Lâfistan

Neden Üsküdar?

30th Ocak, 2009

Beşir Ayvazoğlu (Yazar): “Yedi yıldır oturduğum Üsküdar, başından beri oturmak istediğim semtti. Ulaşım kolaylıkları, özellikle vapur ve motorla Avrupa yakasına geçiş imkânı ve zevki, Üsküdar’ı tercih sebeplerim arasındadır. Bir de ancak Üsküdar’da yaşayanların veya yaşamasa bile okuyarak bilgilenenlerin bilebileceği farklılıkların cezbediciliğinden söz edebilirim. Hakikaten Üsküdar’ın iklimi, karşı tarafın ikliminden farklıdır, lodosu, karayeli, baharı, yazı… Üsküdar’da Çamlıca havası eser, dersem ne demek istediğimi daha iyi anlatmış olurum. Salacak sahilinde yürümek ve güneşin batışını yahut güneş batarken vapurla dönüyorsanız Üsküdar evlerinin camlarındaki yangını seyretmek, Kuşkonmaz Camii civarındaki sahil kahvelerinden birinde oturup çay, kahve içerek oltacıların heyecanına ortak olmak, sevimli Üsküdar çarşısında gezinerek alışveriş etmek, Mihrimah, Gülnuş Valide veya Atik Valide camilerinden birinde cuma namazı kılmak, ara sıra uğrayıp Aziz Mahmud Hüdai’ye selam vermek, eski Üsküdar sokaklarına dalıp hâlâ nefes alıp veren geçmişi hissede hissede yürümek, Çamlıca’dan yahut Fethi Paşa Korusu’nda Boğaz’ı ve karşı sahilleri seyretmek… Bunlar Üsküdar’da yaşamanın ayrıcalıklarıdır. Ve tabii benim gibi hayatını okuyup yazarak idame ettirenler için Üsküdar’ı tercih etmenin göz ardı edilmemesi gereken bir sebebi daha var: Bağlarbaşı’ndaki zengin ve modern İSAM Kütüphanesi. Sadece bu kütüphane bile, benim gibi birini Üsküdar’ı tercih için yeterli olabilir.”

***

   ÜSKÜDAR’IN DOST IŞIKLARI

Ötmekte fecre karşı horozlar birer birer
Geçtikçe her dakika belirmektedir seher. 

Bilmem kaçıncı fecri vatan toprağında, biz,
Görmekle şimdi bir yaşatan vecd içindeyiz. 

Etrâfı okşuyor mayısın tâze rüzgârı;
Karşımda köhne Üsküdar’ın dost ışıkları… 

Kimlersiniz? Ya bağrı yanık kimselersiniz!
Yâhut da her sabâh uyanık kimselersiniz! 

Dünya yüzünde, bir sefer olsun, tanışmadan,
Öz çehrenizle sizleri görmekteyim bu an. 

Sizlersiniz bu ân’ı ışıklarla Türk eden!
Eksilmesin şu mutlu şafaklar bu ülkeden! 

Gönlüm, dilim, kanım ve mizâcımla sizden’im;
Dünyâ ve âhirette vatandaşlarım benim.

                    Yahya Kemal Beyatlı

Tags: , ,

Zulmü Alkışlayamam Zalimi Asla Sevemem

30th Ocak, 2009
82121.jpgYıllar var ki haykırarak söyleyemiyoruz bu dizeleri. Sustuk sustuk sustuk. Osmanlı kaydı gitti avuçlarımızdan, Karabağ da ağladık, Afganistan,Çeçenistan, Irak ,Doğu Türkistan Afrika’nın dört bir yanı… Zulum bitmiyor zalim utanmıyor… Bırakın ses çıkarmayı, yeter artık diye dünyayı inletmeyi bazı zamanlar alkışlamak zorunda bile kaldık.       Gazze de yürekler yandı. Amerika sesini çıkartmadı. BM ciddi bir girişimde bulunmadı. Araplar tarihi tekerrür ettirmekten ileri gitmedi. Ah! bir zamanlar yahudiyi yok olmaktan kurtaran OSMANLI yoktu. Alman zulmündeki Fransa’yı rahata kavuşturmak isteyen KANUNİ yoktu. Yoktu alem-i islamı toplar üstünüze yürürüm diyen Abdulhamid. Sustuk, izledik, yardım götürmek isteyenleri paraları yemekle suçladık sonra tekrar sustuk tekrar yutkunduk ve nihayet unuttuk.        Başbakanımızın verdiği tepkiyle avunadurduk şimdi. Bir zamanlar neler başaran bu necip millet şimdi nelerle avunuyor. Şu şiirin devamında büyük şair “-boğamazsın ki/ hiç olmazsa yanımdan kovarım” diyor. Onu yapmıştı başbakanımız da. Olayı siyasi olarak düşünmemek lazım. Bir millet olmayı bari bu konuda başaralım. Peres’in arayarak özür dilemesi başbakanımızın haklılığını gösterir. Başbakanımıza siyasi parti lideri olarak değil TÜRKİYE CUMHURİYETİ başbakanı sıfatını öne çıkartarak teşekkür ediyorum.video görüntüleri için: http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=176885

