19
Mar

Vuslata Doğru

   Yazar: Fahri Kaplan   Kategori: Edebiyat

 

     Ayrılığında gündüzler çabuk geçti belki ama ya geceler?.. Ruhuma kasteden geceler bitmek bilmedi.  Geri geleceğini bildiğimden olsa gerek ilk zamanlar önemsememiştim. Ama vuslatın ne kadar uzakta olduğunu anlamaya başladığım zamanlarda; her gecenin daha da uzadığını gördüğüm, aydınlanmak bilmeyen karanlıklarla hemdem olduğum zamanlarda tattım hicranın ne olduğunu. Böyle zamanlarda Cahit Sıtkı’nın “Sanatkâr’ın Ölümü” şiirinden mısralar oldu en yakın dostum:

     “Gitti gelmez bahar yeli;

       Şarkılar yarıda kaldı.

       Bütün bahçeler kilitli;

       Anahtar Tanrı’da kaldı.”

      Ah, bu ateşten satırları okuyan arkadaşım! Aşkımı bana üç ay önce sorsan “a”sından bahsetmezdim sana, bilesin. Şimdi ise vuslat muştusuyla çözülen dilimin bülbül olup şakıyası var. Onun için sana içimi dökeceğim aşkıma dair. Aşkım, sır olmaktan çıkacak. Zira aşkın sır olması ayrılığın kuvveti nisbetindedir. Vuslat anındaysa aşk, sır olmaktan çıkar. Öyle, Leylâ peşinde bir Mecnûn olduğumu sanma. Hayatın ince çizgilerinden en güzel tabloları çıkaran öyle hassas bir gönül ki bende olan, damlaya aşık olsam aşkımın deryası yanında Hint okyanusu bir dereyi andırır. *

     Yazın, güneşin batarken ufka bıraktığı huzur ve hüznü bir arada veren turuncu renge âşığım.

     Bir yaz gecesinde simsiyah görünen denizi bembeyaz ışığıyla aydınlatan mehtâba âşığım.

     Öğlenin bütün bedenimizi kavuran güneşinden sonra ılık ve tatlı havasıyla gelen yaz ikindilerine âşığım.

     Yaza yazılmış şiirlere, yazılara; yaza çekilmiş filmlere âşığım.

      Bunca aşk hep yaza dairken…

      Yarıda kalan şarkılar aşkımın müjdecisi bahar yeli ile birlikte tekrar yankılanmaya başladıysa semalarımızda…

      Ve bütün anahtarlar kendisinde olan açtıysa gönlümdeki bahçelerin kilidini…

      Daha ne isteyeyim Mevlâ’dan.

 

                                                   Fahri Kaplan 

———

* Mübalağayı anlamayan nesle aşina değilim, olamam da. “Anlamak”tan kastım ilmen bilmek değil, onun verdiği zevk ve heyecanı ruhunda hissetmektir.

 

Tags: ,

Bu Yazı 19th Mart 2010 Cuma Saat 15:41 Edebiyat Kategorisine Yazıldı. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

2 comments so far

Bekir Poyraz
 1 

Aşk nedir? Bir bedende iki ruh.
Dostluk? İki bedende bir ruh.

Mart 21st, 2010 at 20:29
 2 

Vuslat ancak bu kadar güzel yorumlanabilirdi,tşk ederim bu gönüllere aşina olan kalbe giden damarları yumuşatan bu sözlerim sahibine slm olsun saygılar.

Mart 30th, 2011 at 14:25

Lütfen Yorum Yaz

İsim
E-Posta Adresiniz
Websiteniz
Yorumunuz