Lâfistan

Hâşimâne Bir Akşam

30th Nisan, 2009

 

     HÂŞİMÂNE DUYUŞLAR

Turuncu ufuklar; kızıl, nâlân kamışlar;

Yâkut renkli âbın üstünde yüzen kuşlar;

Her akşam vakti ilhâm ediyor rûha

Derin tahayyüller, Hâşimâne duyuşlar.

                       

                                     Fahri Kaplan

***

Bir deniz veya bir göl kenârında güneşin gurûbunu seyretmek ne tatlıdır. Ahmet Hâşim bu vakti, hayatın şekillerini seyrettiği hayal havuzundaki renkli akislerle zenginleştirmiştir. O yüzden gurûb vakti bana hep Hâşimâne duyuşlar ilhâm eder.

Akşam, yine akşam, yine akşam,
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

(Ahmet Hâşim)

 Bu bir lisân-ı hafîdir ki rûha dolmakta

 Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta

  (Ahmet Hâşim)

Tags: , , ,

Zico ve Gerets’i Safdışı Bırakan Lucescu İstanbul’a Yaklaştı

17th Nisan, 2009

 

   Mircea Lucescu… Galatasaray ve Beşiktaş’ı üstüste şampiyon yapmasına, her ikisiyle de Avrupa’da çeyrek final oynamasına (GS ile Şampiyonlar Ligi’nde, Beşiktaş ile UEFA’da) rağmen ikisinden de anlamsızca gönderilen teknik adam. İşte o Lucescu, önümüzdeki ay tekrar İstanbul’da olmaya çok yakın. Ama bu kez Türk takımlarından birinin değil, bir Ukrayna takımının başında.

     Uefa Kupası 4.turunda Zico’nun takımı CSKA Moskova’yı eleyen Mircea Lucescu’nun çalıştırdığı Sahkhtar Donetsk, çeyrek finalde de Eric Gerets’in takımı Marsilya’yı iki maçta da mağlup ederek safdışı bıraktı. Yani Türkiye’de şampiyonluk yaşamış 3 eski hocanın karşılaşmasından galip çıkan Lucescu oldu.

     Bu sonuçla o korkak futbol oynatan, karizması eksik (!) Lucescu, Kadıköy’deki finale bir adım daha yaklaştı.

     Lucescu ile ilgili bir değerledirmemi daha paylaşmak istiyorum: Mircea Lucescu, tarihinde 1 şampiyonluğu olan Shakhtar Donetsk’i ilk çalıştığı sezon ikinci şampiyonluğuna ulaştırdı. Sonraki sezon takım 2. olsa da bizdeki gibi apar topar gönderilmedi Lucescu. Kendine olan güveni boşa çıkarmayan Lucescu, sonraki iki yılda da takımını şampiyon yaparak 4 sezonda 3 şampiyonluğa ulaştı. 5. sezonunda da UEFA Kupası finali için sadece bir adımı kaldı. Aynı durumdaki Beşiktaş ilk sezon takımın başında şampiyonluğa gidenn Lucescu’yu ikinci sezon takım şampiyon olamayınca hemen göndermişti. Ve o gittikten sonra 5 sezonda hiç şampiyon olamadı. Bu sene yeni yeni toparlıyor kendini. Ya Galatasaray? Avrupa’da bir daha çeyrek final görebildi mi? Lucescu’nun Galatasaray’daki 2. yılında elinde dar bir kadroyla Şampiyonlar Ligi grubunu geçip ikinci tur gruplarına kalmasına rağmen şu an eldeki yıldızlarla dolu kadronun Şampiyonalr Ligi önelemesini bile geçemediğini düşünürsek aradaki fark çok iyi anlaşılır.

    Velhasıl bizde bu işinin ehli olmayan yönetimler oldukça bu istikrarsızlık oldukça daha çok çekeceği var Türk futbolunun.

    Son olarak Mircea Lucescu’ya UEFA Kupası yolunda başarılar diliyorum. Umarım Kadıköy’de kupayı o alır da kupa yabancıya gitmemiş olur. :) Belki böylece -pek sanmam ama- bizim yöneticilerin akılları biraz başlarına gelir.   

