Archive for Ocak, 2008

Oyun1game.com Bilen kazanır 3. ödüllü bilgi yarışması nihayet bugün (31.01.2008) sona erdi. Yarışmamıza 2954 cevap gelmiş ve 2638 tanesi geçerli sayılmıştır. Kazananlar son gündeki yoğunluktan dolayı bir gün gecikerek 01.02.2008 tarihinde açıklanacaktır. Şimdi kafanızda soru işareti bırakmamak için soruları burada açıklayarak çözmek isitiyoruz.

1. Soru : lkemizin etrafını çevreleyen denizlerin ismini yazınız.

1. Cevap : Akdeniz Karadeniz ve Ege Denizidir.  (Marmara Denizi Bir İç denizdir.)

2. Soru : 2+7×3-1/1=? İşleminin sonucu nedir.

2. Cevap : İşlem Sırası Olarak öncelik çarpma ve bölmeninidir, bu yüzden işlem söyle çözümlenir 2+(7×3)-(1/1)=

buradan 2+21-1=22 Cevabı bulunur.

3. Soru : Gezegenler etrafında bulunan belirli büyüklüklerdeki gök cisimlerine uydu denir. Buna göre üzerinde bulunduğumuz gezegenin uydusu nedir.
3. Cevap : Bu sorumuzunda Cevabı Dünyamızın tek uydusu olan Ay’dır. Zaten bu soruda birinci kısım  (Gezegenler etrafında bulunan belirli büyüklüklerdeki gök cisimlerine uydu denir.) bilgi ikinci kısımsa sorudur.

4. Soru : Bir maddenin birim hacminin kütlesine ……. denir.

4.  Cevap:  Bu sorununda cevabı Özkütle ve Yoğunluk Olcaktı. Her iki cevapta doğru kabul edilmiştir.

5. Soru : “Oyun1game.com Türkiye’nin ilk ödüllü oyun sitesidir.” Cümlesinin öğelerini sırasıyla yazınız.

5. Cevap : Oyun1game.com = ÖZNE   Türkiye’nin ilk ödüllü oyun sitesidir. = YÜKLEM

NOT: 1- Cevaplarda İsim, soyisim, email adresi, adres, il-ilçe Bilgileri Doldurulmadan gönderilen Cevaplar değerlendirmeye alınmamıştır. Bilginize,

Cevaplarınızın tekrar kontrol edilmesini istiyorsanız mail [a t] Oyun1game.com Adresine Cevapta göndermiş olduğunuz emailden mesaj atınız.

Herhangi bir sorun ve görüş içinde bu adresi kullanabilirsiniz.

Tags: , ,

29
Oca

Bir Yergi Ustası’ndan Nükteler

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

    Nef’î (17. yüzyıl) Türk edebiyatının en önemli şâirlerindendir. En bilinen yönü hiciv ( karşındakini yermeye yönelik şiir, yergi) yazmaya meraklı olması ve bu konudaki ustalığıdır. Ben bu yazıda Nef’î’nin bu yönünü ortaya koyan iki güzel hadiseyi nakletmek istiyorum.

      Osmanlı Paşalarının toplandığı bir mecliste söz dönüp dolaşıp yazdığı hicivlerle birçok kimseyi kendisine düşman eden muzip şâirimiz Nef’î’ye gelir. Meclistekilerden Tahir Paşa daha önce ondan dili yanmış olsa gerek Nef’î’den lâf açılır açılmaz: “Aman, anmayın şu kelbi (köpeği)” der. Tabii bu lâf döner dolaşır, Nef’î’nin kulağına gelir. Kendisine köpek denmesine içerleyen ünlü hiciv ustası bu lâfın altında kalmayacaktır elbet. Tahir Paşa’yı şu nefis dörtlükle yerin dibine geçirir âdetâ:                 “Bana kelb demiş Tâhir Efendi
   İltifâtı bu sözde zâhirdir.
   Mâlikî mezhebim benim zira
   İtikadımca kelb Tâhirdir.
      
