Archive for Kasım, 2008

29
Kas

“TRAVİAN”

   Yazar: osmangenc    Kategori Oyunlar

 

Sevgili dostlarım,

İnternet üzerinde online olarak oynan bir oyun var:TRAVİAN

TRAVİAN,bir savaş ve strateji oyunudur.online olarak oynanır.2006 ve 2007 yıllarının en iyi online oyunu seçilmiş,ödül almış bir oyun.Kısaca oyunu anlatayım.

Bu oyunda üç kavim var:Cermenler,Romalılar ve Galyalılar.İstediğiniz kavmi seçiyorsunuz.Ancak şunu belirtmek istiyorum;her kavmin artıları ve eksileri var.Mesela benim tercih ettiğim kavim Cermenlerdir.Saldırıda çok iyi ancak savunmaları zayıftır.Ben saldırıyı çok sevdiğim için bu kavmi seçtim.Kavmi seçtikten sonra binalar kuruyorsunuz ham madde kaynaklarını geliştirmeniz gerekiyor. 15 gün korumanız oluyor daha sonra kendinizi korumanız gerekiyor,her an saldırıya uğrayabiliyorsunuz.oyun içerisinde ilerleyen zamanlarda birliklere katılabilir veya kendi birliğinizi kurabilirsiniz.Oyunun yanında oyuncularla sohbet edip mesajlaşabiliyorsunuz.Bana gelen her saldırının ardından ”Kimse benden çalamazzzzzz.”yazısını yazmak beni ziyadesiyle memnun ediyor.Yaptığınız saldırılardan ganimet elde ediyorsunuz.(odun,tuğla,demir,tahıl). Ama size bir uyarım olacak bu oyun gerçekten bağımlılık yapıyor her gece 12 gibi gibi uyurken şimdi uyumam 2 yi buluyor bazen geçiyor, okulda bile oyunu düşünüyorum…Oyun sizi kendine bağlıyor hele bir de saldırı yapmaya başlamışsanız onun verdiği mutluluk,haz bence değer biçilemeyecek kadar.Şu ana kadar çok şükür bana saldıran herkesten intikamımı almayı bildim.Sizleri de bu oyuna beklerim.Server2 de kurmuş olduğum birliğim var. İsmi:Anadolu.  Oyuna sizleri beklerim.Gerçekten çok mükemmel oyun…Şu an bayram tatilinde bu oyundan nasıl ayrı kalacağımı düşünemiyorum bile.Artık ayrılmaz bir bütün olduk.Hafta sonu hep bu oyunun başındayım….neyse ‘Fazla söz aşık usandırır” derler. Merak eden arkadaşlar oyunu görün daha sonra yorumlarınızı bekliyorum… Herkese iyi akşamlar…..

Osman GENÇ

Tags: , , , , ,

27
Kas

YORUMLAYALIM ARKADAŞLAR

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK    Kategori Genel Güncel

d.JPG      Merkez köylerin birisinde kutladık öğretmenler gününü.Orotoryosundan korosuna kadar herşeyi yaptık.İimkanlar ölçüsünde iyi sayılabilecek bir programdı.Ama programın bitiminde emekli öğretmen 6.sınıf öğrencilerinden birisinin okuduğu şiiri alarak kürsüye çıktı.Şiirin kötülüğünden,öğretmenlere hakaret ettiğinden dem vurdu.Çocuğun öz güvenini zedeledi.Bence şiir öğretmeni kötülemekten öte yüceltiyor.Öğrencinin gözündeki değerini ifade ediyor.Lütfen yorumlarınızla fikir beyan edermisiniz. Sizce bu şiir öğretmene hakaret mi ediyor yoksa onun öğrencinin gözündeki değerini mi ifade ediyor.

