Archive for Ekim, 2009

14
Eki

Eksik Ağıt

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

   Bana böyle bülbül gibi âh etmek mi düşecekti! Baykuşlar gibi virânelerde gecelemek miydi nasibim! Ben ki ezel meclisinde içtiğim şarapla sarhoş gelmiştim bu dünyaya. Aşkı burada bulacağım sannıştım. Lâkin şimdi bakıyorum, herkeste heyecanını yitirmiş bir hâl: Gözler kör, kulaklar sağır, diller lâl… Kaç zaman daha bekleyeceğiz bestelemek için gönlümüzün en hassas yerinde yatan şarkıları. Her mısrâı aşk kokan şiirleri ne zaman dökeceğiz tekrar kâğıda. O kâğıt ki senelerdir o aşk kokan mürekkebe hasret. O kâğıt ki “printer”ların  arasında sıkışıp kalmaktan bunalmış. O kâğıt ki bir zamanlar üzerine en güzel minyatürler çizilir, rengârenk süslemeler nakşedilirdi. Sen nerdesin ey kâğıt, mürekkebin aşk koktuğu bahar mevsimi nerde!

    Kâğıt… Eksik kalır sana edeceğimiz her ağıt. Biz ki seni çok hoyrat kullandık. Sen önceden bulunması zordun, bir o kadar da kıymetliydin. Şimdi karalıyor atıyoruz. Ciğerini paralıyor, atıyoruz. Seni  en hassas yerinden yaralıyor, atıyoruz. Üzerinde zırvaları sıralıyor, satıyoruz. Bilmem ki sana ne katıyoruz; bilmem ki söze ne katıyoruz. (Günümüzün hakîkî yazarlarını tenzih ederim)

   Sözümüz, özümüzdür. Sözümüzü kaybetmişsek özümüzü kaybetmişizdir. Söyleyecek sözümüz yoksa, özümüz de kalmamış demektir.

    Kâğıt, garip kâğıt… Sana armağanım olsun bu eksik ağıt.

Tags: , , , , , , ,

13
Eki

Kayseri’nin Öğrenci Beldesi Talas

   Yazar: İbrahim ARSLAN    Kategori Şehir

        Talas İlçesi

Bu yıl Üniversite öğrenimimin 4 yılını geçirdiğim Kayseri’nin merkez ilçeleri Melikgazi’den Talas’a taşındım. İlk geldiğimde merkezden biraz uzak olduğu için pek hoşnut olmadığım bu ilçeyi gün geçtikçe sevmeye başladım. Bulunduğum yerden her ne kadar üniversitenin içine belediye otobüsü olmasada ikamet ettiğim yerin Fakülteye 20 – 25 dakikalık yürüme mesafesinde olması şu an beni fazla yormamakta. Eğer otobüse binmek istersem de 5 dakika anayola yürümeme gerekiyor ve ardından otobüs ile 7 – 8 dakika da Üniversitenin giriş kapısına ulaşıyor ve oradan da yürüyerek 6 – 8 dakikada  fakülteme ulaşıyorum. Bunların hepsini toplarsak da tamamen yürüyerek ulaştığım zamanla otobüsün ulaştığı zaman pek farklı değil. Şimdilerde spor yapıyorum düşüncesiyle bu yolu sabah akşam yürüyorum ama umarım Kayseri Büyükşehir Belediye’si Talas Yenidoğan mahallesi Atılgan Sokaktan geçen belediye otobüslerinin bir kısmının güzergahını haftaiçinde belirli saatlerde Üniversite içerisine çevirir, biz de kış aylarında bu sıkıntıdan kurtuluruz.

Bugün itibari ile 2. haftamı dolduracağım bu yerleşim yerinde. Parklar her nekadar büyük illere kıyasla küçük olsa da düzenlerinden çok memnun kaldığımı ve özellikle merkezdeki Osmanlı Kültür Evine keyifle oturmak için sık sık geldiğimi söyleyebilirim.

Osmanlı Kültür Evi

Geçen cumartesi akşamı yapılan şiir dinletisini keyifle dinlediğimi söyler, bunun için de desteklerinden dolayı Talas Belediyesine buradan teşekkürlerimi iletmek isterim.  Ayrıca bu muhitte son yıllarda yapılan binalarla kiralar o kadar ucuzlamış ki batıda (örnek olarak benim ilim Çanakkale’de) 500 – 700 TL ye kiraladığınız bir evi burada 300 – 500 Tl ye kiralayabiliyorsunuz. Hal böyle oluncada Talas’ın şu an tam bir öğrenci beldesi olduğunu söyleyebilirim. Hangi apartmana baksan en az bir tane öğrenci evi var. Eğer Kayseri Büyükşehir Belediyesi de ulaşımı biraz daha kolaylaştırır  ve gençlerin isteklerine cevap verecek mekanları buralara kurarsa üniversiteye gelmeden önce duyduğumuz öğrenci kenti Eskişehir ibaresi öğrenci kenti Kayseri hatta Talas’la özdeşleşir.