Tags: , ,

Volkan Şahika Aşkı Küllerinden Doğuyor

15th Nisan, 2009

 

     Atv’nin internet sitesinde okuduğum özetten hareketle bu akşam bizi yine bol kahkahalı bir Avrupa Yakası’nın beklediğini söyleyebilirim. Özette en ilgimi çeken konular ise güzelliği dillere destan Dilber Hala’nın “nü” resminin yapılarak elâleme malamat edilme tehlikesi ve Volkan ile Şahika’nın yeniden alevlenen aşkı. Ancak Şahika’nın Sacit’in eski sevgilisi olması sebebiyle şimdilik bu aşkı etrafa duyurmamaya çalışıyorlar. Yani Azim’in Dilber’e dediği şu sözleri uyguluyorlar: “Gizli gizli buluşuruk, ne olacak yaaaa!” :D

       Bu arada Burhan’ın maceraları da bizleri kırıp geçirmeye devam edecek. Bizleri bu akşam 20:00′de yine bir kahkaha tufanı bekliyor. İyi seyirler!

Tags: , , , ,

Adnan Polat’a Kadir Bile İnanmaz

13th Nisan, 2009

 

   Ali Sami Yen Stadı’nda iki takımın futbolcularının yaptığı rezillik sonrası Galatasaray başkanından hatanın değerlendirilip gerekenin yapılacağına dair bir açıklama beklerken sayın Polat ne dese beğenirsiniz: “İkinci yarının başından beri Galatasaray ve Fenerbahçe üzerinde oynanan senaryolarla iki takım da yarış dışı bırakıldı.”

    Vay bee? Türkiye’nin en çok taraftarı olan iki kulübü, şampiyon olmaları basından yayıncı kuruluşa, federasyondan sponsor firmalara futbolla ilgili her sektöre başka bir takımın şampiyonluğuna göre 2 kat kazanç sağlayan bu 2 kulüp senaryolarla devre dışı bırakılıyor demek! Şimdi buna kim inanır? Kadir bile inanmaz, Kadir bile.

     Peki Adnan Polat hiç aynaya bakıyor mu? O değil mi geçen sene son haftalar ağabeylik rolüyle takımı toparlayıp şampiyon yapan Türk futbol tarihinin en başarılı futbolcusu Hakan Şükür’ü bir kalemde silen? O değil mi takımın başına getirip sözde güvendiği Skibbeye sormadan yardımcılarını gönderen? O değil mi yıllardır sene ortasında hoca değiştirmemiş bir kulübü her kötü sonuçta hoca değiştiren istikrarsız bir kulüp hâline getiren? O değil mi izin verilmediği hâlde yönetime, hocaya ve en önemlisi Galatasaray’a posta koyan Lincoln’e doğru dürüst bir yaptırımda bulunamayacak kadar âciz olan? O değil mi Galatasaray havasını bulup zirveye tutunduğu günlerde ilk kötü sonuçta federasyona bildiri yazıp takımı kaosa sürükleyen!

    Doğrusu hiçbir senarist 1 yıl içinde Adnan Polat’ın Galatasaray’a verdiği zararı veremez. Aynaya bakmayanlar kişinin âyinesinin işi olduğunu nereden bilecekler?

   “Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz

     Görünür kişinin rütbe-i aklı eserinde.” (Ziya Paşa)     

Tags: ,

SEVEBİLMEK YA DA TAKDİR EDEBİLMEK

11th Nisan, 2009

O MAVİ GÖZLÜ BİR DEVDİ

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

 NAZIM HİKMET

         Uzun bir yazı yazdım sonra sildim hepsini. Ve sanat anlatsın kendi halini… Siyasi düşüncelerini beğenmesek de Nazım’ın bu şiirini beğenmemek elde mi? “Tahir ile Zühre” okunmadan Nazım bilinebilir mi? Anlatmak ve anlamak istediğim şu: bizim için hiç ara renkler olmadı.Bir kişi, bir nesne ,bir olay ya karadan daha kara ya ana sütü gibi ak… Ama artık bilmek ve anlamak gerektir ;üç boyutlu evrende hiçbir şey tek taraflı değildir.

