Aşk ve Dostluk
(Fotoğraf:gonulfeneri.blogcu.com)
Değerli dostum Bekir Poyrazoğlu’nun “Vuslat’a Doğru” başlıklı yazıma yaptığı yorum, aşk ve dostluk kavramları üzerine mukayeseli düşünmemi sağladı. Öncelikle bana bu yolu açtığı için kendisine teşekkür ediyorum. İsterseniz öncelikle Bekir Poyrazoğlu dostumun yorumunu hatırlayalım. Şöyle diyordu dostum: ”Aşk nedir? Bir bedende iki ruh. Dostluk? İki bedende bir ruh.”
Şüphesiz bu yorum benim aşka meyyâl karakterime ve yazılarımda aşkı yücelten anlayışıma değerli bir dostun, dostluğun kadrini bilir, büyük bir dostun dokundurmasıydı. Bunun böyle olduğunu çok iyi biliyorum, çünkü dostumu iyi tanıyorum.
Aşk ve dostlukla ilgili mülâhazalarıma geçmeden önce, bu düşüncelerimde iki kavramdan birini tercih gibi bir şeyin söz konusu omadığını belirtmek isterim. Ben iki kavramı da kendi açımdan nitelendirmeye çalıştım sadece. Zaten “tercih” ifadesi dostluk için geçerli bir durum olsa da aşk “tercih” sonucu elde edilecek bir durum değil, kapını sormadan çalan, gönlüne sormadan misafir olan bir “hâl”dir. Bu açıklamadan sonra aşk ve dostluk üzerine düşüncelere geçebiliriz:
Dostluğun iki bedende tek ruh olduğu doğrudur. Ancak aşk, bir bedende iki ruh olamaz. Âşık için “ben” diye bir şey olamaz. Onun için yalnızca “o” vardır. Zâtî bir beytinde şöyle der:
“Yoluna cânâ revân etsem gerek canım dedim
Yüzüme bin hışım ile baktı dedi canın mı var.”
(Ey sevgili yoluna canımı akıtsam, feda etsem dedim. O da yüzüme kızgınlıkla baktı: “Canın mı var?” diye sordu.)
Öyle ya kendi canından bahsediyorsan bu nasıl âşıklık iddiası?
***
Kişinin gönlünde ikilik varsa aşk yok demektir. Aşk kendini yok etmektir. Kendi varlığından, beninden, egondan geçmektir.
***
Dostlukta ben ve sen aynı ruhuzdur, aşkta ise ben diye bir şey yoktur.
***
Dostluk bir ayıklık hâli, aşk ise sarhoşluk.
***
Dostlukta mantıklılık ve tutarlılık vardır; aşk ise aklı yele vermektir.
***
Dostluk bir güç ortaklığı, bir güçleniş; aşk ise bir düşkünlük.
***
Dostluk sağlıklı bir paylaşım; aşk ise bir hastalık.
***
Dostluk bilinçli bir tercih, aşk ise bir mübtelâlık. Nef’î’nin dediği gibi “Âşığa ta’n (ayıplama) eylemek olmaz mübtelâdır n’eylesin”
***
Dostluk karşılık beklenen bir ortaklık, dayanışma; aşk ise karşılıksız bir tutku.
***
Dostlar ateşten korunmak için beraber hareket eden kader ortakları; âşık ise yanacağını bile bile ateşe atılan bir dîvâne.
***
Netice-i kelâm: Siz siz olun hayatınızdan gerçek dostları ve dostlukları eksik etmeyin. Aşk mı? Aşkla ilgili bir tavsiyede bulunmak fayda vermez. O ateş düşerken kalbinize sormaz geleyim mi diye. Düşerse yanarsınız, düşmezse yanamazsınız. Akıllı olan yanmamayı tercih eder; ancak yanmanın zevkini tadanlar da aklı yele vermekten çekinmezler. Fuzûlî’nin dediği gibi: “Nitekim meste mey içmek hoş gelir, huşyâre su”
Fahri Kaplan
Tags: aşk, aşk ve dostluk, aşk ve dostluk üzerine, aşk ve dostluk üzerine düşünceler, dostluk









Fahri gerçekten güzel yorumlamışsın.Bu yazdığım söz Joseph Roux denen bir adam tarafından söylenmiş.Adam haklı tabi sen de haklısın.Adam Aşk bir bedende iki ruh derken şöyle demek istemiş bence Bir elmanın iki eşit parçası gibi.Yani birbirini tamamlayan bir bütün oluşturan iki eşit parça.
Mart 22nd, 2010 | #
hocam, divan.name sitesinden haberiniz var mı, eğer varsa bilgilendirirseniz minnettar kalırım. saygılar
Temmuz 6th, 2010 | #
Aşığın dediği gibi
“Umman olmak güzeldir ama ummana karışmaya çalışan bir ırmak olup ıpıldamak daha güzel…”
Aşk bazen bir arayışsa güzel, bazen hazır bulunuşsa; bazen alkol eder adamı bazen meze. Yinede gücün varsa erişmeye geri kalmaz hiç bir yürek tadlanmaktan “bu” hayatta.
Unutmayın sadece “bu” dünyaya ait bir duygu…
Temmuz 14th, 2010 | #
Evet,sadece bu dünyaya ait ,Allahın sıfatı olmasından dolayı çok özel bir duygu Aşk, herkese kısmet değil,sadece hakkını verebileceğine inandığı ayrıcalıklı kullarına verdiği Allahın büyük lütfu .Son hadde yaklaştığında ayrım tamamen ortadan kalkıyor,asıl sevilmeyi hakeden,batınına dönüyor.
Eylül 14th, 2011 | #
Aşk herdaim içine odun atılması gereken bir ateştir. O olmadan yaşamın tadı da olmaz. Yakalayabilene aşkolsun, yakalayamayanlar ise küllenmeye mahkumdur. Küllenipte küllerinden yeniden doğanlarsa yaşamın yeni bir parçası olabilmiş demektir…
Ekim 3rd, 2011 | #