Archive for Ocak, 2009

30
Oca

Zulmü Alkışlayamam Zalimi Asla Sevemem

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK    Kategori Genel Güncel

82121.jpgYıllar var ki haykırarak söyleyemiyoruz bu dizeleri. Sustuk sustuk sustuk. Osmanlı kaydı gitti avuçlarımızdan, Karabağ da ağladık, Afganistan,Çeçenistan, Irak ,Doğu Türkistan Afrika’nın dört bir yanı… Zulum bitmiyor zalim utanmıyor… Bırakın ses çıkarmayı, yeter artık diye dünyayı inletmeyi bazı zamanlar alkışlamak zorunda bile kaldık.       Gazze de yürekler yandı. Amerika sesini çıkartmadı. BM ciddi bir girişimde bulunmadı. Araplar tarihi tekerrür ettirmekten ileri gitmedi. Ah! bir zamanlar yahudiyi yok olmaktan kurtaran OSMANLI yoktu. Alman zulmündeki Fransa’yı rahata kavuşturmak isteyen KANUNİ yoktu. Yoktu alem-i islamı toplar üstünüze yürürüm diyen Abdulhamid. Sustuk, izledik, yardım götürmek isteyenleri paraları yemekle suçladık sonra tekrar sustuk tekrar yutkunduk ve nihayet unuttuk.        Başbakanımızın verdiği tepkiyle avunadurduk şimdi. Bir zamanlar neler başaran bu necip millet şimdi nelerle avunuyor. Şu şiirin devamında büyük şair “-boğamazsın ki/ hiç olmazsa yanımdan kovarım” diyor. Onu yapmıştı başbakanımız da. Olayı siyasi olarak düşünmemek lazım. Bir millet olmayı bari bu konuda başaralım. Peres’in arayarak özür dilemesi başbakanımızın haklılığını gösterir. Başbakanımıza siyasi parti lideri olarak değil TÜRKİYE CUMHURİYETİ başbakanı sıfatını öne çıkartarak teşekkür ediyorum.video görüntüleri için: http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=176885

Tags: , , ,

23
Oca

Nedim ve Sezai Karakoç… Kaçamaklar Bile Tersine Döndü

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

  

    Üç asır öncesinin zarif ve şuh şairi Nedim, dostuyla yapmak istediği bir kaçamağı şu mısralarla anlatır:

    İzn alub Cum’a namâzına diyu mâderden
    Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden
    Dolaşub iskeleye doğru nihân yollardan
    Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a

    Görüldüğü gibi burada Nedim, dostuna: “Annenden Cuma namazına diye izin al da seninle Sa’dâbâd’a gidelim” diyor.

    Yaşayan büyük şairlerimizden Sezai Karakoç, “İstanbul’un Hazan Gazeli” adlı şiirinde Nedim’in bu şiirine çok güzel bir gönderme yapmıştır. Şöyle der Sezai Karakoç:

    “Sinemaya gidiyorum” de annene

    Cuma namazına gidelim onun yerine

    Bu beytiyle Sezai Karakoç, toplumun manevi değerlerindeki yozlaşmayı öyle güzel ortaya koyuyor ki… Daha fazla söze gerek yok sanırım.

Tags: ,

23
Oca

Hakan Şükür Dünyanın Gelmiş Geçmiş 81. Golcüsü

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Spor

   Uluslararası Fubol İstatistikleri Federasyonu’nun (IFHSS) 1888-2008 arasında liglerde atılan golleri esas alarak yaptığı sıralamada Hakan Şükür, 81. sırada yer aldı. İlk 100’de yer alan tek Türk futbolcu olan Hakan Şükür’ü Türkiye’den sırasıyla Tanju Çolak, Metin Oktay, Hami Mandıralı ve Aykut Kocaman takip etti.