Tags: , ,

Kartal Körfez’den Zirveye Kanatlanmak İstiyor

10th Nisan, 2009

 

 

   Turkcell Süper Lig’de Sivasspor’un 1 puan gerisinde ikinci sırada yer alan Beşiktaş, bu akşam saat 20:00′de deplasmanda Kocaelispor ile karşılaşıyor. Kara Kartal bu maçı kazanırsa maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturacak. Üstelik haftasonu Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde taraflardan en az birinin puan kaybedeceği düşünülürse Beşiktaş için bu maçın önemi daha da artıyor. Bu haftaki maçların ardından Sivasspor ve Beşiktaş zirvede yalnız kalabilir. Siyah-Beyazlılar 6 yıl aradan sonra şampiyonluğa çok yakın. Bakalım Beşiktaş’ın tutkulu taraftarının bu sene sonunda yüzü gülecek mi?

Tags: , , ,

Gurbetten Biga’ya Dönüş

7th Nisan, 2009

 

 

   Gurbette yaşayanlar bilir, ne tarifsiz duygudur memlekete kavuşmak. Hele bu memleket Biga gibi havası, suyu, kokusu kendine has; insanındaki bir tebessüm nice baldan tatlı bir yerse… Bir akşam vakti Biga’ya kavuştuğum anlardaki lezzeti çok az şeyden alabilmişimdir hayatta.

 

     Bir yerin sırrına en iyi ömrünün en müstesnâ demlerini o yerde yaşamış kimseler vâkıf olur. Öyle ki bu kişiler için o yerin her sokağı, her kaldırımı, görüldükçe nice hatırayı çağrıştıran bir rüyâ âlemidir. Hele çocukluk, gençlik orada geçmiş; hayatın hiç unutulmaz, tatlı, deli-dolu anları bir kısa film gibi yaşanmışsa bir yerde, insanın orayı unutması mümkün değildir. Bütün bunlar bir araya geldiğinde anlarız neden Biga, gurbetteki Bigalı’nın ruhunu derinden kavrar her kavuşulduğunda.

 

     Biga’ya dönüş yolculukları yok mu! Hele o yolculuğun son anları… Bursa yolundan Biga’ya yaklaşırken uzun bir düz yolun sonunda yokuşlar çıkar karşımıza. Birkaç tane vardır bu düz yoldan sonra gelen yokuşlardan. Çıkılan her yokuş heyecanlandırır insanı. Acaba şimdi mi kavuştuk öz memleketimize diyen Bigalı için yerinde durmak ne zor bir şeydir o dakikalarda. Hele gece yolulukları insana bu gizemli ve heyecanlı havayı çok daha iyi verir. Ve en sonunda ince bir tebessümle parlar Biga’nın hem-şehrî ışıkları. Kavuşmak bu kadar güzel olmasa gurbetin ne anlamı kalırdı ki zaten. Böyle demlerde şair olmalı ruh, en güzel şiirini Biga’ya yazmak için. Belki de bir mûsikî-şinâs olmalı, en güzel şarkısını Biga’ya armağan edebilmek için. Bir ressam olmalı, mutluluğun resmi yapılabilecekse başarmak için. Ya da bir atlet olmalı, Biga’nın her sokağında koşmak, yürümek, çocuklar gibi zıplamak için. Biga’yla olmalı ruh, Biga’yla dolmalı bu demlerde.

     Şimdi gurbet geride kaldı. Her gün yaşamaya alıştığımız Biga yine güzel, yine bize hitap ediyor. Ancak ne o gurbet günlerinde duyduğumuz özlem ne de dışardan gelip Biga’ya kavuştuğumuz anlardaki duygular aynıyla tadılabiliyor. Aşklarının en ileri seviyede kalması için Leylâ ve Mecnun’u kavuşturmayan şair ne kadar haklıymış!

 

                                                  Fahri Kaplan

 

Not: Bu yazıyı Eylül 2008′de Biga’da kaldığım zaman yazmıştım. Şimdi yolum Biga ile yine ayrıldı. Geçen hafta Biga’yı ziyarete gittiğimde yüreğim aynı hislerle kıpır kıpırdı.