Okumaya değer bir şiirle baş başa bırakıyorum sizi…images1.jpg

                 Mehmet’in Şiiri 

Sana çiçek getirdim dikkatini çekmek için,her sabah karşıladım;bir gülücük görmek için, selam durdum en önde;

bir günaydın bekledim:

Okan’a gülümsedin; sanki beni görmedin…

Seni sevdim öğretmenim yine de seni sevdim,

bisikletim olsaydı inan sana verirdim…

Sabah kırağıda geldim,

buzda karda hep geldim;

çok üşüdüm öğretmenim üşümüssün demedin…

Didem hastalanmış Didem dedin Şebnem dedin,

Züleyhayı Tolga’yı her fırsatta seversin…

Hasta oldum bilerek,

bunu hiç fark etmedin…

Sevgini kazanmayı bir tek ben beceremedim…

Kapılarda bekledim, tahtayı hep ben sildim;

bazen ayağa kalktım, kimi zaman eğildim,

gözümden yaş aktı bazen,

kendi kendime sildim,

sana yakın olmayı birtek ben beceremedim…

Yedi binlere kadar yazın dedin,

parmaklarım tutuldu yazmaktan vazgeçmedim…

Defterine baktın Aytuğ ile Figen’in,

dokuz yaprak doldurdum ödevimi görmedin…

Şiir verdin Nalan’a, Zühal’in resmini övdün,

Süreyya’ya güven verdin, beni hiç mi sevmedin?

Gücensem de öğretmenim,hiç kızmadım,

renk vermedim:

Arka sıradaki Mehmet; seni seven Mehmet’in…

şiir : saim metin

Tags: ,

27
Kas

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK    Kategori Genel Güncel

d.JPG

AKREDİTELEŞTİREBİLDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ

 Akredite basın ,karşımıza ilk önce komutanların bizden değil dediği gazetecileri basın toplantılarına almamalarıyla, İlagel yollarla içeri giren bu bizden olmayan gazetecilerin apar topar dışarı atılmasıyla çıktı. Ve şimdi de Başbakanlığın bazı bizden olmadığını kabul ettiği yazarları “kara listeye” almasıyla alevlendi. İkisi de bu milletin değer verdiği , güvendiği kurumlar. Yani onların bizden değil dediklerine bizden demek hiç birimizin haddi değil.

        Olaya bir de şu açıdan bakmak gerekiyor; kim bu bizden olmayan gazeteler ve bu bizden olmayan hainleri! kim okuyor. Tirajlarıyla bu gazeteler şunlar: askerin kabul etmediği gazeteler;Zaman(765,885),Vakit(53,266),Bugün(40,003)ve Star(101,332) ve Başbakanlığın dışladığı gazeteler;Hürriyet(536,951).Vatan(200,128).Star,Akşam(155,653),Milliyet(253,344)http://www.gazeteturka.com/news_detail.php?id=28878&uniq_id=1227052579.Üşenmedim hesapladım, Türkiye’de gazetelerin toplam tirajı 4,990,562 iki kurumun reddettiği gazetelerin toplam tirajı:2,106,562 yani neredeyse yarısı insaf insaf insaf!!! Sizi komutan yapan da bu millet başbakan yapan da…

     Siz bir milletin yarısının haber alma özgürlüğünü engelliyorsunuz,bunlar bizden değil diyorsunuz. Kusura bakmayın ama buna hiç kimsenin hakkı yok. Başbakanımız her fırsatta demokrasiye vurgu yapıyor,komutanlarımız demokrasi dışına çıkılmayacağının teminatını defalarca verdiler. Eee nedir o zaman bu durum?

     Bir grup dışlanınca alkış tutan medya şimdi dışlanınca kıyameti kopartıyor. Siz de kusura bakmayın efendiler! sizin hakkınızı aramaya herkesin hakkı var sadece sizin yok. Çünkü beğenmediğiniz medya engellenirken siz alkış tutuyordunuz. “Keser döner sap döner/Gün gelir hesap döner” demiş büyükler. Yaşanandan ders alıp menfaatlerimizin değil demokrasinin peşinden koşmak lazım. yorulmadan ,çatlarcasına,çatlayana kadar…

EL ELE DEMOKRASİYE…

27
Kas

   Yazar: Doğan ÖZÇELİK    Kategori Genel Güncel

d.JPG             AĞAÇLARI  SEVİN  ODUNLARI  DA

       İlk hutbesine başlayacak olan genç ;sürekli şaşırdığından, şaşırdığında konuyu toparlayamadığından yakınır. Hocası bir çözüm bulmuş; mikrofona ip bağlanıp aşağı sarkıtılacak talebe hata yapınca hocası ipi hafifçe çekip uyarmış olacak, o da hata yaptığını anlayıp düzeltecekti. İlk Cuma plan başarıyla işlemiş ama ikinci de durumu fark eden başka biri hocanın yerine oturur ve çocuk konuşurken olur olmaz yerde ipi çeker. Rezil olmuş bir durumda hutbeden inen talebe hocasına sorar: Hocam! Neden böyle oldu? Cevap verir hocası ipler … un eline geçti.