    IFHSS’nin sıralamasındaki ilk 10 futbolcu ve Türk futbolcular şöyle:

Futbolcu               Oynadığı Ligler               Maç     Gol

1-Pele                  Brezilya-ABD                  560     541

2-Josef Bican           Avusturya-Çekoslovakya        341     518

3-Frenc Puskas          Macaristan-İspanya            533     511

4-Romario               Bre.-Hol.-İsp.-Avustralya     612     489

5-Dinamite              Brezilya-İspanya              758     470

6-Imre Schlosser        Macaristan-Avusturya          318     417

7-Gyula Zsengeller      Macaristan-İtalya-Kolombiya   394     416

8-James Edward McGory   İskoçya                       408     410

9-Zico                  Brezilya-İtalya-Japonya       596     406

10-Gerhard Müller       Almanya-ABD                   507     405

81-Hakan Şükür          Türkiye-İtalya-İngiltere      534     268

143-Tanju Çolak         Türkiye                       281     239

189-Metin Oktay         Türkiye-İtalya                 –      226

206-Hami Mandıralı      Türkiye-Almanya               499     222

307-Aykut Kocaman       Türkiye                       352     200

Tags: , , , , ,

22
Oca

UEFA’nın Anketi Sonuçlandı: İşte 2008’in Altın 11’i

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Spor

 

    Uefa’nın her mevki için 5 oyuncu belirleyerek toplam 55 oyuncu ve 5 teknik adamı aday göstererek yaprığı yılın takımı anketi sonuçlandı. Dünyanın her yerinden futbolseverlerin katıldığı anket sonucunda belirlenen “2008 Yılının Takımı”, şu oyunculardan oluştu.

                       Casillas

Sergio Ramos – Terry – Puyol – Lahm 

C.Ronaldo- Xavi – Fabregas – Ribery

                         Messi

                        Torres

Teknik Direktör: Alex Ferguson

   Ankette yer alan Türk furbolculardan Hamit Altıntop ve Mehmet Aurelio mevkilerinde 3. sırada yer aldılar. Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim de Ferguson ve Aragones’in ardından 3. sırada yer aldı.

Tags: , ,

21
Oca

Çarşı’dan Filistin’e Anlamlı Destek

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Genel Güncel

 

     Beşiktaş’ın dünyaca ünlü taraftar grubu Çarşı, toplum meseleleriyle ilgili hassasiyetini bir kez daha gösteriyor. Çarşı, Filistin’deki kardeşlerimizin yarasını sarmak için bağış toplayacak.

    Çarşı Grubu’nun internet sitesinde (forzabesiktas.com) bağış kampanyası tam ekranda şöyle duyuruldu: “Çarşı örnek olmaya devam ediyor! Türk Kızılay’ı Beşiktaş Şubesiyle birlikte bir ilke daha imza atıyoruz. Taraftarlarımızı Cumartesi günü Denizlispor ile olynanacak karşılaşma öncesinde stat girişlerine yerleştirilecek Türk Kızılayı kumbaralarına bağış yapmaya davet ediyoruz. GAZZE AĞLAMASIN!”

    Çarşı’nın bağış kampanyası sadece maça geleceklerle de sınırlı değil. Maça gelemeyecekler de aşağıda belirtilen yollarla yardımda bulunabilecek.

    Maça gelemeyecekler için:

    Banka: Tüm bankalardaki Kızılay bağış hesapları

    SMS: Tüm operatörlerden 2868’e 5 TL karşılığı

    Tel: 168 ücretsiz danışma ve bağış hattı

    İnternet: www.kizilay.org.tr

    Çarşı Grubu’nu tribündeki başarısını toplum meselelerindeki duyarlılıkta da gösterdiği için tebrik ediyorum. Umarım bu davranış, diğer taraftar gruplarına ve bütün kurumlara örnek olur.

    Helal olsun çArşı! İsrail’e karşı!

Tags: , ,

19
Oca

Lâle Devri Çocuklarıyız Biz, Zamanımız Geçmiş

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

 

   Eski radyodan değil, bilgisayardan geliyor ses: “Çok geç kalmışız canım, vakit bu vakit değil, / Eski radyolar gibi çatıya saklanmış aşk.”

   Aşk! Afet-i can… Hem zehir, hem derman… Mecnun olmadan aşıklık iddiası ise pek yavan. “Aşk öldü mü yoksa?” derken devam ediyor derunumda bir yere dokunan sözler: “Öyle sanmışız canım, artık ölümsüz değil. / Leylâ ile Mecnun gibi çoktan masal olmuş aşk.”

   Hani şu dile dolanan Lâle Devri… Hani hep zevk u safa imiş, güya yatmışız ya hep. Hatta koskoca Osmanlı bile bu 12 yıldan dolayı batmış bazı akl-ı evvellerimize göre. Ah, aaah! Her şeyi hırsa bağlayan modern akıl! Senden o devrin zarafetini anlamanı beklemiyorum zaten. Nedim’in şarkılarındaki ince ruhtan da bî-habersin biliyorum. Senin bu dünya dağdağasının  girdabında boğulmuş hâlin bana uymuyor. Benim zamanım bu değil, biliyorum. Devam ediyor şarkı: “Lâle Devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçmiş. Aşk şarabından kim bilir en son hangi şanslı içmiş?”