Tags: , , ,

Nedim ve Sezai Karakoç… Kaçamaklar Bile Tersine Döndü

23rd Ocak, 2009

  

    Üç asır öncesinin zarif ve şuh şairi Nedim, dostuyla yapmak istediği bir kaçamağı şu mısralarla anlatır:

    İzn alub Cum’a namâzına diyu mâderden
    Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden
    Dolaşub iskeleye doğru nihân yollardan
    Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a

    Görüldüğü gibi burada Nedim, dostuna: “Annenden Cuma namazına diye izin al da seninle Sa’dâbâd’a gidelim” diyor.

    Yaşayan büyük şairlerimizden Sezai Karakoç, “İstanbul’un Hazan Gazeli” adlı şiirinde Nedim’in bu şiirine çok güzel bir gönderme yapmıştır. Şöyle der Sezai Karakoç:

    “Sinemaya gidiyorum” de annene

    Cuma namazına gidelim onun yerine

    Bu beytiyle Sezai Karakoç, toplumun manevi değerlerindeki yozlaşmayı öyle güzel ortaya koyuyor ki… Daha fazla söze gerek yok sanırım.

Tags: ,

Hakan Şükür Dünyanın Gelmiş Geçmiş 81. Golcüsü

23rd Ocak, 2009

   Uluslararası Fubol İstatistikleri Federasyonu’nun (IFHSS) 1888-2008 arasında liglerde atılan golleri esas alarak yaptığı sıralamada Hakan Şükür, 81. sırada yer aldı. İlk 100′de yer alan tek Türk futbolcu olan Hakan Şükür’ü Türkiye’den sırasıyla Tanju Çolak, Metin Oktay, Hami Mandıralı ve Aykut Kocaman takip etti.

    IFHSS’nin sıralamasındaki ilk 10 futbolcu ve Türk futbolcular şöyle:

Futbolcu               Oynadığı Ligler               Maç     Gol

1-Pele                  Brezilya-ABD                  560     541

2-Josef Bican           Avusturya-Çekoslovakya        341     518

3-Frenc Puskas          Macaristan-İspanya            533     511

4-Romario               Bre.-Hol.-İsp.-Avustralya     612     489

5-Dinamite              Brezilya-İspanya              758     470

6-Imre Schlosser        Macaristan-Avusturya          318     417

7-Gyula Zsengeller      Macaristan-İtalya-Kolombiya   394     416

8-James Edward McGory   İskoçya                       408     410

9-Zico                  Brezilya-İtalya-Japonya       596     406

10-Gerhard Müller       Almanya-ABD                   507     405

81-Hakan Şükür          Türkiye-İtalya-İngiltere      534     268

143-Tanju Çolak         Türkiye                       281     239

189-Metin Oktay         Türkiye-İtalya                 -      226

206-Hami Mandıralı      Türkiye-Almanya               499     222

307-Aykut Kocaman       Türkiye                       352     200

Tags: , , , , ,

UEFA’nın Anketi Sonuçlandı: İşte 2008′in Altın 11′i

22nd Ocak, 2009

 

    Uefa’nın her mevki için 5 oyuncu belirleyerek toplam 55 oyuncu ve 5 teknik adamı aday göstererek yaprığı yılın takımı anketi sonuçlandı. Dünyanın her yerinden futbolseverlerin katıldığı anket sonucunda belirlenen ”2008 Yılının Takımı”, şu oyunculardan oluştu.

                       Casillas

Sergio Ramos – Terry – Puyol – Lahm 

C.Ronaldo- Xavi – Fabregas – Ribery

                         Messi

                        Torres

Teknik Direktör: Alex Ferguson

   Ankette yer alan Türk furbolculardan Hamit Altıntop ve Mehmet Aurelio mevkilerinde 3. sırada yer aldılar. Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim de Ferguson ve Aragones’in ardından 3. sırada yer aldı.