     “ Kurtardın Memleketi” başlığıyla yazdığım yazıyı beğenmesine rağmen kaldırmak zorunda olduğunu anlattığında bu olay gelmişti aklıma… Eee ne yapalım dedim ipler kimin elindeyse düdüğü o çalar.

     İstediğim konuda yazamayınca o talebenin suçluluk psikolojisini yaşadım biraz ,sanırım dostumda o hocanın mahcubiyetini yaşamıştır.Ama o koca koca amcalar o …un mutluluğunu yaşamış mıdır bilemem. İnsanları koyun gibi bir yöne itmek , istediğin yöne gitmeyenleri sürüden ayrıldın kurt yesin mantığıyla ademe mahkum etmek hiç çağdaş düşünceye uymamaktadır. Bir fıkrayla devam edeyim;

        Beyaz mı kara mı belli olmayan hocayı Karadeniz’de bir köye at(a)mışlar. Her hutbede ağaçlar güzeldir,böcekleri sevelim tarzı hutbeler verirken Temel bir namaz çıkışı yakalamış hocayı. “Hoca” demiş “sen hiç ahretten bahsetmiyorsun , ölümü anlatmıyorsun”. “Dur anlatayım “,demiş: “sen öleceksin biz seni gömcez sonra otlar yeşerecek , bir inek gelip o otları yiyecek, arkasını dönüp mezarı kirletecek. Bende gelip o dışkıya bakçam ve Temel neydin ne oldun diyecem” demiş.

        Duruma sinirlenen Temel intikam almak için bir hafta sonra “hoca gel ben de sana senin ölümünü anlatayım “ der ve başlar “sen öleceksin biz seni gömcez sonra otlar yeşerecek , bir inek gelip o otları yiyecek, arkasını dönüp mezarı kirletecek. Bende gelip o dışkıya bakçam ve ulaa hoca hiç değişmemişsin , diyecem” demiş.

      İşte böyle bazen insanları yapmacık hallere zorlayınca bu tip komik şeyler çıkıyo. Ama bende Temelin cesareti olmadığı için sonuna kadar dinleyeceğim “ağacı sevin” hutbesini  ve sadece onu dillendireceğim;

    Ağacı sevin hatta odunları da…

İlkokula başlarken hepimize öğretilmiş olan bir şarkı vardır:

Öğretmenim, canım benim, canım benim.

Seni ben pek çok severim.

Sen bir ana, sen bir baba

Herşey oldun artık bana.

  Bu sözler basit olsa da ne kadar anlamlı üzerinde düşününce. Bir anne, bir baba olabilmek öğrenciye. Öğretmenliğin ne kadar kutsal bir meslek olduğunu anlatmaya bu basit ama samimi tekerleme yetiyor aslında.

   Muhterem öğretmenlerim! Gününüz kutlu olsun. Bu anlamlı günde Ceyhun Atuf Kansu’nun o güzel şiirinden mısralar paylaşmayı uygun gördüm.

 

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin… ve sonra öleceğim.

Ceyhun Atuf KANSU

 

Tags: , , ,

22
Kas

Alex Çelişkisi

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Spor

 

  Fenerbahçe bugün Ankaragücü karşısında gol bulamadı ve karşılaşma 0-0 sona erdi. Aslında bu ifade Ankaragücü’ne haksızlık oldu. Golü bulamayan taraf Fener değil, Ankaragücü’ydü çünkü.