    Hangisi? Dünya dağdağasında her gün kaybolup, dışına bakıp özünü unutmak mı? Yoksa gönlündeki aşkı en büyük hazine bilip, o engin ummanda aşk meyine kanmak, kandıkça yanmak mı? Keşke gönülde yanan kıvılcımlardan dünyaya da bir parça sıçrasaydı da kül olsaydı şu üç günlük dünya için her türlü aşağılığa tenezzül edenler. Kül olsaydı bebek katilleri, kül olsaydı zalimler. Kül olsaydı aşka inanmayan hissizler güruhu. Ne çektiyse onlardan çekmedi mi şu yaşlı dünya. Onlar bu vahşetten utanmazken, ben onların düzeninin oyuncağı olmadığım için mi utanayım? Utanmam, iftihar ederim elbet. Devam ediyor şarkı. Devam ediyor ve bitiyor, beni de bitirerek:

   “Ben derim utanma iftihar et, sevmeyenler utansın.

     Aşksızlığa mahkum edildiysek bu dünya yansın.”

     Kalemine, elemine, aşkına, ruhuna sağlık Sezen (Aksu)! Sezmeyen, hissetmeyen bu şahane sözleri yazamazdı zaten.

                       

                       Fahri Kaplan

Tags: , ,

18
Oca

Söz Mücevherdir

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

 

   “Ol!” demese olur muydu? Demek ki önce söz yaratıldı. Demek ki söz olmasa öz de olmazdı. O zaman özüne, özünden önce de sözüne dön ey insanoğlu!

   ***

    Bizim Yunus diyor ki:

   “Söz ola kese savaşı

    Söz ola kestire başı”

    İşte şiir bu! İzahı satırlar sürecek bir meseleyi iki mısrada halletmek. Büyüksün ey şair!.. ve şiir senden de büyük.

*** 

    Etrafınızı bir yoklayın. Şiiri boş uğraş gören, şairi soytarı zanneden zevatın hiç de az olmadığını görürsünüz. Böylelerine şiiri anlatmak için beyhude uğraşmayın. Sadece Sultanü’ş-şuarâ Bâkî’nin şu manidar mısraını hatırlayın kâfî:

    “Söz güherdir ne bilür kadrini nâdân güherin.”

                                        —

                             Fahri Kaplan

Tags: , , ,

11
Oca

Bir Zulm Daha Geçip Gidiyor Gözlerimizin Önünden

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK    Kategori Genel Güncel

gazze-2dcocuk1.jpg filistin.jpg

     Dün atımızın üzengisini tutmayı şeref sayanlar bugün ayaklarını sildirmeye kalkıyor. Dün kılıcımızdan yansıyan ışıktan korkan, bugün hıçkırta hıçkırta ağlatıyor bizi.

Ah gemilerle mezalimden kurtardığımız sefiller…

Ahh yediği kaba pisleyen reziller…

Ne “ah” ın faydası var ne “vah”ın. Kahrolsun demekle de kahrolmuyor kahrolası zalimler. Bir kez daha anladık ki bu coğrafya da mazlumun bizden başka dostu yok. Ben bu sözü biraz abartı bulurdum ama eksiği var fazlası yokmuş.  Biz tarihsel misyonumuz itibariyle ;

daha güçlü,

daha inançlı,

daha barışçı,

daha zengin,

tam bağımsız, tamamen milli silahlara sahıp BİR ÜLKE olmalıyız.

Bir zulm daha geçip gidiyor gözlerimizin önünden. Afgan’a yapılana ah ettik . Irak’a yapılana vah ettik. Karabağ’da ciğerimiz yandı . Filistin’de yüreğimiz kanıyor… Sıra kimde bilinmez… Kimseden umut yok. Kimse ümit vermiyor. Ecdad doğru söylemiş:” it itin ayağına basmıyor”. “Dostlar düşmanlarla anlaşıp gitmiş”.

Karanlığa küfretmek yerine bir mum , bir lamba hatta yeniden bir güneş yakmak gerek.

