Archive for Mart, 2010

22
Mar

Aşk ve Dostluk

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

 (Fotoğraf:gonulfeneri.blogcu.com)

    Değerli dostum Bekir Poyrazoğlu’nun “Vuslat’a Doğru” başlıklı yazıma yaptığı yorum, aşk ve dostluk kavramları üzerine mukayeseli düşünmemi sağladı. Öncelikle bana bu yolu açtığı için kendisine teşekkür ediyorum. İsterseniz öncelikle Bekir Poyrazoğlu dostumun yorumunu hatırlayalım. Şöyle diyordu dostum: “Aşk nedir? Bir bedende iki ruh. Dostluk? İki bedende bir ruh.”

    Şüphesiz bu yorum benim aşka meyyâl karakterime ve yazılarımda aşkı yücelten anlayışıma değerli bir dostun, dostluğun kadrini bilir, büyük bir dostun dokundurmasıydı. Bunun böyle olduğunu çok iyi biliyorum, çünkü dostumu iyi tanıyorum. 

   Aşk ve dostlukla ilgili mülâhazalarıma geçmeden önce, bu düşüncelerimde iki kavramdan birini tercih gibi bir şeyin söz konusu omadığını belirtmek isterim. Ben iki kavramı da kendi açımdan nitelendirmeye çalıştım sadece. Zaten “tercih” ifadesi dostluk için geçerli bir durum olsa da aşk “tercih” sonucu elde edilecek bir durum değil, kapını sormadan çalan, gönlüne sormadan misafir olan bir “hâl”dir. Bu açıklamadan sonra aşk ve dostluk üzerine düşüncelere geçebiliriz:

  Dostluğun iki bedende tek ruh olduğu doğrudur. Ancak aşk, bir bedende iki ruh olamaz. Âşık için “ben” diye bir şey olamaz. Onun için yalnızca “o” vardır.  Zâtî bir beytinde şöyle der:
   “Yoluna cânâ revân etsem gerek canım dedim

    Yüzüme bin hışım ile baktı dedi canın mı var.”

   (Ey sevgili yoluna canımı akıtsam, feda etsem dedim. O da yüzüme kızgınlıkla baktı: “Canın mı var?” diye sordu.)

    Öyle ya kendi canından bahsediyorsan bu nasıl âşıklık iddiası?

   ***
   Kişinin gönlünde ikilik varsa aşk yok demektir. Aşk kendini yok etmektir. Kendi varlığından, beninden, egondan geçmektir.

   ***
   Dostlukta ben ve sen aynı ruhuzdur, aşkta ise ben diye bir şey yoktur.

   ***
   Dostluk bir ayıklık hâli, aşk ise sarhoşluk.

   ***

    Dostlukta mantıklılık ve tutarlılık vardır; aşk ise aklı yele vermektir.

   ***
   Dostluk bir güç ortaklığı, bir güçleniş; aşk ise bir düşkünlük.

  ***
   Dostluk sağlıklı bir paylaşım; aşk ise bir hastalık.

   ***
   Dostluk bilinçli bir tercih, aşk ise bir mübtelâlık. Nef’î’nin dediği gibi “Âşığa ta’n (ayıplama) eylemek olmaz mübtelâdır n’eylesin”

   ***
   Dostluk karşılık beklenen bir ortaklık, dayanışma; aşk ise karşılıksız bir tutku.

   ***
   Dostlar ateşten korunmak için beraber hareket eden kader ortakları; âşık ise yanacağını bile bile ateşe atılan bir dîvâne.

   ***
   Netice-i kelâm: Siz siz olun hayatınızdan gerçek dostları ve dostlukları eksik etmeyin. Aşk mı? Aşkla ilgili bir tavsiyede bulunmak fayda vermez. O ateş düşerken kalbinize sormaz geleyim mi diye. Düşerse yanarsınız, düşmezse yanamazsınız. Akıllı olan yanmamayı tercih eder; ancak yanmanın zevkini tadanlar da aklı yele vermekten çekinmezler. Fuzûlî’nin dediği gibi: “Nitekim meste mey içmek hoş gelir, huşyâre su”

 

                                      Fahri Kaplan

 

Tags: , , , ,

19
Mar

Vuslata Doğru

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

 

