3
Nis

Hayatla Oynadığım Zamanlar

   Yazar: Fahri Kaplan   Kategori: Edebiyat

   Hey gidi çocukluğumun geri gelmez günleri heeey! Ne kadar özledim o bütün dertlerden âzâde, yalnızca masum gönlüme âmâde demleri!

    Fuzûlî “Şâir sözü elbette yalandır.” demiş ama Necip Fazıl ne kadar doğru söylüyor şu mısralarda:

 

    Çocukken haftalar bana asırdı,

    Derken saat oldu, derken saniye.

 

    Öyle değil mi gerçekten. Çocukken zaman geçmek bilmez, hayatla kana kana oynamaz mıydık? Evet, evet çocukken hayatla oynardık. Şimdi ise o bizimle oynuyor, dalga geçiyor. Ve bu oynayışın içinde eriyor zaman. Şâir kelimelerin kifayetsiz olduğunu söylemiş ama zaman kadar kifayetsiz olmaları ne mümkün!

    Haftalar saat şimdi, haftalar saniye… Ve asır olan haftaları geri getirmek mümkün olmuyor. Demli bir çayın içindeki şeker gibi bu demde eriyor zaman, eriyor. İnsana ise o güzel günlerden kalan bir hoş hâtıra tesellî veriyor. Yahya Kemal’in “Bir Dosta Mısralar” şiirini okuyan Fahri-i şeydâ, o dostun kendisi olduğunu vehmetmekle yanlış yapmıyor:

 

    Kâmildir o insan ki yaşar hâtıralarla;

    Bir başka kerem beklemez artık gelecekten;

    Her an doludur gözleri cânân ve baharla,

    Kâm aldı bilir kendini ömründe felekten.

   

    Hâtıralarla yaşayabilen kâmil insanlar için zaman makinesi icad edilse ne edilmese ne! Onlar zaten şimdinin sınırlarıyla kayıtlı değiller ki. Çocukluk geri gelmese de muhayyile, hatırâları saklayan o müthiş nimet, onlara hasret ve vuslatı beraber tattırıyor.

    Bu masum olmayan dünyada çocukluğun masumiyetine ne kadar muhtacız!

                                                                   Fahri Kaplan

Tags: ,

Bu Yazı 3rd Nisan 2009 Cuma Saat 10:36 Edebiyat Kategorisine Yazıldı. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Lütfen Yorum Yaz

İsim
E-Posta Adresiniz
Websiteniz
Yorumunuz