“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur”.ata88rhfa7.jpg

Biz vadettiklerimizi yapınca doğacak vadettiği günler hakkın, belki yarın belki yarından da yakın…

Tags: , , , ,

4
Oca

Bilgi Yarışması

   Yazar: İbrahim ARSLAN    Kategori Genel Güncel

      Türkiye’nin ilk ödüllü bilgi yarışması oyun1game tarafından iki aylık periotlarla düzenlenen ödüllü bilgi yarışmalarının 9.’su 3 Ocak 2009 Cumartesi günü başladı. Herzaman olduğu gibi bu yarışmada da bir birinden güzel orjinal sorularla site, denetçileri tarafından takdirle karşılandı. Bizşerde Lafistan Ekibi olarak siteyi tebrik eder, yarışmaların devamını dileriz.

9. Ödüllü Bilgi Yarışması Soruları:

1- 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle giren Türk liralarının en büyük banknotu kaç liralıktır.

2- Mimar Sinan’ın (1489-1588) ustalık eseri olan Selimiye Külliyesi hangi ilimizdedir.

3- Aşağıdaki soru işareti yerine kaç gelmelidir.

9 – 4 – 7 – 6 – ? – 10

4- Bölge ortalama zamanı olarak; 0 derece meridyenine göre saatini ayarlayan Londra’da saat 12:30’u gösterirken 30 derece meridyenini kullanan Ankara’da saat kaçı gösterir.

5- “Oyun1game hem eğlendirir hem de yarıştırır.” cümlesinin öznesini yazınız.

Ayrıca sitenin eğlence kısmı olan En Güzel Oyunlar Mario Oyunları ve Zeka Oyunları kısmınada bakmadan geçmeyin.

Tags:

1
Oca

Bâkî Kalan Bu Kubbede Bir Hoş Sadâ imiş

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

   “Edebiyattürkiye” adlı internet sitesinin forumunda çok güzel bir konuya rastladım. Divan şiiri deyince aklımıza ilk olarak hangi beytin geldiği sorulmuş. Ve konuyla ilgili birçok edebiyat sever görüş belirtmiş. Klasik şiirimizde öyle güzel beyitler var ki insan onlardan hangisini okusa “Evet,en güzeli bu!” diyor. Forumda paylaşılan beyitlerden birkaçını size sunmak istiyorum:

Arz-ı hâl etmeğe cânâ seni tenha bulamam
Seni tenha bulıcak kendimi asla bulamam

                (Ulvî)

 ***

Sanman ki taleb-i devlet ü câh etmeye geldik
Biz aleme bir yar için âh etmeye geldik
 
              (Yenişehirli Avnî Bey)

 (Dünyaya gelişimiz ne mevki ne makam ne de mal ve mülk peşinde koşmak içindir.Biz bu dünyaya bir sevgili için ah etmeye geldik.)

***

Kimsesiz hiç kimse yok var herkesin bir kimsesi

Kimsesiz kaldım yetiş ey Kimsesizler Kimsesi

                                  (Rûşenî)

***

Gitdin ammâ ki kodun hasret ile cânı bile
İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile 
                                      (Neşâtî)

***

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sabâdan gayrı

                 (Fuzûlî)

(Bana gönül ateşinden başka kimse yanmaz. Kapımı da sabah rüzgarından başkası açmaz.)

***

Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilür
Mübtelayı gama sor kim geceler kaç saat

                 (Sâbit)

(En uzun gecenin hangisi olduğunu vakit ve yıldız ilimleriyle uğraşanlar ne bilsin. Sen gecelerin kaç saat olduğunu gama tutulmuşlara sor.)

***

Bende Mecnundan füzun aşıklık istidadı var
Âşık-ı sadık benem Mecnunun ancak adı var
                                                             (Fuzûlî)

***

Cihanda aşık-ı mehcûr sanma rahat olur
Neler çeker bu gönül söylesem şikayet olur
                  (Şeyhulislâm Yahya)

—–

   Ben foruma mesaj bırakmadım. Ama görüşümü siz Lâfistan okurlarıyla paylaşmak istiyorum. Benim aklıma bütün bu beyitlerin hakkını bir beyt ile veren şairler sultanı Bâkî’nin şu müstesnâ beyti geliyor:

Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal

Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş

                      (Bâkî) 
       

Not:Bahsettiğim foruma şu adresten ulaşabilirsiniz: http://www.edebiyatturkiye.com/forum/index.php?topic=86.0

             ———–

                Fahri Kaplan

Tags: , ,