    Tahir, kelime anlamı olarak “temiz” demektir. Mâlikî mezhebine göre köpek temiz bir hayvandır. Nef’î burada “kelb (köpek) Tahirdir.” derken maliki mezhebinin bu özelliğini vurgularmış gibi görünüyor ancak arkaplanda Tahir Paşa’ya : “Asıl köpek sensin! Sen kim benim gibi söz üstâdına laf yetiştirmek” kim diyor.              ***        17. yüzyılın ünlü şâir ve şeyhülislâmı, Nef’î’nin de yakın dostu olan Şeyhülislâm Yahyâ Efendi Nef’î’ye şu kıt’ayı gönderir:          “Şimdi hayli sühanverân içre  

       Nef’î manendi var mı bir şâir

       Sözleri Seb’a-i Muallaka’dır

       İmr’ül-Kays kendisidir kâfir”

    ( Şimdi o kadar söz ustası içinde Nef’î ayarında bir şair var mıdır? Sözleri cahiliye Arapları’ndaki Yedi Askı şairleri gibi kuvvetlidir. O şairlerden İmr’ül-Kays adlı kâfir de onun ta kendisidir.)                  Aslında şâirliğinden övgüyle bahsedilen bu dörtlükteki kâfir kelimesine Nef’î içerlemiş olsa gerek ki Şeyhülislâm Yahyâ Efendi’ye cevap olarak aşağıdaki kıt’ayı yazar:  Bize kâfir demiş müfti Efendi
   Tutalım ben diyem ana müselman
   Varıldıkda yarın ruz-ı cezaya
   İkimiz de çıkarız anda yalan”
     
      (Müftü Efendi bize kâfir demiş. Şimdi ben de tutup ona  Müslüman desem yarın mahşer yerine vardığımızda ikimiz de sözümüzde yalancı çıkarız.)                           ***

         Nef’î elbette bu hicivlerden ibaret bir şâir değildir. Başkalarını ve kendisini övmede de üstüne yoktur bu büyük söz üstâdının. İskender Pala Nef’î’den şöyle bahseder: “Öven, övünen, söven bir şâir.” Tabii Nef’î’nin bu özelliklerinin yanında düşündüğünü ifade etmekten çekinmeyen çok samimî bir yüreği olduğunu da belirtmek gerek. Ancak herkesi yermiş olması ona çeşitli düşmanlar kazandırmıştır. En sonunda padişah IV. Murad kendisine hiciv yazmayacağına dair yemin ettirmiştir. Ama Nef’î bu, rahat durabilir mi? Vezir Bayram Paşa’yı hicvedince sarayın odunluğuna kapatılır. Artık şairin düşmanlarına gün doğmuş, onu cezalandırma fırsatı bulmuşlardır. Vezir Bayram Paşa da kendisine yapılan hakareti hazmedemez ve Nef’î hakkında idam kararı verilir. İdamı açıklamak için siyah tenli bir haremağası Nef’înin yanına gelir. Şairin haline acıyan haremağası Nef’î’ye der ki: “Al şu kâğıdı kalemi saraya bir dilekçe yaz. Ben de elimden geldiğince sana destek çıkar, seni bu cezadan kurtarmaya çalışırım.” Nef’î de kâğıdı eline alır, tam yazacağı sırada kalemin mürekkebi kâğıda damlar ve büyük bir siyah leke oluşturur. Nef’î de diline gelen nükteyi kaçırmaz ve haremağasının siyah tenini kastederek: “ Ağa hazretleri mübarek teriniz kâğıda damladı.” der. Bu söze sinirlenen haremağası da kağıdı buruşturur ve : “Var a köpek, sen ölümü hak etnişsin.” diyerek şâirin suratına fırlatır. Böylece Nef’î eline geçen bu son fırsatı da tutamadığı dili yüzünden hebâ eder ve sonrasında idam edilir. Ancak geriye adını gökkubbede ölümsüz kılacak şiirler bırakır. Mevlâ rûhuna rahmet eyleye.                                                                                              Fahri Kaplan

Tags: ,

29
Oca

Gök Bilimi = Astronomi – Tarihi

   Yazar: İbrahim ARSLAN    Kategori Astronomi

Astronomi Takvimi

(Eski Mısır Takvimi)

Gök Bilimi (Türkçe Sözlük Anlamı): Gök cisimlerinin konumlarını, hareketlerini, birbirine olan uzaklıklarının ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını inceleyen bilim, felekiyat, astronomi.

Bunlar ikisi de aynı anlama gelen bilim dalının adlarıdır. Ben yazımda daha çok dilimize Fransızcadan geçen (astronomie) astronomi kelimesini kullanacağım.

