2
Tem

Açız ve Âciz

   Posted by: fahrikaplan   in Edebiyat

     Baktığın pencereler hayatı aralıyor mu sana? Geniş bir dünya mı sunuyor, dar ufuklara mı hapsediyor? Girsene aşkın ummanına, boğulsana!

     Zor! İnsanın kendini bulması ne kadar zor! Çileli yolculukları göze alabilir mi âciz beşer? Âcizim, âcizsin, âciz. Ama unutma! Aslında aczimizde gizliyiz.

    Açız ve âciz. Bilmiyorum kaçın kurasını çekmekteyiz. Kaçıncı gemi kalkıyor limandan, bilmiyorum. Ben hesap uzmanı değilim, hesabımı hesaplayacaklara bırakmak mıdır kaderim? İki kere iki dördü bilmekten âciz bir açız. Açız her zamankinden çok ve âciz.

    Kavuşmak, müşkül. Alışmak, ateşe alışmak… Ateşe alışmış belli kül. Ancak kül alışmış ateşe, yalnız kül. Sen de kül gibi kavrul; sonra savrul, dağıt kirlerini. Kirlerini bilinmez bir boşluğa at. Hayatına yeni hayatlar kat.

    Dîvaneyim, dîvâne değilsin, dîvâne değil. Galibâ yalnız benim bu âlemin delisi!

    Aklı yele verişimin tatlı isyânını telaffuz edeyim yine: Güyâ dîvâne olmuşum, akıl benim kime ne!

 

                                                         Fahri Kaplan

Tags: ,

1
Tem

Güzellik ve Çirkinlik Üzerine

   Posted by: Doğan ÖZÇELİK   in Genel Güncel

 genkzmyalkadnmdj11.gif

   Güzel…

      Çirkin…

            Nedir güzel ve çirkin?

     Bir gün güzellikle çirkinlik karşılaşmışlar deniz kenarında. Beraber denize girelim demişler; girmiş, yüzmüşler. Ama çirkinlik önce çıkıp güzelliğin elbiselerini giyip kaçmış. Ondan sonra görenler hangisi güzel hangisi çirkin hep karıştırmış. Sadece, güzelliği elbiselerde değil de özde arayanlar bu ayrımı doğru yapabilmiş.

      Güzellik…

            Çirkinlik….

                    Tekrar soralım nedir güzel, nedir çirkin?

    Güzellik gönül işidir. insan gözüyle karar vermeye çalışırsa hep hata yapacaktır.Zira sevgi, aşk göze inmeyecek kadar yücedir. Boya değil altındaki sevilir, elbise değil içindeki beğenilmelidir. Unutmamak gerekir ki boya silinir, elbise eskir… Öz aynı kalır; güzelse güzel, çirkinse çirkin…

   Güzellik…

          Çirkinlik…

                                               Görünmek değil bürünmektir…

Tags: , , ,

30
Haz

El Değmemiş Sözleri Ararken

   Posted by: fahrikaplan   in Edebiyat

    Hatıralarla tesellî bulurduk lâkin artık hatıralar da tesellî vermez oldu. Bilmiyorum ne yapsak ne etsek de şu yaz sıcaklarında tenimizle beraber kavrulan ruhumuzun yarasını sarsak. Ne yapsak, ne yapsak!..

    Daha çok yazsam, daha çok dertleşsem “Lâfistan”daki dostlarla. Bilmiyorum tatile mi çıksam alıp başımı; gitsem  uzak, kimsesiz diyârlara. Bazen içimden bir ses en iyi zamanın yaşadığım zaman olduğunu söylese de geçmiş, gelecek hep birden hücum edince bilemiyorum ne yapacağımı. Başka yerlerde, başka maceralar arıyorum. Ama nerde olursam olayım, kendimden kaçamıyorum. Yok öyle değil, kaçmıyorum. Kendini bilen niye kaçsın ki kendinden?

    İnsanın hiç bir ânı sabit değil.  Dışarda bir değişim var, görüyoruz. İçimizse, dışımızdan da hızlı değişiyor. Her gün ruhumuzdan kopan bir parça ya hatıra denizine karışıyor ya da oraya bile varamadan unutulup gidiyor. Bilmem ki bu unutuşlar mıdır bizi eksik bırakan?