     Ayrılığında gündüzler çabuk geçti belki ama ya geceler?.. Ruhuma kasteden geceler bitmek bilmedi.  Geri geleceğini bildiğimden olsa gerek ilk zamanlar önemsememiştim. Ama vuslatın ne kadar uzakta olduğunu anlamaya başladığım zamanlarda; her gecenin daha da uzadığını gördüğüm, aydınlanmak bilmeyen karanlıklarla hemdem olduğum zamanlarda tattım hicranın ne olduğunu. Böyle zamanlarda Cahit Sıtkı’nın “Sanatkâr’ın Ölümü” şiirinden mısralar oldu en yakın dostum:

     “Gitti gelmez bahar yeli;

       Şarkılar yarıda kaldı.

       Bütün bahçeler kilitli;

       Anahtar Tanrı’da kaldı.”

      Ah, bu ateşten satırları okuyan arkadaşım! Aşkımı bana üç ay önce sorsan “a”sından bahsetmezdim sana, bilesin. Şimdi ise vuslat muştusuyla çözülen dilimin bülbül olup şakıyası var. Onun için sana içimi dökeceğim aşkıma dair. Aşkım, sır olmaktan çıkacak. Zira aşkın sır olması ayrılığın kuvveti nisbetindedir. Vuslat anındaysa aşk, sır olmaktan çıkar. Öyle, Leylâ peşinde bir Mecnûn olduğumu sanma. Hayatın ince çizgilerinden en güzel tabloları çıkaran öyle hassas bir gönül ki bende olan, damlaya aşık olsam aşkımın deryası yanında Hint okyanusu bir dereyi andırır. *

     Yazın, güneşin batarken ufka bıraktığı huzur ve hüznü bir arada veren turuncu renge âşığım.

     Bir yaz gecesinde simsiyah görünen denizi bembeyaz ışığıyla aydınlatan mehtâba âşığım.

     Öğlenin bütün bedenimizi kavuran güneşinden sonra ılık ve tatlı havasıyla gelen yaz ikindilerine âşığım.

     Yaza yazılmış şiirlere, yazılara; yaza çekilmiş filmlere âşığım.

      Bunca aşk hep yaza dairken…

      Yarıda kalan şarkılar aşkımın müjdecisi bahar yeli ile birlikte tekrar yankılanmaya başladıysa semalarımızda…

      Ve bütün anahtarlar kendisinde olan açtıysa gönlümdeki bahçelerin kilidini…

      Daha ne isteyeyim Mevlâ’dan.

 

                                                   Fahri Kaplan 

———

* Mübalağayı anlamayan nesle aşina değilim, olamam da. “Anlamak”tan kastım ilmen bilmek değil, onun verdiği zevk ve heyecanı ruhunda hissetmektir.

 

Tags: ,

14
Mar

Bursaspor Şampiyonluğun En Büyük Favorisidir

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Spor

 

    Bursaspor ile şampiyonluk kavramları yanyana gelince pek çok yorumcu hâlâ çekimser konuşuyor. (Rıdvan Dilmen gibi bazı istisnalar hariç) Hep öncelikle: “Fener mi Galatasaray mı?” tartışması… Bakıyorlar Beşiktaş yine geçen seneki gibi gümbür gümbür geliyor. Hemen Beşiktaş’ın da olabileceğini söylemeye başlıyorlar. (Oysa 6. haftada Beşiktaş’ın havlu attığını söylüyordu aynı isimler.) 

    Evet, sevgili ve zavallı medyamız. Süper Lig sizin istediğiniz gibi 2 takımlı bir lig olmayacaktır. Buna zaten Beşiktaş izin vermeyeceği gibi Bursaspor gibi takımlarla da ligde şampiyonluk pastasının ortakları artacaktır. Sizin isteğiniz hep Galatsaray ve Fenerbahçe karşıtlığından tiraj oluşturarak “nefret” olgusu üzerinden prim yapmak olsa da ligimiz artık o atmosferden sıyrılıyor. Bursaspor’un ayak sesini hâlâ duymadınız mı yoksa? Oysa biz taa Ağustos ayında şu cümlelerle bahsetmiştik bu ayak seslerinden: ” Büyükler arasında sıralama nasıl olur bilmem ama iki senedir Sivasspor’un yaptığını bu sene Bursaspor yapacak gibi görünüyor. Hatta belki de Sivas’ı da geçerek 5. büyük olmayı başarır Timsahlar. ” http://www.lafistan.com/2009/08/10/bu-sene-bursasporu-iyi-izleyin/

