /Ekmek gibi azizleşir/ Çoğu gitti azı kaldı
.
Son olarak beş yıl kadar önce kaleme aldığım “Şâir’e Mektup” başlıklı şiirin mısraları ile bu husustaki mülahazalarımı –şimdilik- tamamlamak istiyorum.
.
Sen konuşma şâir, kalemin konuşsun.
Güneşe fer veren elemin konuşsun.
Gönlünden sızmayan çıkmasın dilinden,
Sakın zehir içme nefsinin elinden,
Sen konuşma şâir, kalemin konuşsun.
.
Sal şu gökkubbeye lûtfet bir hoş sadâ!
Bülbüller gideli duyduk hep boş sadâ.
Bari sen ey şair, raksa kaldır sözü;
Yeter ağladığı şimdi güldür sözü.
Sal şu gökkubbeye lûtfet bir hoş sadâ!
.
Fahri KAPLAN

Not: Bu yazı “Biga Doğuş Zirve” gazetesinin Eylül 2012 sayısında yayınlanmıştır.

Bu Yazı 5th Ağustos 2014 Salı Saat 14:47 Edebiyat Kategorisine Yazıldı. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Lütfen Yorum Yaz

İsim
E-Posta Adresiniz
Websiteniz
Yorumunuz