30
Haz

El Değmemiş Sözleri Ararken

   Yazar: Fahri Kaplan   Kategori: Edebiyat

    Hatıralarla tesellî bulurduk lâkin artık hatıralar da tesellî vermez oldu. Bilmiyorum ne yapsak ne etsek de şu yaz sıcaklarında tenimizle beraber kavrulan ruhumuzun yarasını sarsak. Ne yapsak, ne yapsak!..

    Daha çok yazsam, daha çok dertleşsem “Lâfistan”daki dostlarla. Bilmiyorum tatile mi çıksam alıp başımı; gitsem  uzak, kimsesiz diyârlara. Bazen içimden bir ses en iyi zamanın yaşadığım zaman olduğunu söylese de geçmiş, gelecek hep birden hücum edince bilemiyorum ne yapacağımı. Başka yerlerde, başka maceralar arıyorum. Ama nerde olursam olayım, kendimden kaçamıyorum. Yok öyle değil, kaçmıyorum. Kendini bilen niye kaçsın ki kendinden?

    İnsanın hiç bir ânı sabit değil.  Dışarda bir değişim var, görüyoruz. İçimizse, dışımızdan da hızlı değişiyor. Her gün ruhumuzdan kopan bir parça ya hatıra denizine karışıyor ya da oraya bile varamadan unutulup gidiyor. Bilmem ki bu unutuşlar mıdır bizi eksik bırakan?

    Doğ! Bir sabah güneş senden sonra doğmanın utancını yaşasın. Sen, bugün kendinle başbaşasın. Ruhunla beraber doğuyorsun, karanlığı güneşten önce sen boğuyorsun. Güneşin işi dışardakiyle, oysa senin derdin içindeki karanlık; doğuyorsun bir anlık, boğuyorsun içindeki zulmeti. Şiir tadında nesir yazarken ve içinde hisler kıpır kıpır azarken çözüyorsun ruhuna ilmek ilmek atılmış düğümleri. Fezânın en tatlı boşluğunda yürüyorsun ne ileri ne geri; ne geri ne ileri.

    Ey okuyucu, saçmalık sanma bu sözlerimi! Bunlar, el değmemiş sözleri arayan şairin çilesinin eseri.

    Güyâ dîvâne olmuşum, akıl benim kime ne!

                                

                                                 Fahri Kaplan

Tags: ,

Bu Yazı 30th Haziran 2009 Salı Saat 13:45 Edebiyat Kategorisine Yazıldı. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Lütfen Yorum Yaz

İsim
E-Posta Adresiniz
Websiteniz
Yorumunuz