Archive for Ocak, 2010

24
Oca

Internet Devleri Çin Pazarında Tututunamıyor mu?

   Yazar: İbrahim ARSLAN    Kategori Genel Güncel

Bu haftaki Sabah gazetesiyle birlikte verilen The New York Times gazetesinin google ile ilgili manşeti çok ilgimi çekti ve yazıyı sonuna kadar okudum. Ardından siz ziyaretçilerimize kısaca yorumumu yazarak düşüncelerinizi almak istedim. Öncelikle sizlere haberin başlığını vermek isterim: “Internet devleri Çin pazarında tutunamıyor.” Bizim internet haber siteleri ve gazeteler olayı google’dan yapılan basın açıklamasıyla bire bir önümüze sundular “Google, Çin hükümetinin uyguladığı sansür kararlarına savaş açtı” Haberi bizim internet sitelerimizden çok daha farklı ve iyi analiz ederek verdiği içinde yazarlara çok teşekkür ederim. Şimdi gelelim kendi düşüncelerime ve ben dahil bizdeki internet içerik sağlayıcılarına verip veriştirmeye. Ülkemizde, şu dışarıdan ithal edip sabah akşam kullandığımız web siteleri o kadar güvenilir ve mükemmel anlatılmış ki bize ne söyleseler inanır ve ne yapsalar takdir eder olmuşuz, kendi içimizdeki değerleri takdir etmek şöyle dursun destekleme yoluna bile gitmiyoruz. Sonra da niye bizim içimizden de bir google, facebook, twitter… çıkmiyor diye söylenip duruyoruz. Google her logo değiştirdiğinde facebook her uygulama yaptığında twitter de kim kimle ne dedikodu yaptı diye koca puntolarla gazetemizi okuyup internete daliyorsak ne olmasını bekliyorsunuz? Tabi ki bunlar da haber değeri taşımakta ama bir yerli arama motoru küçük bir puntoda yer bulamıyorsa yada herhangi bir yerli şirket tanıtılmıyorsa neler olsun. Gel gelelim Çin mevzusuna, bu olayın bizde olması şuan için pek yakın değil çünkü internette genelde taklit projeler üretiyoruz ama yakın gelecekte özgün bir internet projesinin bizden de dünya ya yayılacağını düşünüyorum. Zaten Çinde böyle yapmadı mi? Önceleri herşeyi bire bir kopyalayıp yeni markalar yazıp pazarlıyordu ama biraz para kazanmayı öğrendikten sonra tüketicilerin istekterine kulak verip daha kaliteli mallar üretmeye başladı ve şuan öyle bir duruma geldi ki çok ucuza pahalı bir markanın benzer ürününü yapabilir konuma hatta bu google hadisesinde olduğu gibi yerli şirketleri halkının isteklerine google dan daha önce cevap verip küresel oyuncuları başka bahanelerle pazardan çıkmaya mecbur eder oldu. Yoksa mümkün mü ki pazardan pay alan google isteklerinizi filtreleyemiyorum/filtrelemicem diyerek pazardan çıkmaya mecbur bıraktırsın kendini, sormazlarmı daha önceden nasıl filtreliyordun/filtreleyebiliyordun. Amacım yerli içerik üreticilerini düşünmeye zorlamak. Hadi kalın sağlıcakla…

11
Oca

Bekleyiş

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

 

Uzaklara giden gemi

Yoksa daha dönmedi mi?

Tekrar bizimle visâle.

.

Oysa onu çok bekledim;

Zehir içtim, diken yedim,

Aldırmadım hiç melâle.

.

“Ne olur bir kez gül!” dedim,

“Gül, ruhuma dökül”dedim,

Ne zambak dedim ne lâle.

.

Nice yıl geçti ki yoksun,

En azından bir ışık sun

Sönüp küllenen hayâle.

Fahri Kaplan

Tags: , , ,

4
Oca

Bir Garip İmam Hatipli

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK    Kategori Genel Güncel

imamhatip.jpg      İmam Hatiplilerin rekorları bir bir kırdığı, ÖSS’de birincilikler aldığı zamanlarda girmiştim İmam Hatip’e. Deprem olduğunda orta sona geçmiştim. Gölcük’teki okulumuz zarar görünce ülkemizin en iyi İmam Hatip’i depremzede olarak bizi kabul etti. Rüya gibiydi, yıllarca Türkiye birincisi çıkartmış bu okulda okuyacak olmak…              

         Beş-altı kişi gelmiştik Gölcük’ten. Okul idaresi bize çok yardımcı oldu. Günler güzel geçerken adamın biri:  “Deprem, 28 şubat sürecinin aksatmayacak, bu süreç bin yıl sürecek.” dedi. İcraatlar başladı. Sadece asker değil sivil toplum kuruluşları bile bize cephe aldı. Depremde mağdur olmuş bir arkadaşımız eğitimin en önemli sivil kuruluşuna başvurdu. Her öğrenciye yardım eden bu kuruluş imam hatipli olduğunu öğrendikten sonra arkadaşı kapı dışı etmiş ve gericileri doyurmuyoruz demişti ,akan göz yaşlarına ,görünen çaresizliklere aldırmadan.        