  Bu senenin hakkımda iyi olacağını umuyor, herkese sağlık sıhhat ve afiyetler diliyorum. ( Bugün biraz hastayım da)

Tags: , , , ,

12
Eki

Rüyayla Karışık Bir Güney Amerika Gecesi

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Spor

 

    Televizyonda Arjantin-Peru maçını izliyorum. Arjantin’in kazanması gereken, aksi takdirde Dünya Kupası biletinin büyük tehlikeye gireceği bir maç bu.  Saat gece 02:30’u geçerken maçın 47. dakikasında efsane futbolcu Maradona’nın çalıştırdığı Arjantin, 1-0 öne geçiyor.  Bu gol iyi oldu diye düşünüyorum içimden ve gözlerim günün yorgunluğuna daha fazla dayanamayarak kapanıyor.

    Birden spikerin “Goool” sesiyle uyandım. Rüyada mıyım, gerçek mi ayırt etmesi zor bir hâldeyim. Ekrana dikkatle bakıyorum. Yoğun sis, şiddetli yağmur, olan biteni zor görüyorum. Peru 90. dakikada beraberlik golünü atmış. Maradona yıkılıyor, Arjantin kahroluyor aynı akşam bizim kahrolduğumuz gibi. “Messi gibi bir yeteneği izleyemeyecek miyiz?” diyorum bu Dünya Kupasında. Maradona maçtan önce: ” Tanrı zor zamanlarımda hep yardımcım oldu, yine bana yardım edeceğine yürekten inanıyorum.” demişti ama duası kabul olmamış mıydı acaba bu deli-dolu Arjantinli büyük efsanenin? İçim bir yandan bunları sayıklıyor ama bir yandan da gözlerim kapanıyor yine kendiliğinden.

    Birden bir “Goool” sesiyle daha uyandım. “Ben bu rüyayı az önce görmemiş miydim, bu ikinci baskısı mı?” derken Maradona’nın yedek kulübesinde sevinç taklaları attığını görünce geceden beri peşimi bırakmayan uykunun artık tamamen kaybolduğunu hissediyor, duyduğum “Gooool” seslerinin bir rüya olmadığını anlıyorum. Arjantin 90’da yediği gole 90+3’te Palermo ile cevap veriyor ve avantajını son maça taşıyor. Maç bitince Palermo’ya sarılıp ağlayan Maradona’nın gözyaşları gökten sicim gibi yağan yağmuru bile unutturuyor. Yoksa, Galip Öztürk’ün dediği gibi, gökyüzü de Maradona ve bütün Arjantinle beraber mi ağlıyor? 86’da -Maradona’nın  tabiriyle- : “Tanrı’nın eli”, 2009’da “Palermo’nun ayağı.” Maradona’nın duaları kabul edilmiş olmalı!

    Tango, gol, uyku, uyanıklık, kâbus, rüya, Arjantin, Peru, Palermo ve Maradona’nın taklaları… Rüya ve yağmurla karışık bu  Güney Amerika gecesi, Milli Takımımızla bozulan moralimi birazcık yerine getiriyor. Dilerim Arjantin, son maçta Uruguay deplasmanından istediğini alır. Eleme maçında bile bize: “İşte futbol bunun için güzel.” dedirten  Maradona ve Arjantin, Dünya Kupası’nda olursa turnuvaya büyük renk katacaktır.

Tags: , , , , , ,

8
Eki

Kelimelerle Psikolojik Savaş

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK    Kategori Edebiyat

 

    “Mesela” ve “örneğin” kelimeleri arasındaki çatışma yıllarca ülkemizi kutuplaştırmış. İnsanlar kullandıkları kelimelere göre ödüllendirilmiş ya da yargılanmış. Meseleyi bu kadar ileri götürmek şüphesiz ki yanlış. Ama hiç umursamadan önüne gelen her kelimeyi kullanmak dilin popüler bir dilin istilâsına teslim edilmesi anlamına gelir. “Kamus namustur” diyen merhum Cemil Meriç, çok önemli bi noktaya dikkatleri çekmiştir.

