
Düş bahçelerinde yürüyorum, güzellikleri düşleye düşleye.
Sezen Aksu ne güzel bir albümle çıktı karşımıza. Aslında öz evlâdı olan ama başkalarının seslendirdiği şarkılar ne kadar da yakışmış Minik Serçe’nin diline. Lâle Devri ve Kaçak yorumu beklediğimizin altında kalsa da Tutunamadım, Gidemem, Lâl, Kurşûnî Renkler, Büklüm Büklüm şarkılarındaki ses, nasıl da titretti yüreğimizin en ince yerindeki teli. Şu sözlerin bizi götürdüğü iklim ne tatlı:
Komşunun kızı, çoban yıldızı…
Yaz bahçeleri yeşil, mor, kırmızı…
Ah şişede lâl, hem de ay hilâl,
Bir daha da görmedim ben öyle yazı.
”Rüya gibi yaz”lara yenilerinin eklenmesi ümidiyle düş bahçelerinde yürüyorum.
Tags: sezen aksu, Sezen Aksu yeni albüm, Sezen Aksu'nun yeni albümü, Yürüyorum Düş Bahçelerinde
Beşiktaş’ın şimdiden efsane olmuş taraftar grubu ÇARŞI, ürettiği tezahüratlar, nükte ve incelik dolu pankartlarıyla Türk futbolunda klişeleşmiş taraftar tipini rafa kaldırdı, kaldırmaya da devam ediyor. İşte Michael Jackson’un ölümü üzerine ÇARŞI’nın hazırladığı pankart:

Tags: Çarşı Michael Jackson, çarşı, Büyük Beşiktaşlı Michael Jackson, Michael Jackson
Baktığın pencereler hayatı aralıyor mu sana? Geniş bir dünya mı sunuyor, dar ufuklara mı hapsediyor? Girsene aşkın ummanına, boğulsana!
Zor! İnsanın kendini bulması ne kadar zor! Çileli yolculukları göze alabilir mi âciz beşer? Âcizim, âcizsin, âciz. Ama unutma! Aslında aczimizde gizliyiz.
Açız ve âciz. Bilmiyorum kaçın kurasını çekmekteyiz. Kaçıncı gemi kalkıyor limandan, bilmiyorum. Ben hesap uzmanı değilim, hesabımı hesaplayacaklara bırakmak mıdır kaderim? İki kere iki dördü bilmekten âciz bir açız. Açız her zamankinden çok ve âciz.
Kavuşmak, müşkül. Alışmak, ateşe alışmak… Ateşe alışmış belli kül. Ancak kül alışmış ateşe, yalnız kül. Sen de kül gibi kavrul; sonra savrul, dağıt kirlerini. Kirlerini bilinmez bir boşluğa at. Hayatına yeni hayatlar kat.
Dîvaneyim, dîvâne değilsin, dîvâne değil. Galibâ yalnız benim bu âlemin delisi!
Aklı yele verişimin tatlı isyânını telaffuz edeyim yine: Güyâ dîvâne olmuşum, akıl benim kime ne!
Fahri Kaplan
Tags: dîvâne, dîvâne yazılar

Güzel…
Çirkin…
Nedir güzel ve çirkin?
Bir gün güzellikle çirkinlik karşılaşmışlar deniz kenarında. Beraber denize girelim demişler; girmiş, yüzmüşler. Ama çirkinlik önce çıkıp güzelliğin elbiselerini giyip kaçmış. Ondan sonra görenler hangisi güzel hangisi çirkin hep karıştırmış. Sadece, güzelliği elbiselerde değil de özde arayanlar bu ayrımı doğru yapabilmiş.
Güzellik…
Çirkinlik….
Tekrar soralım nedir güzel, nedir çirkin?
Güzellik gönül işidir. insan gözüyle karar vermeye çalışırsa hep hata yapacaktır.Zira sevgi, aşk göze inmeyecek kadar yücedir. Boya değil altındaki sevilir, elbise değil içindeki beğenilmelidir. Unutmamak gerekir ki boya silinir, elbise eskir… Öz aynı kalır; güzelse güzel, çirkinse çirkin…
Güzellik…
Çirkinlik…
Görünmek değil bürünmektir…
Tags: çirkinlik, deneme, Doğan ÖZÇELİK, güzellik