Tags: , ,

Çarşı’dan Filistin’e Anlamlı Destek

21st Ocak, 2009

 

     Beşiktaş’ın dünyaca ünlü taraftar grubu Çarşı, toplum meseleleriyle ilgili hassasiyetini bir kez daha gösteriyor. Çarşı, Filistin’deki kardeşlerimizin yarasını sarmak için bağış toplayacak.

    Çarşı Grubu’nun internet sitesinde (forzabesiktas.com) bağış kampanyası tam ekranda şöyle duyuruldu: “Çarşı örnek olmaya devam ediyor! Türk Kızılay’ı Beşiktaş Şubesiyle birlikte bir ilke daha imza atıyoruz. Taraftarlarımızı Cumartesi günü Denizlispor ile olynanacak karşılaşma öncesinde stat girişlerine yerleştirilecek Türk Kızılayı kumbaralarına bağış yapmaya davet ediyoruz. GAZZE AĞLAMASIN!”

    Çarşı’nın bağış kampanyası sadece maça geleceklerle de sınırlı değil. Maça gelemeyecekler de aşağıda belirtilen yollarla yardımda bulunabilecek.

    Maça gelemeyecekler için:

    Banka: Tüm bankalardaki Kızılay bağış hesapları

    SMS: Tüm operatörlerden 2868′e 5 TL karşılığı

    Tel: 168 ücretsiz danışma ve bağış hattı

    İnternet: www.kizilay.org.tr

    Çarşı Grubu’nu tribündeki başarısını toplum meselelerindeki duyarlılıkta da gösterdiği için tebrik ediyorum. Umarım bu davranış, diğer taraftar gruplarına ve bütün kurumlara örnek olur.

    Helal olsun çArşı! İsrail’e karşı!

Tags: , ,

Lâle Devri Çocuklarıyız Biz, Zamanımız Geçmiş

19th Ocak, 2009

 

   Eski radyodan değil, bilgisayardan geliyor ses: “Çok geç kalmışız canım, vakit bu vakit değil, / Eski radyolar gibi çatıya saklanmış aşk.”

   Aşk! Afet-i can… Hem zehir, hem derman… Mecnun olmadan aşıklık iddiası ise pek yavan. “Aşk öldü mü yoksa?” derken devam ediyor derunumda bir yere dokunan sözler: “Öyle sanmışız canım, artık ölümsüz değil. / Leylâ ile Mecnun gibi çoktan masal olmuş aşk.”

   Hani şu dile dolanan Lâle Devri… Hani hep zevk u safa imiş, güya yatmışız ya hep. Hatta koskoca Osmanlı bile bu 12 yıldan dolayı batmış bazı akl-ı evvellerimize göre. Ah, aaah! Her şeyi hırsa bağlayan modern akıl! Senden o devrin zarafetini anlamanı beklemiyorum zaten. Nedim’in şarkılarındaki ince ruhtan da bî-habersin biliyorum. Senin bu dünya dağdağasının  girdabında boğulmuş hâlin bana uymuyor. Benim zamanım bu değil, biliyorum. Devam ediyor şarkı: “Lâle Devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçmiş. Aşk şarabından kim bilir en son hangi şanslı içmiş?”

    Hangisi? Dünya dağdağasında her gün kaybolup, dışına bakıp özünü unutmak mı? Yoksa gönlündeki aşkı en büyük hazine bilip, o engin ummanda aşk meyine kanmak, kandıkça yanmak mı? Keşke gönülde yanan kıvılcımlardan dünyaya da bir parça sıçrasaydı da kül olsaydı şu üç günlük dünya için her türlü aşağılığa tenezzül edenler. Kül olsaydı bebek katilleri, kül olsaydı zalimler. Kül olsaydı aşka inanmayan hissizler güruhu. Ne çektiyse onlardan çekmedi mi şu yaşlı dünya. Onlar bu vahşetten utanmazken, ben onların düzeninin oyuncağı olmadığım için mi utanayım? Utanmam, iftihar ederim elbet. Devam ediyor şarkı. Devam ediyor ve bitiyor, beni de bitirerek:

   “Ben derim utanma iftihar et, sevmeyenler utansın.

     Aşksızlığa mahkum edildiysek bu dünya yansın.”

     Kalemine, elemine, aşkına, ruhuna sağlık Sezen (Aksu)! Sezmeyen, hissetmeyen bu şahane sözleri yazamazdı zaten.