    Kafama takılan bir mesele var Fenerbahçe ve Alex ile ilgili. Fenerbahçe’nin en iyi oyuncusu kim? Herhalde hemen hepimizin bu soruya vereceği cevap belli: Alex. Alex’in oynadığı dönemlerde Fenerbahçe Alex’in neredeyse tek başına gayretleriyle bir kaç maç kazandı ve takımın genelindeki uyumsuzluktan 16 puan kaybetti. Herkesin düşüncesi Alex de olmasa bu takımın tamamen mahvolacağıydı. Ama aksi oldu. İlk maç Alexli kadroyla Arsenal’den 5 yiyen Kanarya, Arsenal’le Londra’da berabere  kaldı Alexsiz kadrosuyla. Alex’in olmadığı diğer 2 maçta ezelî rakibi Galatasaray’ı 4-1, lig ikincisi Ankaraspor’u 2-0 yendi. Alex sakatlıktan kurtulunca ise ilk maçta ligin 15.si Ankaragücü’nü yenemedi. Ancak bütün bu kayıplarda Alex yine Fener’in en iyi futbolcusuydu.

      Biri bana bu çelişkiyi açıklayabilecek mi?

Tags: , ,

19
Kas

Gencim, Şikayetçiyim

   Yazar: İbrahim ARSLAN    Kategori Yorum

Gençlere soruluyor ama kafalar karışık… “Kimleri örnek alıyorsunuz?” diye sorulunca tabi ki anne ve babamı diyorlar. Alkol kullanıyorlar, sigara içiyorlar, barlardan hiç çıkmıyorlar. Kendilerine güveniyorlar ama en çok bu ülkede dine ve dinden bahsedene güveniyorlar, sonrada askere. Siyaseti takip etmiyorlar… Merakta etmiyorlar… Peki siyasetteki yeriniz neresi deyince de genelde muhafazakar milliyetçi diyorlar…

     Gençlere yurtdışında yaşamak ister misiniz  sorusu sorulduğunda? Ülkeyi seven aynı gençler büyük bir çoğunlukla evet diyorlar. Yani daha çok ülkenin dışını seviyorlar. AB’ye giriş için ne dersiniz? deyince de hayır diyorlar. Kendileri giriyor nasılsa ülkenin ne işi var orada. Ben gireyim de o şimdilik dursun havasındalar. 70’lerden sonra gençler için hayat daha farklı oldu tabi ki. O zamanlar aktif olarak siyasetle uğraşan gençlik, şimdilerde siyasetten, soru sormaktan, eleştirmekten uzak; hyatı sadece sınavlara girip çıkmak otobüsle ev okul arasında gidip gelmek, magazin, marka, kızlar, yakışıklı erkekler, hobi diye yedirilen saçmalıklar silsilesi sanıyorlar.

Bizim şimdiki milliyetçi gnçlerimiz gazete okumuyor; televizyonda da sadece eğlence programı izliyorlar. Polat ağabeyleri gibi şekil yapmak, Sabancı gibi paraya para dememek, sonra sabahlara kadar eğlenmek en büyük istekleri. Çoğu Türkiye’nin geleceğinden şüpheli, kendi geleceklerinden ise eminler. Ülke batsa bile bir şekilde sıyrılır giderim derdindeler. Ülkem batarsa bend batarım, ülkemi batmaktan nasıl kurtarırım diye düşünen kuşakları bir şekilde birbirine kırdırıp darağaçlarında, cezaevlerinde tek tek yok ettiler. Kitap günah, örgütlenme yasak, siyaset tuzak diyerek, bayağı magazini, içi kof bir milliyetçiliği vererek, düşünmek suç düşündürmek günah diyerek, her koyun kendi bacağından asıldığını söyleyerek, okumadan da bir şekilde yırtmak mümkündür boşver’i işleyerek, pozitif düşünceye aklı ermeyen, gözü dışarıda, umutsuz vakalar yarattılar.

    Manzara böyleyken ne yapar büyükler bilinmez. Dünyanın her yerinde bilinen gerçek, düşüncenin, siyasetin, okulunun olmadığı ve bu işlevi kişilerin, kişilerin oluşturduğu kuruluş ve örgütlerin yerine getirdiğidir. Değişimin ve dönüşümün gücü olan gençleri, düşünce hayatına katmaz, belli alanlarda uzmanlaşmalarını sağlayamazsanız, yarınların gelişen toplumları nasıl yetişir? Gençlerde hal böyleyken bende onların yırtmış idollerinden Ege ÇUBUKÇU’nun gençler arsında pek yayılmış şarkılarından biriyle iyi haftalar diliyorum gençlere…

KAYSERİ SON NOKTA GAZETESİ

Akın PEKER.

Tags: ,

18
Kas

Ölümünün 50. Yılında Yahya Kemal’e Hürmetle

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

. 

