4
Şub

Âşıkda Keder N’eyler

   Yazar: Fahri Kaplan   Kategori: Edebiyat

    Birçok edebiyatta olduğu gibi bizim edebiyatımızda da âşık dâimâ gam içindedir. Aşk onu devâsız bir derde salmıştır ve âşık, bu hastalığın ateşiyle sürekli yanmakta, ızdırâb çekmektedir. Acaba zâhirdeki bu hâl hakîkaten böyle midir? Şeyh Gâlib’i dinleyelim:            .         “Âşıkda keder n’eyler gam halk-ı cihânındır                    Koyma kadehi elden söz pîr-i mugânındır”           Aşk medeniyetinin en büyük âşıklarından “Hüsn ü Aşk” şâiri: “Âşıkda keder n’eyler?” diyor. Yanlış mı söylüyor? Asla! Âşık aşkı yaşarken rûhunu kaplayan vecd sayesinde kederden eser bile duymaz. Bu haldeyken kederin bile ayrı bir tadı olur. Aşk, âşık için öyle bir derttir ki bin zevke tercih olunur. Yahyâ Kemal bunu ne güzel ifâde ediyor:       “Cümle lezzetten lezîz iksirsin ey zehr-i aşk    .

  Zevki derinden alan her rûh dermândan geçer”           O yüzden eller âşığı ızdırâba mübtelâ bir dîvâne sansa da âşık, zevkini aşk derdinden almanın mestliği ile madde âleminin çok fevkinde yaşar. Tabii ki böyle bir aşk, nefsânîliği aşmayı gerektirir. Günümüzde sık sık gördüğümüz şahsî dürtülerini tatmîn etme arzusundan kaynaklanan sevmenin çok üstündedir bu aşk. Fuzûlî bu iki aşkı kıyaslarken şöyle der:    “Canı kim cânânı için sever cânânın sever         .       Canı için kim ki cânânın sever cânın sever”  .        Her güzel şey gibi aşkın da madde kafesine sokulduğu devrin âşıkları! Kaçınız kendinizi “canı cânânı için seven âşık” sınıfına koyabilirsiniz. Eğer koyabiliyorsanız siz de aşkın mestliği içinde yol alıp Gâlib-misâl: “Âşıkda keder n’eyler” diyebilirsiniz. Öyle ya, sevgiliye adanmış bir can niye keder duysun ki? Can senin mi ki onu kederle heder edeceksin?          “Yoluna cânâ revân etsem gerek cânım dedim       .       Yüzüme bin hışm ile bakdı dedi cânın mı var”                                                                                                                (Zâtî)

                            Fahri Kaplan

Tags: , ,

Bu Yazı 4th Şubat 2008 Pazartesi Saat 04:57 Edebiyat Kategorisine Yazıldı. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

2 comments so far

 1 

Ya ben hergün birine aşık oluyorum ama bu aşk şairler gibi kalıcı olmuyor. Ne yapmalıyım sizce. Canana aşık olduktan sonramı kalıcı olacak

Şubat 9th, 2008 at 10:53
şûle
 2 

Sadık kardeş hata şu: demişsinki “hergün birine aşık oluyorum” .. aşık olmuyorsun, onun adı aşk değil. o duygu düşündügünden dahada yakıcı bir duygu… gerçek aşk ile tanışman dileğiyle..

Fahri Bey yazılarınızı takip ediyorum bir iki haftadır fakat yazma fırsatını yeni buldum. öncelikle teşekkür ederim sizlere.. Edebiyat konusunda çok biligisizim aslında, daha doğrusu şimdiye dek pek ilgilenmedim.. Şiire ilgi göstermeye başladığımdan beri edebî tarzda yazılar okumaktan büyük keyif almaya başladım. sloganınız çok hoşuma gitti ve yazılarınızı takip etmeye başladım.. yazılarınızın devamını merakla bekliyorum, kaleminize ve bilginize sağlık..

ne güzel söylemiş Yahya Kemal;

“Cümle lezzetten lezîz iksirsin ey zehr-i aşk

Zevki derinden alan her rûh dermândan geçer”

Şubat 9th, 2008 at 14:37

Lütfen Yorum Yaz

İsim
E-Posta Adresiniz
Websiteniz
Yorumunuz