Astronomi bilimi eski çağlardan beri insanların yaşadıkları ortamı anlama konusunda kullandıkları en eski bir bilim dalı olarak bilinir. Arkeolojik bulgular en eski çağlarda bile insanların gökbilim hakkında bilgileri olduğunu ortaya koymaktadır. Neolitik çağda bile insanlar ekinoksların periyodik karakterini, mevsimlerle ilişkisini ve bazı takımyıldızları bilmekteydiler. Modern gökbilim gelişimini, özellikle antik çağdaki ve onları izleyen matematikçilere ve Ortaçağ’ın sonunda keşfedilmiş gözlem aletlerine borçludur. Başlangıçta ayrılmaz bir ikili ya da paralel olarak ilerleyen Astroloji ve gökbilim zamanla yollarını birbirlerinden ayırmak zorunda kalmışlardır. O çağlarda çünkü astronomlar hem gök bilimiyle hemde astroloji ile ilgileniyorlarmış, ve her kralın gelecekten haber veren kahinleri (astronomları) bulunuyormuş.Yararlanılan Kaynaklar:

Wikipedia Özgür Sözlük

Fotoğraf: Hacettepe Üniversitesi Bilim Tarihi

Tags: ,

27
Oca

Bilen Kazanır

   Yazar: İbrahim ARSLAN    Kategori Genel Güncel

Oyun1game.com Bilen Kazanır 3. Ödüllü Bilgi Yarışması 

OYUN1GAME.COM ödüllü bilgi yarışması yenilendi; Yeni yılda siz sevgili ziyaretçilerimize daha fazla hediye vermek ve bilgi birikimlerinize katkıda bulunmak için sizlere kaynak kitaplar kazandırmak istiyoruz. Bu hediyeleri dağıtırken sloganımız “BİLEN KAZANIR” olacaktır. Hepinize başarılar.

Bu ayki sorular.

1- Ülkemizin etrafını çevreleyen denizlerin ismini yazınız.
2- 2+7×3-1/1=? İşleminin sonucu nedir.
3- Gezegenler etrafında bulunan belirli büyüklüklerdeki gök cisimlerine uydu denir. Buna göre üzerinde bulunduğumuz gezegenin uydusu nedir.
4- Bir maddenin birim hacminin kütlesine ……. denir.
5-“Oyun1game.com Türkiye’nin ilk ödüllü oyun sitesidir.” Cümlesinin öğelerini sırasıyla yazınız.

Yarışma Şartları ve Sorular

1- Bir ay içerisinde verilecek toplam ödül 120 YTL ve 10 adet (Bilim Teknik/Bilim Çocuk) dergidir.

2-     0-14 yaş arası yarışmacılarımıza Bilim Çocuk, 15-üzeri yarışmacılarımıza ise Bilim Teknik Dergisi gönderilecektir.

3-     Soru sayısı yarışma öncesinde saklı tutulacaktır.

4-     Yarışmadan ödül alabilmeniz için cevaplama kısmındaki kimlik ve adres bilgileri mutlaka doldurulmalıdır.

5-     Yarışmaya herkes katılabilir.

7-     Yarışmalar her ay değişerek devam edecektir.

Ödüller

1- Yarışmada üç kişiye (50 YTL, 40 YTL, 30 YTL) para ödülü, on kişiye ise Bilim Teknik /Bilim Çocuk dergisi gönderilecektir.

2- Ödüller, Doğru cevabı birinci gönderene 50 ytl, ikinci gönderene 40 ytl üçüncü gönderene 30 ytl, onuncu gönderene Bilim Teknik / Bilim Çocuk yirminci gönderene Bilim Teknik / Bilim Çocuk şeklinde yüzüncü cevaba kadar, on ve onun katlarına belirtilen hediyeler ve ara değerlerdeki doğru cevaplara da ufacık tefecik sürpriz hediyeler gönderilecektir.

3- Yarışma her ayın ilk cumartesi günü başlayıp son günü sona erecek ve ardından ödüller sonraki ayda kazananların adreslerine gönderilecektir.