Tarihi dirilttin Kemâl sâhir misin?

Yoksa söz sultânı büyük şâir misin?

.

Ecdâdın rûhunu yansıttın bizlere,

Sen belâgatte bu kadar mâhir misin?

. 

Uçup gittin -eski şi’rin rüzgârıyle-

Üstâdım sen bülbül müsün tâir misin?

. 

Üslûbundaki mükemmellik de ne böyle;

Sözle mest eden üstâd-ı tâbir misin?

. 

Mübtelâ ettin Fahri’yi hâlis şi’re,

Merâk ederim Bâkî-i âhir misin?

.

                 Fahri Kaplan

.   

                 (Şiirin her türlü te’lif hakkı saklıdır.)

Tags: , ,

18
Kas

Lâfistan’ın Dostları

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Dost Siteler

 

     Değerli lâfistan ziyaretçileri!

       Lâfistan bu paylaşımla birlikte 100. yazısına ulaşmış oluyor. Biz de 100. yazıda size lafistanın dost sitelerinin linklerini sunmak istedik:

   www.oyun1game.com

   www.antoloji.com/fahri_kaplan 

    www.bigabiga.com

   www.canakkalesehitlerimiz.com

   www.biga17.com

   www.gelecegedogru.com

   www.hisoyun.com

   http://www.fotokritik.com/kullanici/farukk/portfolyo

Tags: ,

18
Kas

2008 ALES Sonbahar Dönemi Soru ve Cevapları Yayınlandı

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Eğitim, Genel Güncel

 

   2008 ALES sonbahar dönemi sınavı 16 Kasım pazar günü 09:30’da yapıldı. Sözel bölümde 80, sayısal-1 ve sayısal iki bölümlerinde 40’ar sorunun sprulduğu sınavda lisansüstü eğitim gören ve görmek isteyen akademisyen ve öğrenciler 180 dakika içinde 160 soruya cevap vermeye çalıştı. Sınava giren bir çok kişi her zamanki gibi Ales’te zaman problemi yaşadıklarını ifade ettiler.

        ÖSYM’nin internet sitesinde yayınladığı 2008 ALES sonbahar dönemi sorularına ve cevaplarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

 http://www.osym.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFF88F742D0D711251F5A3FB16E3E35EA9

Tags: , ,

18
Kas

Youtube Ne Zaman Açılacak

   Yazar: Metin Topçu    Kategori Genel Güncel, Web Bilgisi

   

   Youtube’ye erişemeyen nadir ülkelerden biriyiz. Gerçi youtube çeşitli siteler vasıtası veya bazı ayarlarla ziyaret edilebiliyor. Yani yasağın bu açıdan da ne kadar mantıksız olduğu âşikâr. Aslında bu mantıksızlıktan öte teknoloji ve bilişim çağında Türkiye’nin koyduğu böyle bir yasak bizim için utanç verici bir şeydir. Değişen dünyaya bir türlü uyum sağlayamayan yasakçı zihniyetten kurtulmadan nasıl ilerleyeceğiz?

    Youtube ne zaman açılır bilmem ama onun açılması da sorunu çözmez bence. Asıl kafaların değişmesi lazım. Koyulan bu anlamsız yasaklar bir fayda getirmediği gibi insanları kuralları çiğnemeye alıştırıyor. Çünkü bir çok site aracılığıyla youtube’a girmek mümkün. 

        Bu ülkede insanlar istediği videoya en kolay ve yaygın yoldan erişme gibi basit bir hak konusunda bile yasakla karşılaşıyorsa, özgür düşüncenin gelişmesini, fikrî bir tekamülün (gelişmenin) olmasını teşvik etmesi gereken kişiler bunu engellemek için uğraşıyor demektir. Umarım başaramazlar! Çünkü bir ülkenin geleceği herşeyden önce zihinlerin açık, berrak; ufukların geniş olmasına bağlıdır. 