    Soğuk savaş döneminde ateşli silahlar kadar önemli bir silah daha tespit edilmiş: Lisan. Bu silah ilk ve açık olarak Japonlara karşı kullanılmış. Silahsızlanma ve teknolojik çalışmaları kısmen durdurmayı kabul eden ikinci dünya savaşının kaybedeni,Japonya mesele dilin değiştirilmesine gelince şu cevabı vermiştir: “O zaman kalkın savaşalım, başka dili benimseyen millet zaten zamanla yok olup gider.”

    Psikolojik harbin önemli bir alanı olan dil üstünde oynama bize de uygulanmış bir taktiktir. Irkçı bir şekilde ilk Türklerin kullandığı kelimelerin dışındaki tüm kelimeleri inkar edelim demiyorum. Ama alıp kullandığımız kelimelere de dikkat etmeliyiz. Bir binbaşı konferansında tv izlemek psikolojik harbi kaybetmektir , TV’yi seyredersek bir cephede daha kazanırız demişti. Daha da açmıştı bu meseleyi ama yer kaplamaması adına burada kapatıyorum konuyu.

    Bu aydın komutanımızın örneğinden sonra düşündüm. Acaba bu şekilde kasıtlı olarak dilimize yerleştirilen başka kelimeler var mıydı. Evet çok fazla buldum ve bunların en başında “öğretmen” kelimesi  vardı. 4 binden fazla öğretmenin 3 hafta bir arada kaldığı bir ortamda kalınca bu tezime çok fazla dayanak buldum.

Etrafına çöp atan öğretmen, 

susması gereken yerde konuşan öğretmen,

etrafını kirletmekten çekinmeyen öğretmen,

küfür ederken yüzü kızarmayan öğretmen,

ağza alınmayacak lafları söyleyen öğretmen

hep aynı savunmayı yapıyordu :“Ben öğretmenim ,öğrenciye öğretirim, burada da öğrenci olmadığına göre istediğim gibi hareket ederim”. Evet öğretmen öğreten demektir ve muallim( ilim sahibi) kelimesi yerine dilimize zorlaya zorlaya sokulmuş bir kelimedir. İlim sahibi sahip olduğu ilmi her yerde kullanırdı, öğretmen ise öğreteceği yerde öğretmen . Öğrencinin olmadığı yerde bu vasfından sıyrılmış,kurtulmuş,arınmıştır!!! Muallim denen kişi yaptığı hareketten sahip olduğu ilimle utanırken, öğretmen öğrencinin olmadığı yerde hiçbir şeyi önemsemeden hareket edebilmektedir.Yukarıda yazdığım öğretmen davranışları hepsi gerçek ve kadrolu olarak görevinin yapan yüzlerce öğretmeni gözlemleyerek tespit ettim ve bunlar sadece terbiyemin müsaade ettiği eylemler.

    Şimdi eğitim sistemini tartışırken öğrenci davranışlarını mı önce tartışalım yoksa öğretmen vasıflarını mı yoksa bu öğretmen kelimesini mi…?  

 

   ÖNEMLİ NOT:  Yukarda anlattığım tipteki öğretmenler bu mesleğin olumsuz örnekleri. Tabii ki görevini özveriyle yapan , özel hayatında da örnek bir şahsiyet olan, toplumun gıptayla baktığı öğretmenler de var. Bize ancak onların ellerinden öpmek düşer.

Tags: , , , , ,

7
Eki

Bu Gecelerde Bir Şey Var

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

    Ben biliyorum bu gecelerde bir şey var. Yoksa beni her gece bin bir efkâr basmazdı bu kadar. Biliyorum, biliyorum ne varsa bu gecelerde var. Ne varsa her gece boğazımda düğümlenen hecelerde var. Her ne varsa gece hissettiklerimde gizli. Gündüzden kalan boş bir koşuşturmaca. Bana kalan ne varsa kâr, hepsi de gecede var. Bilirim aşkım gece, sevincim gece, hüznüm gece… Bugünüm, yarınım, dünüm gece. Ne varsa bilirim, bilirim her şey bu iki hece. Ey peşimi bırakmayan dîvâne gönlüm! Daha fazla üstüme gelme gece gece.

    Ben biliyorum bu gecelerde bir şey var. Bir şey var ki gecelerde azıyor elemim. Bir şey var ki geceler boyunca durmadan yazıyor kalemim. Galiba gecelerde farkediyor aşkını. Ne yapsın, modern hayatın düzeninde gündüz sevmeye vakit mi kalıyor! Geceliyor gönül, her gece sayıklıyor, heceliyor. 