    Doğ! Bir sabah güneş senden sonra doğmanın utancını yaşasın. Sen, bugün kendinle başbaşasın. Ruhunla beraber doğuyorsun, karanlığı güneşten önce sen boğuyorsun. Güneşin işi dışardakiyle, oysa senin derdin içindeki karanlık; doğuyorsun bir anlık, boğuyorsun içindeki zulmeti. Şiir tadında nesir yazarken ve içinde hisler kıpır kıpır azarken çözüyorsun ruhuna ilmek ilmek atılmış düğümleri. Fezânın en tatlı boşluğunda yürüyorsun ne ileri ne geri; ne geri ne ileri.

    Ey okuyucu, saçmalık sanma bu sözlerimi! Bunlar, el değmemiş sözleri arayan şairin çilesinin eseri.

    Güyâ dîvâne olmuşum, akıl benim kime ne!

                                

                                                 Fahri Kaplan

Tags:

25
Haz

Avrupa Yakası’na Ağıt

   Posted by: fahrikaplan   in Edebiyat, Genel Güncel, Televizyon

Avrupa Yakası’nın Bitişi İçin Söylediğimdir…

… 

Şimdi gülmeler bitti, ağlamanın tam sırası,

Tarih oldu Burhan Altıntop’un her mâcerâsı.

Aslı, Volkan, Şâhika, Cem o diyârda kaldılar;

Şen gözlere görünmez oldu Avrupa Yakası.

.

               Fahri Kaplan

Tags: ,

24
Haz

Avrupa Yakası Bu Akşamki Finalle Ekrana Veda Ediyor

   Posted by: metintopcu   in Televizyon

 

   Avrupa Yakası severlerin yüreği cız ediyor bu başlığı okuyunca biliyorum. Burhan, Volkan, Şahika, Aslı, Dilber Hala, Cem, Fatoş, Tanrıverdi, Yaprak, Osman ve diğerleri o kadar bizden biri olmuşlardı ki… Ama her güzel şey gibi Avrupa Yakası da nihayete eriyor. Birkaç yıl daha devam edebilir miydi? Evet, edebilirdi. Ama bitiyor. :( Bir Burhan Altıntop kolay yetişmiii halbuki, 37 sene gerekiyor yetişmesi için.;)

    Lâfistan’da lâfı daha fazla uzatmadan final bölümünün özetine geçelim efendim:

Makbule’nin kına gecesinde bütün kızlar toplanmışlardır. Ancak ertesi gün banyoda pozitif sonuçlu bir hamilelik testi bulunur ve işler karışır! Acaba bebek bekleyen kimdir?

Burhan Altıntop düğün ve pırlanta yüzük bütçesiyle cebelleşmektedir. Bu esnada muhallebiciye gelen oyuncuya Issız Adam filmini seyretmediği için rezil olur ve yakında Aslı’nın röportaj yapacağı Cem Yılmaz’la tanışıp kanka olmayı ve ofis ekibinin gözündeki karizmasını parlatmayı kafaya
koyar!

Volkan artık bir yol ayrımındadır. Hem Şahika’yla ilişkisi, hem geleceği konusunda ümitsizliğe kapılmak üzeredir. Son bir deneme olarak muhallebiciyi ünlülerin uğrak yeri yapmaya karar verir. Bu amaçla yaptığı planlardan birine Emel Sayın, istemeden de olsa dahil olur.

Sokağa dadanan tuhaf dilenci herkesin dikkatini çekmiştir. Dursun kafayı bu evsiz adama takar ve hem lüks hayatının hem de dilenme tekniklerinin takipçisi olur. Bu esnada Osman, Aslı’yla ilgili bazı gerçekleri öğrenir ve küplere biner. Onun raconuna göre büyük hata yapmış olan Aslı, artık
dizinden vurulmayı hak etmiştir!

Makbule uzun zamandır kullandığı deterjanın piyasadan kaldırıldığını öğrenip, imalathaneye gider ve deterjanın yaratıcısıyla tanışır. Makbule’nin hayatında acaba bambaşka bir ruh eşiyle yepyeni bir sayfa mı açılmak üzeredir?!

Meryem ve Osman bir an önce nişanlanmaya karar verirler. Evlilik haberini alan Meryem, artık ihtiyaç hissetmediği Dilber Hala’ya eskisi kadar yakın değildir. İhanete uğradığını hisseden Dilber’in yardımına beklemediği biri koşacaktır.