                     Metin Topçu

Tags: , ,

    Fuzûlî(öl.1566), Türk edebiyatının en büyük şâirlerinden biri, bir çok kişiye göre de en büyük şâiridir. Ömrünün tamamını Kerbelâ ve Bağdat civarında geçiren bu büyük şair, şiirlerinde lirizmin doruklarına çıkmış; aşkın binbir çeşit hâlini anlatırken sinesindeki ıstırâbı mısralarına hece hece nakşetmiştir. Onun her beyti insanın gönlündeki hazineden ne mücevherler sunar alabilene. Onun üslûbu kelimelerle yapılan sanatın sarhoş edici lezzetini verir tadabilene. Tadabilmek için şüphesiz ki o hazineyi zorlamak, onun şiir dünyasına yaklaşmak gerek. İşte Fuzûlî’den tadımlık bir kaç beyit:

Ey melek-sîmâ ki senden özge hayrândır sana

Hak bilür insan demez her kim ki insândır sana

Ey melek yüzlü! Senden başka herkes sana hayrandır. Hak bilir, insan olan kişi sana insan demez (çünkü sen meleksin âdetâ)

***

Mende Mecnûn’dan füzûn âşıklık istidâdı var

Âşık-ı sâdık menem Mecnûn’un ancak adı var

Bende Mecnûn’dan fazla âşıklık kabiliyeti var. Gerçek aşık benim, Mecnun’un sadece adı var.

***

Ârızın yâdıyla nem-nâk olsa müjgânım n’ola

Zâyî olmaz gül temennâsıyle vermek hâre su

(Gül gibi olan) yanağını andıkça kirpiklerim ıslansa şaşılır mı? Güle kavuşmak için dikene su vermek boşa değildir. (Gülden kasıt Hz. Peygamberdir. Şair diyor ki: Nasıl ki güle kavuşmak için dikene su vermek gerekir; Hz. Muhammed’e (s) kavuşmak için de dikene benzeyen kirpikleri sulamak yani onun aşkıyla ağlamak gerekir. Bu ağlayış zayi olmayacaktır.) 

***

Canı kim ki cânânı için sever cânânın sever

Canı için kim ki cânânın sever cânın sever

Kişi kendi canını sevdiğine olan aşkından dolayı seviyorsa (çünkü canı olmasa onu sevemezdi) aslında o canânını (sevdiğini) seviyordur. Kim de sevdiğini kendi nefsi için (nefisini tatmin etmek için) seviyorsa aslında o cânânı değil kendi canını (nefisini) seviyordur. 

 ***

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge

Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı

Benim derdime gönül ateşinden başka kimse yanmaz, kapımı da sabah rüzgarından başka kimse açmaz.

***

Beni candan usandırdı cefâdan yar usanmaz mı

Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı

Yar, beni candan usandırdı; bana eziyet etmekten artık usanmaz mı? Âhımdan felekler yandı, murat mumum yanmaz mı? (Şâir, gökyüzündeki güneşi âhının yaktığını söylüyor, hüsn-i ta’lîl ve mübalağa sanatlarını kullanarak. “Âhım gökteki güneşi bile yakmışken benim onun yanında bir mum olan murâdım hâlâ yanmıyor mu, hâlâ muradıma eremiyor muyum, sevdiğime kavuşamıyor muyum?” diyor.) 

 ***

Canını cânâna vermektir kemâli aşkın

Vermeyen can, itiraf etmek gerek noksanın

***

Fahri Kaplan

Tags: , ,

   Premier Lig’de bu hafta Middlesbrough, Aston Villa’yı deplasmanda 2-1 yenerken Borugh’nun iki golünde de Tuncay şanlı’nın imzası vardı. 33. ve 88. dakikalarda sahneye çıkan millî futbolcumuz attığı gollerle Premier Lig’de haftaya damgasını vurdu.

    Premier Lig’in resmî web sitesinde bu haftanın en etkileyici oyuncusunun oylandığı ankette haftayı 2 golle kapayan üç futbolcudan birini seçmemiz isteniyor. Adaylar: Tuncay Şanlı, Nicolas Anelka, Darren Bent. Ben oyumu Tuncay için kullandığımda Tuncay %16 ile 3. sırada idi. Haydi Türkiye! Oylarımızla temsilcimiz Tuncay’ı zirveye çıkaralım. 

Adres: http://www.premierleague.com/ (anket anasayfanın sağ alt köşesinde)

.