25
Oca

Diş Sağlığı

   Yazar: admin    Kategori Sağlık

Çocuk Diş Sağlığı

0-6 yaş arası dönemi kapsar. Bu dönemde çocukların ağzında hijyene pek dikkat edilmediğinden ya da nasıl olsa ileriki yaşlarda yenilerini çıkacağı aileler tarafından bilindiğinden çocukların ağzı korunaksız olur ve buda dişleri çürüten bakterilerin üremesi için hazır ortam sağlanmış olur. Çok küçük yaşlarda süt dişlerin kaybedilmesi ileriki yaşlarda çocuğun çıkaracağı dişlerin dizilişinde olumsuz etkiler bırakır. Yeni çıkan dişler boş kısımlarda da düzensiz olarak gelişerek ağız yapısında kötü görüntüye sebep olur. Bunun için küçük çocuklara süt içirip mama yedirdikten sonra mutlaka su verilmeli, ve biraz büyüyünce (iki – üç yaşından sonra) diş fırçası kullanmaya alıştırmalıyız.

Çocukluk Sonrası Diş Sağlığı

Bu dönemde de çocukların baş düşmanı şekerli yiyeceklerdir. Şekerli unlu gıdalara bakteriler yapışarak oralarda ürerler ve bu durumda vücutta florür bakımından zayıfsa çürüme hızlanır. Ama bu gıdaları öğünlerde yiyip arkasından da dişlerimizi fırçalar ve diş ipiyle de aralarını temizlersek bu tür sıkıntılardan büyük oranda uzaklaşırız. Ayrıca belirli aralıklarla diş doktorumuzu ziyaret edersek bu sıkıntıdan kurtuluruz. Yoksa çürük dişler ağrıdığında bize çok büyük ağrılar yaşatırlar.

 

Diş Ailesi Dişleri Tanıyalım

25
Oca

Fenerbahçe’nin Sevilla Karşısında Şansı

   Yazar: admin    Kategori Spor

Birçok Fenerli Sevilla ile eşleşmelerine seviniyor. Peki gerçekten Sevilla sevinilecek bir kura mı? Açıkçası ben öyle düşünmüyorum. Sevilla belki  Barcelona, Chelsea, Milan kadar ismi olmayan ama en az onlar kadar tehlikeli bir takım. Eğer gününde olurlar, maça iyi hazırlanırlarsa – ki Şampiyonlar Ligi maçlarına ayrı bir önem veriyorlar.- rakiplerini sahadan silen bir futbol sergiliyorlar. Özellikle İspanya’daki maçta çok tehlikeli bir Sevilla bekliyor Fener’i. Bu yüzden Fener, Sevilla’yı elemek istiyorsa Kadıköy’de en az iki farklı galip gelmelidir. Hatta bu bile yeterli olmayabilir. Eğer Fenerbhaçe işi İspanya’ya bırakırsa akıbeti düşünmek bile istemiyorum.     Sevilla, genç, istekli ve dinamik bir ekip. Takım içi uyum çok iyi. Gol yememeden çok gol atmaya önem veriyor. Ve gol atma konusunda da oldukça rahatlar. Ben Sevilla’nın Şampiyonlar Ligi’nde  bu yılın sürpriz takımı olacağını düşünüyorum. O yüzden kupayı alsa bile asla şaşırmam. Bu yüzden Fenerbahçe’nin hiç de iyi bir kura çekmediği düşüncesindeyim.      Kupadaki asıl favorim Liverpool. Ligde yaklaşık 20 senedir vasat bir performans sergileyen bu İngiliz ekibi, Şampiyonlar Ligi’nde gerçekten göz kamaştırıcı bir oyun sergiliyor. İlk 3 maçta sadece 1 puan alan Liverpool, iyi motive olduğu diğer 3 maçta 16 gol atarak gruptan çıkmasını bildi. Özellikle Anfield Road’dan kolay kolay çıkabilecek bir takım göremiyorum. (Belki İngiliz bir rakiple eşleşirse bu durum değişebilir.) 

     Hasılı ara transferde bugüne dek gerekli transferleri yapmayan, kadrosunu zenginleştirmeyen Fener’in bu hâliyle Sevilla karşısında işinin çok zor olduğunu itiraf etmek gerek. Ancak futbol her sonuca açık bir oyun. Bu yüzden onu çok seviyor, ondan çok keyif alıyoruz. Bekleyelim ve görelim bu güzel oyun yeni bir güzellik yapacak mı Türk futbolu için?