(Özet, atv.com. tr’den alınmıştır)

Tags: , , , ,

5
Haz

YENİDEN BAŞLAMAK İÇİN BAŞLANGIÇLARA BAŞLAMAK

   Posted by: umudadavet   in Genel Güncel

                      Uzun bir ara düşünmeye bile zaman ayıramadım desem  tabiki mübalağa yapmış olurum; çünkü düşünmediğimiz bir anın varolduğuna katılmayan benim bu ifadeyi kullanmam tutarsızlık olur. Ama yoğunluğumu edebiyata sığınarak  ancak böyle ifade edebilirdim. Her yazıseverde olduğu gibi bende de yazı vaz geçilmez bir yere sahip. Okumak ve yazmak bir çocuğun elma şekerinden aldığı zevkten daha fazlasını bana vermekte. Aslında sevilen her şey sevene bu denli tatlıdır. Artık bende bu sitedeki güzel insanlar arasında olmak istiyorum. Güzel  olamasak da güzeller arasında olmak da çok güzel…

          Kendisini ağabeyim kadar yakın gördüğüm FAHRİ KAPLAN ağabeyimizin bize böyle bir şeyi layık görmesiyle; biraz onu kırmamak biraz da yalnız kalmamak için biz de birkaç kırık dökük beyanda bulunmak üzere inşallah bundan sonra olabildiğince bu sayfada olmaya çalışacağız. Gerçi kimlerle bu işi yapacağımı pek bilmesem de kendisini yakından tanıdığım Fahri ağabeyimle aynı sayfada olmak büyük bir şeref. Türkçe aşığı bu güzide insanın yanında yazmak ciddi titizlik ister. Oysa kendisinin tabiriyle uyduruk bir dil kullanmaktan öteye gidemediğim için şimdiden kendisinden gelecek her türlü eleştiriyi  kendimi geliştirmek adına bir fırsat bekler gibi bekleyeceğim.  Ümit ederim ki düşüncelerimizin dışa vurumu olan olan cümlelerim okunmaya değer olurlar ve biraz olsun fayda mülahaza teşkil ederler.  Layık olmak ümidiyle…

                                                                         Mevlüt KARAKAPLAN

1
Haz

Şampiyonluk Bizim Kupa Bizim

   Posted by: metintopcu   in Genel Güncel, Spor

 

      Lig’de ve Türkiye Kupası’nda mutlu sona ulaşarak 2008-2009 futbol sezonuna damgasını vuran Beşiktaş, dün İnönü’de düzenlenen muhteşem törenle şampiyonluk kupasını havaya kaldırdı.

     Beşiktaş’ın 6 yıl sonra gelen şampiyonluğu Türkiye’nin heryerinde coşkuyla kutlanıyor.

     Ne mutlu Beşiktaşlıyım diyene!

     .

     Beşiktaşlıyız Beşiktaşlı!

     Anlayamaz kimse bu aşkı

     Bekçisiyiz kopa kıyamet

     Siyah Beyaz bize emanet.

Tags: , , ,

29
May

Kendi Gök Kubbemiz ve (K)öksüzlük

   Posted by: fahrikaplan   in Edebiyat

 

     Bizi biz yapan pek çok şeyden yüz çevrildiği bir devirde bir şair “Kendi Gök Kubbemiz” altında yaşadığımız en mesut demleri yâd ediyor, geleceğe yön vermek için ruhlarımızın muhtaç olduğu mâzîden alınacak ilhâmları bize sunuyordu. Mâzîye saplanıp kalmış bir adam değildi. Ama kendi kültür ve medeniyetine sırt çevirerek hiçbir atılımın yapılamayacağının da farkındaydı. Kendisini harâbîlik (harâb olmuş şeylerle uğraşma) ile suçlayan Ziya Gökalp’e verdiği şu cevap onun maziye dönüşünün istikbâle açılan bir kapı olduğunu bize gösteriyor:

         Ne harâbîyim ne harâbâtîyim  /                    Kökü mâzîde olan âtîyim.  

         Ya şimdi bu köksüzlük nedir cancağızım! Ya bu şuur ve idrâk kaybı nedir? Niye bu gençliğe sahip çıkılmaz? Niye nesiller “Kendi Gök Kubbemiz”in atmosferinden habersizdir?       TRT 2’de her pazar akşamı yayınlanan, bir çok akademisyenin Yahya Kemal’i anlattığı programda akademisyen bir milletvekilimiz –ismini hatırlayamadığım için özür dilerim- özetle şunları söylüyordu:   .