    Ben biliyorum bu gecelerde birşey var. Yoksa beni uykumdan etmezdi bu kadar. Bir şey var, bir şey. Elle tutulmaz, gözle görülmez bir şey. Bir şey var ki dağıtıyor buğusunu sislerin. Bir şey var ki aralıyor kapısını yepyeni hislerin. Kaç gecedir düşünmedeyim derin derin. Ne olur bulursanız bana da söyleyin. Bu gecelerde ne var?

Tags: , , ,

3
Eki

En İyi 50 Oyun Kurucu

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Spor

 

    İngiliz “Daily Mail” gazetesi, futbol sahalarında gelmiş geçmiş en iyi 50 oyun kurucuyu kendi değerlendirmeleriyle belirlediği bir liste hazırladı. Listenin orijinal başlığında “midfield maestros” ifadesi olduğunu düşünürsek listenin sadece oyun kurucuların değil, orta sahada takıma yön veren oyuncuların listesi olduğunu söyleyebiliriz. Listede Zinedine Zidane ilk sırada yer alıyor. Fenerbahçe’nin eski hocası Zico 4., bir dönem Galatasaray’ı  çalıştıran Graeme Souness 23., Galatasaraylıların unutamadığı isim George Hagi 29., şu an  Galatasaray’ın teknik direktörülüğünü yapan Frank Riijkard 44. sırada yer aldılar. Dikkatimi çeken bir diğer husus da Maradona’nın listede olmayışı. Sanırım Daily Mail, Maradona’yı bir oyun kurucudan ziyade forvet oyuncusu olarak düşündü ve bu değerlendirmeye almadı. Ancak bence Maradona tam bir oyun kurucudur ve bu listenin zirvesinde yer almalıdır. Ayrıca Gascoigne’in 6. sırada olması da İngilizlerin tarafsızlığınıyitirdiğini gösteriyor kannatimce. Evet, Gazza büyük bir yetenek, belki Zidane’dan bile yetenkliydi. Ancak profesyonel davranmayışı ve kendi kendini bitirişi gibi sebepler onun dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcuları dendiğinde ilk sıraları almasını engelledi. Eğer istikrar, profesyonellik gibi unsurlar göz ardı ediliyor sadece yetenek üzerinden değerlendirme yapılıyorsa Sergen’in de listenin yukarısında bir yer bulması gerekmez miydi? Listede dikkatimi çeken diğer bir husus, bir dönem dünyanın en iyisi olan Rivaldo’nun 43. sırada yer alması. Rivaldo ilk 20 içinde kendine yer bulmalıydı. Hele Gazza’nın 6. olduğu bir listede ilk 5 içinde yer bulmalıydı;) Sözü daha fazla uzatmadan Daily Mail’in değerlendirmesinde en iyi 50 oyun kurucuyu vermek istiyorum:

1- Zinedine Zidane

2- Michel Platini

3- Lothar Matthaeus

4- Arthur Zico

5- Ruud Gullit

6- Paul Gascoigne

7- Bobby Charlton

8- Johan Neeskens

9- Patrick Vieira

10- Roy Keane

11- Socrates

12- Steven Gerrard

13- Ossie Ardiles

14- Michael Laudrup

15- Glenn Hoddle

16- Andres İniesta

17- Sir Trevor Brooking

18- Duncan Edwards

19- Billy Bremner

20- Gunter Netzer

21- Liam Brady

22- Gerson

23- Grame Souness

24- Xavi

25- Bryan Robson

26-Gianni Rivera

27- Enzo Francescoli

28- Paul Scholes

29- George Hagi

30- Kaka

31- Andrea Pirlo

32- Ryann Giggs

33- Danny Blanchflower

34- Jan Ceulemans

35- David Beckham

36- Pep Guardiola

37- Carlos Valderrama

38- Jim Baxter

39- Rui Costa

40-Johnny Haynes

41- Frank Lampard

42- Alan Hudson

43- Rivaldo

44- Frank Rijkaard

45- Dave Mackay

46- Robert Prosinecki

47- Johnny Giles

48- Juan Roman Riquelme

49- Cesc Fabregas

50- Jan Molby

 

Kaynak: http://www.dailymail.co.uk/sport/football/article-1217443/THE-LIST-Footballs-best-midfield-maestros–The-10.html

Tags: , , , ,