                                                                        Metin Topçu

Tags: ,

24
Oca

Söz Sultanları’nda Aşk

   Yazar: admin    Kategori Edebiyat

Şâirin en büyük aşkı gökkubbeye bırakacağı bir hoş sadâdır. Zaten o hep bu hoş sadâyı yakalamak için kelimelerle mısralar, beyitler, şiirler yazar. Zira bilir ki boş sadâ kaybolur ancak hoş sadâ bâkî kalacaktır. O yüzden şâirler bir güzel sözün, bir güzel sesin peşinden aşkla koşarlar. En büyük ses şâirlerimizden, Kanûnî devrinin yüzakı, şâirler sultanı (Sultânü’ş-Şuarâ) Bâkî bakın ne diyor:“Avazeyi bu aleme Davud gibi sal
Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş”
  Devrinde yaşayan nice devlet adamının bugün adlarının anılmadığını gözönüne alırsak adını hoş sadâsı ile gökkubbeye nakşetmiş Bâkî’nin ne kadar haklı olduğu ortadadır.    20. asra geldiğimizde mısralarında sözün mûsikîye dönüştüğü şâirimiz Yahyâ Kemâl, saf şiirin kaynağı olan güzel sese aşkını bir rubâîsinde şöyle anlatıyor:“Yâ Râb ne müsavâtı ne hürriyyeti ver
Hattâ ne o yoldan gelecek şöhreti ver
Hep neşve veren aşkı terennüm dilerim
Ya Rab bana bir ses yaratan kudreti ver”

Büyük şâirlerimize bir de bu yönden bakarsak onlara böyle güzel sözleri söyletenin aşkın ta kendisi olduğunu görmüş oluruz.                                                                          Fahri Kaplan

Tags:

24
Oca

Fuzûlî’de Aşk

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

Aşkın bir diğer çeşidi de aşka âşık olmadır. Evet, edebiyatımız bu konuda da güzel örneklerle doludur. Bunu en iyi edebiyatımızın en büyük şairlerinden, şiirlerinde aşkın ızdırâbını mukaddesleştirerek sanatta zirveye ermiş Fuzûlî’de görürüz. Fuzûlî aşk derdini talep ettiği bir beytinde der ki:

Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcumdan tabîb
Kılma dermân kim helâküm zehri dermânundadur

.
(Aşk derdiyle hoşum ey tabip bana ilaç verme, derdime derman olma. Çünkü beni helâk edecek şey, derman dediğin o zehirdedir.)      Fuzûlî aşk derdinden hasta olmuş. Ama onun diğer hastalardan mühim farkı var. O, hastalığından kurtulmak istemiyor. Aksine hep bu hastalıkla yaşıyor ve bu hastalıktan kurtulmanın kendisi için aslında ölüm olduğunu söylüyor. Bir başka beytinde de Fuzûlî Allah’a şöyle yalvarır:

.

“Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ meni 
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ meni”
.

( Ya Rab aşk belasıyla içli dışlı kıl beni, bir dem aşk belasından ayırma beni)  

.

    Bu dünyayı mihnet yurdu görmüş Fuzûlî. Tâ ki özge yerlerde özge safâlar sürebilsin. İşte bunu terennüm ettiği beyti:

.

“Gelin ey ehl-i hakikat, çıkalım dünyadan
Gayr yerler görelim, özge safalar sürelim”

.

İşte Fuzûlî’de gördüğümüz aşk, aşkın kendisine, aşkın kendisinde olan derde aşktır. Demek ki aşk  öyle tatlı bir belâ ki onu tadanın gözü başka şey görmüyor.

                                                                                                   

                                                                             Fahri Kaplan

Tags: ,

24
Oca

Yunus’da Aşk

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

    Yunus Emre’nin edebiyatımızda şüphesiz ki apayrı bir yeri vardır. O basit gibi görünen ifadelerle gönlün en derin sırlarını söylemiş müstesnâ bir şahsiyettir. Yunus’un aşkı her türlü beşerî aşkın ötesinde gönlünde Hakk’ın tecellîleriyle mest olmuş bir dervişin Mevlâ’ya olan aşkıdır. O, Mevlâ’ya öyle âşıktır ki bu aşkın karşılığında cennetin bile kendisi için hedef olmayacağını söyler ve tek arzusunun Hakk’a kavuşmak olduğunu şu enfes dörtlükte belirtir:

Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni gerek seni

    Ey Yunus! Şimdi arzuladığın vuslata ermiş bir şekilde gönlünün sırlarını orada da nasıl döküyorsun kimbilir? Şu üç günlük dünyâda bunları gören sen özge diyarlarda nice ufuklara yelken açıyorsun kimbilir? Selam olsun sana! Teşekkürler, bize bıraktığın bu eşsiz mirasa.                                                                                           Fahri Kaplan

Tags: , ,

24
Oca

MECNÛN’DA AŞK

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

    Aşkın faklı tecellîlerinden bahs açmıştık. İşte kimin söylediğini bilmediğimiz, divân şiirinin gülbahçesinden bir yaprak olan şu beyit Mecnûn’da Leylâ aşkının ne derecede olduğunu gösteriyor bize:

“Mekteb-i aşk içre Mecnun ile birlikte okudum
Ben mushafı hatmeyledim Mecnun velleyl’de kaldı.”

    Mânâ murâd olundukta: “Mecnun’la aynı aşk mektebinde okuduk. Ben Kur’ân’ı hatmettim, o ise “Ve’l-Leyl” ayetinde kaldı.”

    “Ve’l-Leyl” Leyl sûresinin ilk ayetidir. Mecnûn bu ayete gelince Leylâ’yı hatırlıyor ve heyecândan dili tutuluyor, okumaya devam edemiyor. Bu göze abartılı bir sevgi gelebilir ama aşk da budur zaten. Herşeyden geçip de sevmek. Ve âşık, bir mecnûndur. Mecnûn ise deli demektir; aşk delisi. Ve iradesi elinden gitmişi ayıplamak da mümkün değildir. Ne diyordu Nef’î:

    “Âşığa tân eylemek olmaz mübtelâdır neylesün”     İşte Mecnûn’da da aşk böyle tecellî ediyor.

                                                          Fahri Kaplan

Tags: , , , ,

24
Oca

Akıncı’da Aşk

   Yazar: Fahri Kaplan    Kategori Edebiyat

    Aşk, çok geniş bir kavram. Onu sadece karşı cinse olan alâka (beşerî aşk) olarak düşünmemek lâzım. Evet beşerî aşk da aşktır ancak aşkın sadece bir çeşididir.Şahsî sayfama da eklediğim bir şiirimde aşk için şunları söylemiştim:


“Aşk iledir varsa rind gönülde keyf
Ulemâda kalem akıncıda seyf”
    Evet aşkın çok farklı tecellîleri olabiliyor. Aşk Mecnûn’da Leylâ’ya, Yunus’da Mevlâ’ya, âlimde ilme, akıncıda gazâya yönelebiliyor. Edebiyatımızda akın aşkını işleyen çok güzel şiirler vardır. Bunlar içinde en müstesnâlarından biri de Kırım Hanı Gazî Giray’a ait bir gazeldir. Baştan sona akın aşkıyla dolu olan bu şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum. Akıncıdaki aşkı anlamak için sanırım bu şahâne (şâha yaraşır) gazeli okumak yeterlidir. İşte o enfes şiir:

GAZEL-İ GÂZî GİRAY HAN ALEYHİ’R-RAHMETİ VE’L-GUFRÂN

Râyete meylederiz kâmet-i dil-cû yerine
Tûğa dil bağlamışız kâkül-i hoş-bû yerine

Heves-i tîr ü keman çıkmadı dilden aslâ
Nâveg-î gamze-i dil-dûz ile ebru yerine

Süreriz tîğimizin zevk ü safâsın her dem
Sîm-tenlerle olan lezzet-i pehlû yerine

Gerden-i tevsen-i zîbâda kutâs-i dil-bend
Bağladı gönlümüzü zülf ile gîsû yerine

Severiz esb-i hünermend-i sabâ-reftârı
Bir perî-şekl sanem bir gözü âhû yerine

Gönlümüz şâhid-i zîbâ-yı cihâda verdik
Dil-ber-i mâh-rub ü yâr-i perî-rû yerine

Seferin cevri çok ümmîd-i vefâ ile velî
Olduk âşüftesi bir şûh-i cefâ-cû yerine

Olmuşuz cân ile billâh Gazâyî teşne
Kanını düşmen-i dînin içeriz su yerine

Gâzî Giray

 

***                                                   Fahri Kaplan

 

Hâmiş: Şiir metni “Yeni Ümit” dergisinin web sitesinden alınmıştır. (aslı için bkz. http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/altin-nefesler-826)

Tags: ,