8
Eki

Kelimelerle Psikolojik Savaş

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK   Kategori: Edebiyat

 

    “Mesela” ve “örneğin” kelimeleri arasındaki çatışma yıllarca ülkemizi kutuplaştırmış. İnsanlar kullandıkları kelimelere göre ödüllendirilmiş ya da yargılanmış. Meseleyi bu kadar ileri götürmek şüphesiz ki yanlış. Ama hiç umursamadan önüne gelen her kelimeyi kullanmak dilin popüler bir dilin istilâsına teslim edilmesi anlamına gelir. “Kamus namustur” diyen merhum Cemil Meriç, çok önemli bi noktaya dikkatleri çekmiştir.

    Soğuk savaş döneminde ateşli silahlar kadar önemli bir silah daha tespit edilmiş: Lisan. Bu silah ilk ve açık olarak Japonlara karşı kullanılmış. Silahsızlanma ve teknolojik çalışmaları kısmen durdurmayı kabul eden ikinci dünya savaşının kaybedeni,Japonya mesele dilin değiştirilmesine gelince şu cevabı vermiştir: “O zaman kalkın savaşalım, başka dili benimseyen millet zaten zamanla yok olup gider.”

    Psikolojik harbin önemli bir alanı olan dil üstünde oynama bize de uygulanmış bir taktiktir. Irkçı bir şekilde ilk Türklerin kullandığı kelimelerin dışındaki tüm kelimeleri inkar edelim demiyorum. Ama alıp kullandığımız kelimelere de dikkat etmeliyiz. Bir binbaşı konferansında tv izlemek psikolojik harbi kaybetmektir , TV’yi seyredersek bir cephede daha kazanırız demişti. Daha da açmıştı bu meseleyi ama yer kaplamaması adına burada kapatıyorum konuyu.

    Bu aydın komutanımızın örneğinden sonra düşündüm. Acaba bu şekilde kasıtlı olarak dilimize yerleştirilen başka kelimeler var mıydı. Evet çok fazla buldum ve bunların en başında “öğretmen” kelimesi  vardı. 4 binden fazla öğretmenin 3 hafta bir arada kaldığı bir ortamda kalınca bu tezime çok fazla dayanak buldum.

Etrafına çöp atan öğretmen, 

susması gereken yerde konuşan öğretmen,

etrafını kirletmekten çekinmeyen öğretmen,

küfür ederken yüzü kızarmayan öğretmen,

ağza alınmayacak lafları söyleyen öğretmen

hep aynı savunmayı yapıyordu :“Ben öğretmenim ,öğrenciye öğretirim, burada da öğrenci olmadığına göre istediğim gibi hareket ederim”. Evet öğretmen öğreten demektir ve muallim( ilim sahibi) kelimesi yerine dilimize zorlaya zorlaya sokulmuş bir kelimedir. İlim sahibi sahip olduğu ilmi her yerde kullanırdı, öğretmen ise öğreteceği yerde öğretmen . Öğrencinin olmadığı yerde bu vasfından sıyrılmış,kurtulmuş,arınmıştır!!! Muallim denen kişi yaptığı hareketten sahip olduğu ilimle utanırken, öğretmen öğrencinin olmadığı yerde hiçbir şeyi önemsemeden hareket edebilmektedir.Yukarıda yazdığım öğretmen davranışları hepsi gerçek ve kadrolu olarak görevinin yapan yüzlerce öğretmeni gözlemleyerek tespit ettim ve bunlar sadece terbiyemin müsaade ettiği eylemler.

    Şimdi eğitim sistemini tartışırken öğrenci davranışlarını mı önce tartışalım yoksa öğretmen vasıflarını mı yoksa bu öğretmen kelimesini mi…?  

 

   ÖNEMLİ NOT:  Yukarda anlattığım tipteki öğretmenler bu mesleğin olumsuz örnekleri. Tabii ki görevini özveriyle yapan , özel hayatında da örnek bir şahsiyet olan, toplumun gıptayla baktığı öğretmenler de var. Bize ancak onların ellerinden öpmek düşer.

Tags: , , , , ,

Bu Yazı 8th Ekim 2009 Perşembe Saat 01:23 Edebiyat Kategorisine Yazıldı. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Yorum

Fahri Kaplan
 1 

Ne kadar mühim bir noktayı dikkatlerimize sunmuşsun dostum. Dilde yapılan kıyım, kültür aktarımını baltaladığı gibi kavramların da içini boşaltmıştır. Kalemine sağlık!

Ekim 14th, 2009 at 13:57

Lütfen Yorum Yaz

İsim
E-Posta Adresiniz
Websiteniz
Yorumunuz