    “Almanya’da Goethe bir dönem ders olarak okutulmakta, bir genç Goethe’yi bilmeden üniversiteyi bitirememektedir. Çünkü  Goethe’yi anlamak Alman medeniyetini, Hıristiyan Batı medeniyetini anlamak demektir. Bizim üniversitelerimizde çoğunlukla önceki öğretilenlerin tekrarı olarak okutulan Türk Dili dersi yerine bir dönem Yahya Kemal anlatılsa, gençlerin onu okuması sağlansa  gençliğin ufkunun gelişmesi, kendi iklimini  idrak etmesi  yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır. Çünkü Almanya için Goethe neyse bizim için Yahya Kemal odur. O, bizim medeniyetimizin şairidir.       .

       Biz edebiyatımızda aşk deyince Faruk Nafiz’i, din deyince Mehmet Âkif’i, derinlik deyince Necip Fazıl’ı, milliyetçilik deyince Ziya Gökalp’i hatırlarız. Yahya Kemal’in şiirinde ise bunların hepsi en güzel hâliyle mevcuttur.”

.

            Kültür hazinemiz olan eserleri kütüphanelerin tozlu raflarına terk ettikçe gelişmemiz, dünya devlet ve medeniyetleri arasında geçmişte ulaştığımız yerlere ulaşmamız ve yeni ufuklara yelken açmamız mümkün değildir. Hiçbir bina temelsiz kurulmaz, hiçbir meyve tohumsuz yetişmez.           Ey okuyucu! Üç kıtaya ikliminin anber kokusunu götürmüş bir milleti böyle sıradan hâle düşüren sanma ki dünyanın parasıdır. Bil ki bağrımızda kanayan şey, köksüzlüğün yarasıdır. Kökünden kesilmiş ağaca benzediğimizden olsa gerek bazı saatler içimizi dayanılmaz bir acı sızlatıyor. Böyle demlerde hâlimize yine “Kendi Gök Kubbemiz”den mısralar tercüman oluyor:  
  .
          Kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
        Bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
        Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;
        Budur âlemde hudutsuz ve hazîn öksüzlük.
        Sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı,
        Kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
  
 
       Rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda.

        Ne yazık! Doğmuyoruz şimdi o topraklarda!

Tags: , ,

28
May

Avrupa’nın Kralı Barca

   Posted by: metintopcu   in Spor

 

    Dün akşam oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde Barcelona Manchester United’ı ezici bir oyunla 2-0 yenerek kupaya ulaştı. Barcelona’nın golleri Etoo ve Messi’den geldi. 9 golle Şampiyonlar Ligi gol kralı olan Messi maç öncesindeki Messi mi Ronaldo mu sorusuna en güzel cevabu verdi. Maçı yorumlayan Rıdvan Dilmen’in dediği gibi: “Şu an dünya üzerindeki futbolcular ikiye ayrılıyor. Messi ve diğerleri…”

    Barcelona böylece Avrupa’nın en büyük kupasını 3. kez kazanmış oldu. Tebrikler Barca!

Tags: , ,

27
May

Tebrikler Luce!

   Posted by: metintopcu   in Spor

 Lucescu pişmanlığı ilk değilmiş...

   Galatasarayla Süper Kupa’yı aldı, şampiyon oldu, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynadı gönderildi. Beşeiktaş’la şampiyon oldu, UEFA Kupası’nda çeyrek final oynadı gönderildi. Türkiye’den ayrılınca Shakhtar Donetsk’in yolunu tutan Lucescu 5 yılda 3 şampiyonluk yaşadı.

    Ve geçen hafta tekrar Türkiye’ye geldi Lucescu. Ancak bu sefer bir Ukrayna takımının, Sahakhtar Donetsk’in başında. Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanan UEFA Kupası finalinden zaferle ayrıldı.  Tebrikler Luce! Seni gönderenlere güzel bir ders verdin. Tüm bu başarılarına rağmen o mütevazi ve olgun tavrın gerçekten takdiri hakediyor. Umarım bir gün tekrar Türkiye’ye dönersin.

Lafistan.com Gizlilik Politikası