Tags: , ,

5
Kas

Para Ödüllü Yarışma

   Yazar: İbrahim ARSLAN    Kategori Genel Güncel

Oyun1game.com tarafından iki aylık periyotlarda düzenlenen bilen kazanır 8. ödüllü bilgi yarışması 8 Kasım 2008 Cumartesi saat:14:30 da başlıyor. Bu yarışmada da diğerlerinde olduğu gibi dereceye girenlere çeşitli para ödülleri ve bilim çocuk / bilim teknik dergisi hediye verilecektir. Yarışmaya katılmak için hiçbir yaş sınırlaması yoktur. Hediyeler hakkında ayrıntılı bilgi oyun1game.com sitesini bilen kazanır sayfasındadir. Tüm katılımcılarımıza başarılar dileriz.

Sitedeki Görülesi Sayfalar: Araba Yarışı, Mario Oyunları, oyunlar1

Tags: ,

4
Kas

“Anne Millet”e Dönüş

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

Tam boyutlu görseli göster

Ramazan aylarında bazı iftar vakitleri aklıma Yahya Kemal’in bu güzel vakitteki bekleyişi anlattığı “Atik Valde’den İnen Sokakta” başlıklı şiiri gelir. Şiirin ilk kısmını hatırlayacak olursak:

.

 İftardan önce gittim Atik-Valde semtine,
Kaç def’a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine,,
Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti
Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti;
Semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler,
Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer;
Bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları
Az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı.
Meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün;
Bir top gürültüsüyle bu sâhilde bitti gün.
Top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri,
Bir nurlu neş’e kapladı kerpiçten evleri.
Yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz!
***

Büyük şâirimiz etraftaki bu maneviyatlı manzarayı anlattıktan sonra kendine bakar. Yıllarca Avrupa’da kültürümüzden uzak yaşamıştır. Bu onu âşinâsı olduğu kültürün güzelliklerinden de uzaklaştırmıştır. Yahyâ Kemal o gün oruçsuz olmanın hicrânını derinlemesine duyar ve şiiri bir tevbe ve iç muhasebe mahiyeti taşıyan şu harika mısralarla tamamlar:

Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş’esiz.,
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı
Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı.
Bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime; ,
Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
‘Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür.’
***

Büyük şairimizin Frenk hayatından ‘anne millete’ dönüşünü anlattığı en güzel yazısı “Ezansız Semtler”, Aziz İstanbul isimli eserinde yer almaktadır. Bu enfes yazıyı herkese tavsiye ediyorum.

Tags: , ,

4
Kas

Vadi Kaldığı Yerden Devam Ediyor

   Yazar: osmangenc    Kategori Diziler

   

 

           Bildiğimiz gibi ekonomideki krizin de etkisiyle Kurtlar Vadisi Pusu dizisi 1 hafta ekranlardan uzak kalmıştı.Sorun şimdilik ortadan kalkmış durumda dizi kaldığı yerden devam ediyor.Kurtlar vadisi kendi günü ve saatiyle bu hafta yeni bölümüyle  (45.bölüm) Show Tv ekranlarında olacak.Filmde en son Polat, doktoru öldürüp kaçma girişiminde bulunmuştu ve bu firar girişimi başarıyla sonuçlanmış durumda.Vadi sevenlerine müjde Polat Alemdar artık görevinin başında,esirlikten kurtuldu.İskender Büyük ve Sadi Paşanın diyaloglarını kaçırmamanızı öneririm.İskender açıkça Sadi Paşayı tehdit ediyor Sadi Paşa ise büyük bir özgüvenle ona gözdağı veriyor.Deli Hikmet’in eşi Gönül Hanım vefat ediyor.Güllü Erhan ve Polat’ın kucaklaşma sahnesi var.Erhan tek koluyla sarılıyor.Bu sahne Vadi ve Erhan sevenler için çok üzücü bir sahne olacağa benziyor.Vadi sevenler ekran başına.Sakın kaçırmayın.Hepimiz anlamışızdır tamamen  hayal ürünü olmadığını.Türkiye’nin gündemini yakından takip etmek istiyorsanız ”vadiden uzak kalmayın”.Hepinize şimdiden iyi seyirler.(fragmanı izleyebilirsiniz.)