                       

                       Fahri Kaplan

Tags: , ,

Söz Mücevherdir

18th Ocak, 2009

 

   ”Ol!” demese olur muydu? Demek ki önce söz yaratıldı. Demek ki söz olmasa öz de olmazdı. O zaman özüne, özünden önce de sözüne dön ey insanoğlu!

   ***

    Bizim Yunus diyor ki:

   “Söz ola kese savaşı

    Söz ola kestire başı”

    İşte şiir bu! İzahı satırlar sürecek bir meseleyi iki mısrada halletmek. Büyüksün ey şair!.. ve şiir senden de büyük.

*** 

    Etrafınızı bir yoklayın. Şiiri boş uğraş gören, şairi soytarı zanneden zevatın hiç de az olmadığını görürsünüz. Böylelerine şiiri anlatmak için beyhude uğraşmayın. Sadece Sultanü’ş-şuarâ Bâkî’nin şu manidar mısraını hatırlayın kâfî:

    “Söz güherdir ne bilür kadrini nâdân güherin.”

                                        –

                             Fahri Kaplan

Tags: , , ,

Bir Zulm Daha Geçip Gidiyor Gözlerimizin Önünden

11th Ocak, 2009

gazze-2dcocuk1.jpg filistin.jpg

     Dün atımızın üzengisini tutmayı şeref sayanlar bugün ayaklarını sildirmeye kalkıyor. Dün kılıcımızdan yansıyan ışıktan korkan, bugün hıçkırta hıçkırta ağlatıyor bizi.

Ah gemilerle mezalimden kurtardığımız sefiller…

Ahh yediği kaba pisleyen reziller…

Ne “ah” ın faydası var ne “vah”ın. Kahrolsun demekle de kahrolmuyor kahrolası zalimler. Bir kez daha anladık ki bu coğrafya da mazlumun bizden başka dostu yok. Ben bu sözü biraz abartı bulurdum ama eksiği var fazlası yokmuş.  Biz tarihsel misyonumuz itibariyle ;

daha güçlü,

daha inançlı,

daha barışçı,

daha zengin,

tam bağımsız, tamamen milli silahlara sahıp BİR ÜLKE olmalıyız.

Bir zulm daha geçip gidiyor gözlerimizin önünden. Afgan’a yapılana ah ettik . Irak’a yapılana vah ettik. Karabağ’da ciğerimiz yandı . Filistin’de yüreğimiz kanıyor… Sıra kimde bilinmez… Kimseden umut yok. Kimse ümit vermiyor. Ecdad doğru söylemiş:” it itin ayağına basmıyor”. “Dostlar düşmanlarla anlaşıp gitmiş”.

Karanlığa küfretmek yerine bir mum , bir lamba hatta yeniden bir güneş yakmak gerek.

“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur”.ata88rhfa7.jpg

Biz vadettiklerimizi yapınca doğacak vadettiği günler hakkın, belki yarın belki yarından da yakın…

Tags: , , , ,

Bilgi Yarışması

4th Ocak, 2009

      Türkiye’nin ilk ödüllü bilgi yarışması oyun1game tarafından iki aylık periotlarla düzenlenen ödüllü bilgi yarışmalarının 9.’su 3 Ocak 2009 Cumartesi günü başladı. Herzaman olduğu gibi bu yarışmada da bir birinden güzel orjinal sorularla site, denetçileri tarafından takdirle karşılandı. Bizşerde Lafistan Ekibi olarak siteyi tebrik eder, yarışmaların devamını dileriz.

9. Ödüllü Bilgi Yarışması Soruları:

1- 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle giren Türk liralarının en büyük banknotu kaç liralıktır.

2- Mimar Sinan’ın (1489-1588) ustalık eseri olan Selimiye Külliyesi hangi ilimizdedir.

3- Aşağıdaki soru işareti yerine kaç gelmelidir.

9 – 4 – 7 – 6 – ? – 10

4- Bölge ortalama zamanı olarak; 0 derece meridyenine göre saatini ayarlayan Londra’da saat 12:30′u gösterirken 30 derece meridyenini kullanan Ankara’da saat kaçı gösterir.

5- “Oyun1game hem eğlendirir hem de yarıştırır.” cümlesinin öznesini yazınız.

Ayrıca sitenin eğlence kısmı olan En Güzel Oyunlar Mario Oyunları ve Zeka Oyunları kısmınada bakmadan geçmeyin.

Tags:

Sonraki Sayfa »

Yazarlar

Kategoriler

Son Yazılar

Son Yorumlar

Etiketler

 

Ocak 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Meta

Zeka Oyunları | Mario Oyunları | En Güzel Oyunlar | Araba Yarışı