    Ertuğrul Sağlam’a da ayrı bir parantez açmak gerekiyor bu arada. Yönetim aynı yönetim, şehir aynı şehir. İmkânlar aynı imkânlar. Ligde kalma mücadelesi veren bir takımdan şampiyonluğa oynayan bir takım hâline geldiyse Bursaspor, bunda en büyük faktör şüphesiz ki Ertuğrul Sağlam’dır. Hem işini iyi yapması hem de “adam gibi” duruşunun meydana getirdiği sinerjiyle… Hep böyle ol Ertuğrul hocam. Türk futbolunun sana ve senin gibi değrlere ihtiyacı var.

     Başlığa bakıp hâlâ: “Yok, yok. Olmaz, olamaz öyle şey.” diyen varsa, Bursaspor’un fikstürüne bir baksın derim. Bir de o çok sevdiği takımının hâl-i pür-melâline… Yani aynaya…

   

Tags: , , ,

1
Mar

Kardan Adam

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK    Kategori Genel Güncel

 1.jpg

                 Kardan Adam Ve Güneş   

“ Kardan adam olur senden adam olmaz” diye bir replik moda olmuş. Kardan adamı küçümseyen, adam yerine koymuyormuş, alaya alıyormuş gibi bir ifade…    

Kardan adam güneşin önünde diz çöküyormuş,yalan…  Adamlığını feda ediyormuş, yanlış… Üç günlükmüş adamlığı kardan adamın, palavra…  

Kardan adamın adamlığı üç günlük değildir, ömrünün sonuna kadardır.Ömrünün kısa olması onun suçu değildir.   Kardan adam güneşin gücünden korkup adamlığından vazgeçmez , varlığının son noktasına kadar adamdır… Erir, biter , tükenir…  Tükenir ama adam olarak tükenir,adam gibidir tükenmesi. Yalansız, riyasız, minnetsiz…                         

                                                              Kardan Adam İle Güneş 

Kardan adam güneşe aşık olmuştu, güneş kardan adamı seviyordu…  Güneşsiz bir günde dünyaya gelmişti kardan adam. Uzun bir uykudan uyanırken gördü kardan adamı, güneş. Gözlerini ovuştururken merhaba demişti. Başına geleceklerden habersiz kardan adam sevgiyle karşılık verdi, havuçtan burnunu dikerken gök yüzüne…

                                                                     

Ne güzel başladı her şey, güneş yakmıyor, kardan adam erimiyordu. Günler geçtikçe bir aşk doğdu aralarında. Aşk ateşi güneşi yakıp kavurdu. Aşkın ateşinden ateş topuna dönen güneş kardan adamı erittiğinin farkına bile varmadan sürekli kendi aşkının büyüklüğünden, aşkından ,ateş gibi yandığından bahsediyordu. Adım adım eriyen güneş üzüntü içinde sevgilisini dinliyordu. Günden güne zayıflıyor , eriyordu. Güneş sadece kendi ateşini görüyordu…

Bir sabah uyandı güneş ve su birikintisine dönmüş sevgilisine göz yaşları döktü… Gerçekten aşkından yanmıştı güneş ama sadece sevmenin aşkı yaşatmak için yeterli olmadığını anlamıştı, iş işten geçtikten sonra. Kardan adam sevgilisinden gördüğü zarardan hiç bahsetmedi ömrünün sonuna kadar. 

 3.jpgİki değişik olayda da kardan adamın ne kadar adam olduğunu gördük. Adamlığının üç günlük değil, ömrünün sonuna kadar olduğunu fark ettik. O zaman diyebiliriz ki: KAR YAĞSA DA ADAM GÖRSEK, KARDAN DA OLSA ADAM GİBİ  ADAM GÖRSEK. ADAM GÖRMENİN BAŞKA ŞEKLİ KALMADI MAALESEF…

Tags: , ,