Tags:

1
Kas

Kırmızı Şimşekler Kanarya Avında

   Yazar: osmangenc    Kategori Genel Güncel, Spor

 http://kaya172.blogcu.com/eskisehir-spor-aslinda-fenerliyim_6776921.htmlhttp://www.resimarsiv.com/img2256.htmhttp://kanaryamturan.blogcu.com/fenerbahce_5008761.html

Bugün saat 19:00’da Eskişehir Atatürk Stadı’nda oynanacak olan maçta Kırmızı Şimşekler ile Sarı kanaryalar puan mücadelesi verecekler.8 haftası geride kalan Türkcell Süper Liginde her iki takımın da 12 şer puanı bulunuyor.Her iki takım da  lig tarihinde 12 yıl sonra karşı karşıya gelecek.Es Es’in ligden düştüğü sezon her iki maçı da Fenerbahçe kazanmıştı.Kadıköydeki maç 6-0 gibi bir farkla sonuçlanmıştı.Es Es geçen hafta kendi evinde Aslanı avlamıştı bu sefeer rakip kanarya.İnşallah kanaryayı da avlarlar.Lige yeni bir heyecan getirdikleri kesin.Rıza Hoca’nın takıma büyük katkıları var.Es Es’in önünde süper lige çıkan Kocaeli ve Antalya gibi takımlar ligin dibine demir atmışlarken Es Es şu an Fenerbahçe ile aynı puanda bulunuyor.Eskişehirde oynanan maçlara baktığımızda ise 10-5 evsahibi takımın üstünlüğü bulunuyor.Es Es bu hafta maça yine oldukça moralli çıkıyor.Geçen hafta Cimbomu 4 lemişti.Fenerbahçe ise Bursa galibiyetiyle biraz olsun rahatlamış durumda ama her geçen gün Dede Arogones’in koltuğu sallanıyor.Es Es’in en büyük kozu yine hiç şüphesiz Youla olacak.Kanarya’nın en büyük kozları ise Alex ve Cankurtaran Semih…..Hakem Kuddusi MÜFTÜOĞLU.Haydi ES ES’im başarılar sana.Yolun açık,gollerin bol,puanların çok olsun.

Tags:

1
Kas

Yahyâ Kemal 50 Senedir “Âsûde Bahar Ülkesi”nde

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

 

     Bugün 1 Kasım 2008. Türkçe’nin en büyük şâirlerinden Yahya Kemal Beyatlı aramızdan ayrılıp bezm-i ezelde ahbâb ile mülâkî olalı tam 50 sene olmuş. Türkçe’yi aruza en iyi uygulayan şâir olan Yahya Kemal, şiirlerinde hassas bir ruhun derin duyuş ve zevkini yansıtmanın yanında mısralarında bembeyaz, tertemiz bir Türkçe’yi terennüm etmiştir. Zaten kendisi de: “Türkçe ağzımda annemin sütüdür.” der.Yahya Kemal, ölümden korkmasa da çok sevdiği vatanından ve İstanbul’dan ayrılmak ona zor gelir. Bunu ‘Eylül Sonu’ şiirinde ne güzel anlatır:

 

“Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor,
Lâkin vatandan ayrılışın ızdırâbı zor.

 

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.”

 

   Lâkin şairimiz ölümün bu âlemden daha güzel bir âleme açılan bir kapı olduğunun da bilincindedir. İkinci kıt’ası bugün Rumeli Hisarı’ndaki kabrinde yazılı olan ‘Rindlerin Ölümü’ şiiri edebiyatımızdaki en güzel ölüm şiirlerinden biridir (evet, bu şiirde ölüm bile güzelleşir). Ben de ölüm yıldönümünde Yahyâ Kemâl’i bu güzel şiiriyle anmak istiyorum:

RİNDLERİN ÖLÜMÜ

Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şîrâz’ı hayâl ettiren âhengiyle.

.
Ölüm âsûde bahâr ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.

***

   Her seher bir gülün açtığı her gece bir bülbülün öttüğü serin serviler altındaki kabrine bir Fatiha da biz göndererek büyük şâirimize asûde bahar ülkesinde bir hediye vermiş olalım. Aziz Yahya Kemal! Vücudun fenâ bulsa da ismin dillerden düşmeyecektir. Çünkü sen bu kubbeye hoş sadâ bıraktın, çünkü:


” Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş. ”  (Bâkî)
                                                              (Yahyâ Kemal’in Kabri)

Tags: , ,