       Buraya Gölcük’teki gibi askerler gelmiyordu sadece selam yolluyorlardı. Sıkıntı başladı. Yine baş örtüsü, yine tehditler…

        Askeri liselere, harp okullarına alınmıyorduk. Artık üniversiteye de giremeyeceğimiz duyuruldu, bir iki bölüm hariç. Ve kaçışmalar başladı. İlk sırada da ben ayrıldım çünkü idealim bir öğretmen olmaktı. Oldum da… Ama bir İmam Hatipli olarak değil bir İmam Hatip kaçkını olarak. Düşünüyorum fazladan gördüğüm Arapça ve Kur’an dersi benim öğretmenliğime neden engel olmuştu? Neden hâlâ engel oluyor? 

         Daha büyük idealleri olan arkadaşlar vardı. Onların ideali, İmam Hatipli olmaktı. İmam Hatipli kalmak, kalabilmek… Çok zeki arkadaşlar vardı içlerinde. Matematikçiler kadar matematik yapabilen, en iyi fenciler kadar fen yapabilen… Ama imam hatipli olduğu için üniversitelerden geri çevrildiler. Tuttular gurbet yollarını. Kimi Azerbaycan’a gitti, kimi Ukrayna’ya kimi de Bulgaristan’a gitti. Çoktan okullarını bitirdiler ama üniversite diplomaları bile kabul edilmedi ülkemde, Türkiye’mde. Şimdi üniversite okudukları ülkelere hizmet ediyorlar. Büyük işleri Bulgaristan, Ukrayna bayrakları altında yapıyorlar. Ve eminim yıllar sonra onların buluşlarını milyon dolarlar vererek satın alacağız.

          Masa başında ülke kurtarmaya çalışan büyükler kendilerini başarılı sayıyorlar. Yeşil örümceklerden kurtulduk diye seviniyorlar. İşlenebilecek zekâyı, üstün kabiliyetli bu kişileri ülke dışına yollamakla övünüyorlar. Ülkeye verdikleri zarar,Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesi bu adamların umrunda değildir. İlgilendikleri tek şey, göbekleri ve koltukları.

           Selam olsun İmam Hatipliye! Helal olsun davasında arkaya bakmadan yürüyenlere. Yazıklar olsun kendi menfaatlerini ülke menfaatlerinin önünde tutanlara.

1
Oca

Kınalı Kanadı Kırılmış Kuşlar Gibi

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

 Fotoğraf:www.turkiyeinternette.com

    Yaz olsa sahillere atardım kendimi. Yaramı teskînden âciz şu dar ufukların ötesinde deniz, enginliğinin verdiği vehimle ruhuma hemhâl olsun diye. O zaman teselli bulurdum bir nebze olsa da. Ne güzel diyor Yahya Kemal:

    Rûh ufuksuz yaşamaz.

    Dağlar ufkunda mehâbet,

    Ova ufkunda huzûr,

    Deniz ufkunda tesellî duyulur.

    Yalnız onlarda bulur rûh ezelî lezzetini.

    Bir nebze olsa da dedim zira, bir süre sonra dünyadaki dar ufuklar da kesmez olur sonsuz bir ummân olan insan rûhunu. Devam edelim aynı şiir üzerinden:

    Bu ufuklar avutur rûhu saatlerce, fakat

    Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık.

    Rûh arar kendine bir rûh ufku.

    Mânevî ufku pek engin ulu peygamberler

    -Bahsin üstündedir onlar- lâkin

    Hayli mes’ud idiler dünyâda;

    Yaşıyorlardı havârileri ashâbıyle;

    Ne ufuklar! Ne güzel rûh imiş onlar! Yâ Rab!

    (…)

    Yaşıyan her fânî  

    Yaşıyan her rûh özler,

    Her sıkıldıkça arar,

    Dar hayâtında ya dost ufku, ya cânan ufku.

                      (Yahya Kemal, “Ufuklar”, Kendi Gök Kubbemiz)

    Dostlar mı yüz çevirdi, yoksa cânân mı terk etti beni bilemiyorum. Yeni ufuklara hasret, yeni çeşmelere susuzum her doğan günde. Belki de aradığım yaz ufkudur. Onun güneşiyle beraber ruhumun açılması, yazla beraber bize şevk veren haz ufkudur. Belki de neyin içli sesi, udun gönlüm gibi kırık nağmeler söyleyen teli, belki de saz ufkudur. Ruhumun en ince kıvrımını deşen bir şiirin en güzel mısraıdır belki de; söz ufkudur. Belki biraz kendimi çekme arzusudur dünyanın keşmekeşinden; istiğnâ ufku, naz ufkudur. Hâl-i hazînimden bahs açmayın zira en hafif rüzgârda tutuşmayı bekleyen içimdeki korlar, bir “bilinmez”in sırrı, bir “anlatılmaz” ufkudur. Hayatta neşe-hüzün, güzel-çirkin, tebessüm-gözyaşı içiçe geçmiş madem… Öyleyse hâlim hayatın her inceliğiyle içiçe yaşayan bir ruhun “siyah beyaz” ufkudur.

    Şimdi bir daha versem mi kendimi yollara? Kanat açsam mı yeni ufuklara? Kanat açsam da uçamam ki bu hâlimle! Yazı gelmeyen upuzun kışlarda kınalı kanadı kırılmış bir kuş gibiyim. O kimsesiz diyarda hep o ufku arıyor, onu düşünüyorum: 

    Beni sorarsan şahitsiz suçlar gibi

    Kınalı kanadı kırılmış kuşlar gibi

    Yazı gelmeyen upuzun kışlar gibi

    Unutulmuşlar diyarında düşünüyorum

                    (Sezen Aksu, “Kaybedenler”)

                                                                                       Fahri Kaplan

Tags: , , ,