Tags: , , ,

Hayatla Oynadığım Zamanlar

3rd Nisan, 2009

   Hey gidi çocukluğumun geri gelmez günleri heeey! Ne kadar özledim o bütün dertlerden âzâde, yalnızca masum gönlüme âmâde demleri!

    Fuzûlî “Şâir sözü elbette yalandır.” demiş ama Necip Fazıl ne kadar doğru söylüyor şu mısralarda:

 

    Çocukken haftalar bana asırdı,

    Derken saat oldu, derken saniye.

 

    Öyle değil mi gerçekten. Çocukken zaman geçmek bilmez, hayatla kana kana oynamaz mıydık? Evet, evet çocukken hayatla oynardık. Şimdi ise o bizimle oynuyor, dalga geçiyor. Ve bu oynayışın içinde eriyor zaman. Şâir kelimelerin kifayetsiz olduğunu söylemiş ama zaman kadar kifayetsiz olmaları ne mümkün!

    Haftalar saat şimdi, haftalar saniye… Ve asır olan haftaları geri getirmek mümkün olmuyor. Demli bir çayın içindeki şeker gibi bu demde eriyor zaman, eriyor. İnsana ise o güzel günlerden kalan bir hoş hâtıra tesellî veriyor. Yahya Kemal’in “Bir Dosta Mısralar” şiirini okuyan Fahri-i şeydâ, o dostun kendisi olduğunu vehmetmekle yanlış yapmıyor:

 

    Kâmildir o insan ki yaşar hâtıralarla;

    Bir başka kerem beklemez artık gelecekten;

    Her an doludur gözleri cânân ve baharla,

    Kâm aldı bilir kendini ömründe felekten.

   

    Hâtıralarla yaşayabilen kâmil insanlar için zaman makinesi icad edilse ne edilmese ne! Onlar zaten şimdinin sınırlarıyla kayıtlı değiller ki. Çocukluk geri gelmese de muhayyile, hatırâları saklayan o müthiş nimet, onlara hasret ve vuslatı beraber tattırıyor.

    Bu masum olmayan dünyada çocukluğun masumiyetine ne kadar muhtacız!

                                                                   Fahri Kaplan

Tags: ,

İspanya’yı Elimizden Kaçırdık

2nd Nisan, 2009

     İspanya ile oynayacağımız maçlar öncesi birçok kişi İspanya’nın son Avrupa Şampiyonası ve eleme gruplarındaki formuna bakarak Milli Takımımıza pek şans tanımıyordu. Tabelaya baktığımızda haklı çıktılar. Ama oynanan oyun açısından öyle mi?

     Şunu çok iyi gördük ki biz bu İspanya’yı yenebilirdik. Hem de 2 maçta da yenebilirdik. Ama olmadı. İspanya son 2 yılda hiçbir takım karşısında bu duruma düşmediği hâlde bizden 6 puanı alıp gitti.

    Orhan Veli’nin Süleyman Efendi’si durumuna düşmek ne acı! Yazık oldu Millî Takım’a! :(

Tags: ,

Hafif Hisler

1st Nisan, 2009

 

  Deniz: _________Dalga

 _______dalga__________gelen

Mavi mavi a

__________k

___________a
__________n büyü…

Daha mı hafif kuş tüyü

Suyun verdiği hislerden?

.

Martılar vermekte haber

Sanki güzel yarınlardan

Bahre açılıp kenardan.

.

Gönül yola çıkmak ister.

.

Öyle bir yol ki “Sonsuz”a

Gitmekte burdan sıyrılıp.

Derim -fenâ  dan  a  y   r   ı    l    ı    p- :

“Tâlib değilim O’nsuza!”

.

Daha mı hafif kuş tüyü

Suyun verdiği hislerden?

Tags: ,

Sonraki Sayfa »

Yazarlar

Kategoriler

Son Yazılar

Son Yorumlar

Etiketler

 

Nisan 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar   May »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Meta

Zeka Oyunları | Mario Oyunları | En Güzel Oyunlar | Araba Yarışı